Haber Detayı
Cotton Box, Türk Malı damgasıyla dünyaya yayılmaya devam ediyor
Marka yolculuğuna 18 sene önce çıkan ve bugün 70 ülkeye kendi markası ile ihracat yapan Cotton Box, sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği gibi uygulamaları temel alarak kurduğu yeni tesisi ile pazar yelpazesini genişletme çalışmalarına devam ediyor.
DUYGU GÖKSU / DENİZLİ Bugün, 70 ülkeye ihracat yapan Cotton Box’ın hikayesi 1980’li yıllarda çarşıda, senetle, borçla açılan bir manifatura mağazasında başladı.
Uzun yıllar perakende kumaş satışı yapan Sümaş Tekstil, 18 yıl önce Cotton Box ile çıktığı markalaşma yolculuğunu bugün Türk Malı damgası, kendi markası ve dünyanın her köşesine yayılma hedefiyle sürdürüyor.
Manifaturanın kan kaybetmeye, hazır giyim ve konfeksiyon karşısında yenik düşmeye başladığı 1990’lı yıllarda ev tekstilinin de stok ve outlet kısmına evrildiğini söyleyen Cotton Box Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Turgut, “2007’ye kadar devam eden bu süreçte, Türkiye’nin her yerinde, bütün pazarlarında, kiloluk ürünleri satan tezgahlarda, stok ev tekstili satılmaya başlandı. 2008’de tecrübelerimizin üzerine kendi ticaret kültürümüzü ekleyerek fason üretim yerine marka yatırımı yapmaya karar verdik ve kolları sıvadık.
Artık dünyanın küçüldüğünü, her yerde üretimin yapılabileceğini ve esas olanın, ürünü doğru fiyata satabilmek olduğunu düşünerek, marka, tasarım ve pazarlama esaslı Cotton Box yolculuğuna başladık” diye konuştu.
Dokumada ve boya terbiyede kalite merkezli iş ortaklarıyla, pamuklu ev tekstilinde Türkiye’nin ilk üçünde yer alabilecek, prestijli, saygı temelli bir marka oluşturmak için 5 yıllık bir plan yaptıklarını söyleyen Turgut, “İlk 5 yılın ardından ikinci ve üçüncü 5 yıllık planlamalarımızda hedefimize ulaştık.
Dördüncü beş yılın içerisindeyiz.
Ev tekstilinde yatak odası ağırlıklı olmak üzere, banyo tekstili ve ilerleyen süreçlerde bütün evi kapsayacak ürün yelpazesiyle ülkenin en geniş ve zengin renk, ürün, desen kataloğuna sahibiz. 150 çalışma arkadaşımızla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeni tesiste kaynak verimliliği ön planda İki yıl önce taşındıkları tesislerinin, enerjisini kendi ürettiğini, atık suyu arıtıp gri su olarak tekrar kullanabildiğini, yağmur suyu geri dönüştürdüğünü, bunlara dair pek çok belge ile sertifikaya sahip olduğunu belirten Turgut, “Üretim, stok depo ve sevkiyat olarak kullandığımız 14 bin metrekarelik tesisimizde batı dünyasının istediği üretim standartlarını oluşturduk.
Kendi içimizde verimlilik, dijital dönüşüm, IRP uygulamaları, ölçülebilirlik ve yönetim kalite sistemleri çalışmalarımız devam ediyor.
Ayrıca, Turquality kapsamına girebilecek nitelikte bir iş yapış şeklini oluşturabilmek için üç yıldır gayret gösteriyoruz” dedi. "2025'te marka yolculuğumuzda ciddi kazanımlar elde ettik" 2025’in sanayici için çok zahmetli geçtiğini dile getiren Turgut, “Baskılanan döviz kuru, Türk sanayicisini rekabet edemez hale getirdi.
Ulaşılması zor olan, ulaşılsa da çok pahalı olan finans konusu sanayicinin gece gündüz çalışarak zarar ettiği bir tablo ortaya çıkardı.
Uzun yılların kazanımı olan müşterileri kaybetmemek adına maliyetine ve hatta bazen daha da altına satışlar yaptık.
Ama iç pazarda marka değerinin bir tık daha yukarı taşındığı, ülkenin her noktasında nitelikli mağazalarda ürünlerimizin nihai tüketiciyle buluştuğu bir yıl oldu.
Marka yolculuğu sabırla, zamanla tek tek ilmek ilmek işlenen bir yolculuk. 2025 karlılık anlamında beklentimizi karşılamasa da prestijli bir marka oluşturma yolculuğumuz için, çok ciddi kazanımlar elde ettiğimiz bir yıl oldu” ifadelerini kullandı. “Yeni coğrafyalar hedefliyoruz” 2026’nın hem rakamlar hem de duygusal olarak çok daha verimli geçeceğine inandığını söyleyen Turgut, “Son dönemde yaşanan savaşın uzama ihtimali her şeyi değiştirir.
Bir an önce her şeyin normale döneceği inancıyla bu yıl için ümidimizi devam ettirmek istiyoruz.
İşlem hacmi olarak enflasyonun üzerinde bir ciro artışı, iç pazarda yeni nitelikli müşteri, yurt dışında mevcutta 70 ülkeye uzanan markamız için yeni coğrafyalar hedefliyoruz” diye konuştu. “Fasondan çıkılmalı” Fason üretim mantığı ve iş modeli ile kurgulanan sektörün, fasondan çıkarak kendi ismiyle nihai tüketiciye ulaşması gerektiğinin altını çizen Turgut, “Bu değişim ve dönüşümün, şirket iş modelinden ve yönetim biçiminden başlayarak, ürüne, üretime, pazarlamaya uzanabilmesi bir yolculuk.
Modern devlet anlayışı gereği, devlet bu yürünecek yolu aydınlatmalı ve yola ışık tutmalı.
Her zaman devlet desteği ile ayakta kalabilen bir sektör olamayacağına göre, şirketlerimizin ve sektörümüzün de kendi ayakları üzerinde kalmasını sağlayacak şartlara ulaşmak için devlete ve bu değişimi yaşatacak sanayicilerimize büyük sorumluluk düşüyor.
Bir an önce bu değişim ve dönüşüm süreci işlemeye başlamalı.
İstihdamın 300 bin azalması, kapanan firma sayısının 5 bine ulaşması bunu çok net gösteriyor” ifadelerini kullandı. “Pazarlamanın temel sorusu: rakiplerinizden ne farkınız var?” Cotton Box’ın yolculuğunun, güven, istikrar, saygı sacayağında oluşturulan marka felsefesinden taviz vermeden, her geçen gün kalabalıklaşarak devam ettiğini söyleyen Turgut, “Pazarlamanın temeli olan ‘rakiplerinizden ne farkınız var?’ sorusuna, somut, net, bilimsel 5 madde sayamıyorsak başarılı olmanız çok zor.
Karşımızda ülkenin en eski ev tekstili markaları ve ekipleri var.
Biz, onlardan daha iyisini yaparak, ülkenin en zengin ürün ve desen kataloğunu çıkararak, herkesten çok daha hızlı ve hatasız servis vererek, yurt içinde bin 500’ü aşan satış noktamızla hizmet veriyoruz.
Problem ne olursa olsun 10 dakikada somut çözüme ulaştırıyoruz.
Eko-tex’den başlayarak ‘Made in Green’e kadar üretime ve insana yönelik olması gereken standartları taşıyoruz.
BSCI (İş Sosyal Uygunluk Girişimi) denetimlerinden geçerek sisteme ve insana ilişkin düzenlemelerimizi sürekli güncelliyoruz.
Mavi yakadan, beyaz yakaya kadar bütün ekip arkadaşlarımızın çok daha modern ve sağlıklı ortamlarda üretime katkı sunabilmeleri ve mutlu olabilmeleri için pek çok sosyal uygulamalarımız artarak devam ediyor” dedi.