Haber Detayı
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten 'ateşkes' açıklaması: Savaş lobisi engel oluyor | Son dakika haberleri
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İran'ın iki kere müzakere masasındayken saldırıya uğradığını belirterek "Bahsettiğimiz bu trafik, savaşın arka planındaki lobi kavgalarını da gösteren bir şey. Bir yanda İsrail'in başını çektiği bir savaş lobisi var ve bu lobinin Amerika içerisinde de ciddi bir karşılığı bulunuyor" dedi
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İran gündemine ilişkin yaptığı açıklamada bölgedeki hareketliliğin sadece sahadaki çatışmalardan ibaret olmadığına dikkat çekti. Çelik, Bahsettiğimiz bu trafik, savaşın arka planındaki lobi kavgalarını da gösteren bir şey.
Bir yanda İsrail in başını çektiği bir savaş lobisi var ve bu lobinin Amerika içerisinde de ciddi bir karşılığı bulunuyor ifadelerini kullandı.
Bir televizyon kanalında açıklamalarda bulunan Çelik in konuşmalarından öne çıkanlar şöyle: Bir yanda İsrail in başını çektiği bir savaş lobisi var ve bu lobinin Amerika içerisinde de ciddi bir karşılığı bulunuyor.
O lobi, bu sürecin sürmesi gerektiğini, hatta hedefin tamamen rejimin çökmesi ve değişmesi olduğunu savunuyor. Öte taraftan da bu işe girilmemesi gerektiğini ya da girildiği andan itibaren bir yerde durması gerektiğini söyleyen bir lobi var; bu iki yapı kendi içinde bir mücadele veriyor.
Bir yanda bir gecede yok etmekten bahsediliyor, bir yanda da kağıtlar gidip geliyor, yoğun bir kağıt trafiği yaşanıyor.
Ancak bu trafik savaş çıkmadan önce olsaydı bir anlam ifade edebilirdi.
Devlet başkanı öldürülmüş, bombalanmış, ağır bir saldırıya uğramış bir İran ın kabul edebileceği bir çerçeve değil bu diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu.
İran ın talebi öncelikle geçici bir ateşkes değil, kalıcı bir barış olması yönünde.
Ayrıca bu sürecin kademeli değil, iki tarafın da aynı anda aynı noktaya gelmesiyle çözülmesini istiyorlar.
İran, karşı karşıya kaldığı bu ağır zararın nasıl tazmin edileceğini ve bu saldırıların telafisinin ne olacağını sorguluyor.
MÜZAKERELER SÜRERKEN...
İran iki kere müzakere masasındayken saldırıya uğradı.
Şimdi onların sorduğu soru şu: Yarın öbür gün ateşkes geçici olursa, bunun üzerinden daha ağır bir saldırıyla gelmeyeceklerinin garantisi nedir?
Bu soruya mutlaka bir cevap verilmesi gerekiyor. Çünkü uluslararası hukuka aykırı bir durum var, Birleşmiş Milletler kararı yok ve Umman ın ara buluculuğunda müzakereler sürerken bir ülkeye rejimi değiştireceğim diye saldırıyorsunuz.
Bu artık bir bölge meselesi haline geldi.
Amerika ve İsrail in bu haksız, hukuksuz saldırganlığından sonra İran ın verdiği cevaplar da bölge ülkelerine yönelik saldırılara dönüştü.
Buradan çıkışın yolu, bölgesel bir güvenlik mimarisinin de masada olmasından geçiyor.
Bu konu artık kaçınılmaz bir zorunluluktur.
İRAN DENETİME AÇILMIŞTI İyi bir noktaya bağlanmış olan nükleer süreci, ilk döneminde Başkan Trump ortadan kaldırdı.
Bunun arkasında, o günden beri bu durumu fiziksel bir saldırıya dönüştürmek isteyen İsrail deki savaş lobisi vardı.
Bu, İran ın devrimden 25 yıl sonra yaptığı ilk uluslararası anlaşmaydı.
İsrail ayağa kalksa da İran, elindeki zenginleştirilmiş uranyumu üçüncü bir ülkeye devretmeye razı olmuştu.
Cumhurbaşkanımız ile Lula sohbet ederken, yaklaşan savaşın ayak sesleri duyuluyordu.
Sayın Lula, Burada ne yapabiliriz? diye sorduğunda aklıma o eski toplantı geldi.
Aslında o gün bu iş halledilmişti.
Trump tarafından bozulmasaydı, nükleer silah ile nükleer enerji kısmı birbirinden ayrılmış ve İran denetime açılmıştı.
TÜRKİYE ARABULUCU OLSAYDI Eğer Umman yerine Türkiye arabuluculuk yapsaydı, taraflar masadan bu kadar kolay kalkamazdı.
Cumhurbaşkanımızın İran dosyasına hakimiyeti, şu anda dünyadaki hiçbir devlet başkanında yok.
Demokratik seçimlerle iş başına gelmiş liderler içinde en tecrübelisi Cumhurbaşkanımızdır.
Diplomasi rakibinizle, düşmanınızla yapılır.
Masaya oturmuş birinin tepesine bomba yağdırmak, onun devlet başkanını öldürmek; İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin artık kalktığı anlamına gelir.
Artık kimse bu düzenin varlığından bahsedemez.
ESKİ DÜNYA ÖLÜYOR YENİ DÜNYA DOĞMUYOR Hani biz diyorduk ya, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzen sarsılıyor, bu düzen kalkmıştır artık.
NATO nun kurulduğu dönemden bu tarafa baktığımızda en temel göstergelerden bir tanesi Japonya ve Almanya nın silahsızlanmasıydı ancak bugün bu dikişlerin patladığını görüyoruz.
Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğamıyor, şimdi canavarlar zamanı...
Bugün hiçbir kural yok; bir devlet başkanını öldürüyorsun, bir devlet başkanını kaçırıyorsun.
Barışın teminatı kurala dayalı düzendir ancak şu an kimse kurala dayalı bir düzen var diyemez.
BUNU SÖYLEMEKTEN GERİ ADIM ATMAYIZ Burada mağdur olan taraf İran dır.
Saldırgan olan taraf Amerika-İsrail tarafıdır.
Bu bir ilke meselesidir ve biz bunu söylemekten geri adım atmayız.
Siyasi mezhepçilik bölgemiz için bir felakettir.
Biz mazlumun mezhebine bakmıyoruz, siyasi mezhepçiliği kategorik olarak reddediyoruz.
İran ın kendisine saldıranlara cevap vermesine, meşru müdafaa hakkına kimse bir şey diyemez.
Ancak komşu ülkelere füze gönderilmesi tabloyu değiştiriyor.
Bizim en korktuğumuz senaryo budur; saldırganlığın tarafında olmayan kardeş ülkeler arasında çatışmanın derinleşmesi tam da İsrail in istediği ortamı yaratacaktır.
Netanyahu 7 Ekim den sonra Orta Doğu haritası değişecektir dedi.
Kafasındaki Siyonist planı hayata geçirmek için zemin bulduğunu düşündü.
Davut Koridoru nu kuracağız diyerek Goyim ve Amalek gibi dini kavramları kullanıyor.
Hz.
İsa nın Cengiz Han karşısında hiçbir şansı yoktur diyerek büyük bir hadsizliğe imza atıyor ve bu zihniyet küresel düzeyde gıdadan enerjiye büyük bir kriz oluşturuyor.
Liberal demokrasi, serbest piyasa ekonomisi, hukuk devleti...
Bütün bu kavramlar hakkında en çok yayın yapmış ülkelerin sustuğu bir noktadayız.
Batı nın siyasi literatürü bu vahşet karşısında çökmüştür.