Haber Detayı

Kansere karşı gizli bir silah! Sağlığa faydaları saymakla bitmiyor
Aile hurriyet.com.tr
08/04/2026 12:04 (1 gün önce)

Kansere karşı gizli bir silah! Sağlığa faydaları saymakla bitmiyor

Çoğumuzun mutfağında sıklıkla bulunan ama değeri pek bilinmeyen bir atıştırmalık var; kuru erik. Genellikle tek başına da ya da kahvaltılık gevreklere eklenerek tüketilen kuru erik, pek bilinmese de kelimenin tam anlamıyla şifa deposu bir besin. Uzmanlar, kuru eriğin kansere karşı gizli bir silah olabileceğini dahi söylüyor.

Kuru erik, genellikle kabızlığı gidermeye yardımcı olmasıyla tanınır.

Bu kurutulmuş meyve, bağırsakların hareketli kalmasını sağlayan lif ve sorbitol adı verilen doğal bir şeker alkolü içerir.

Yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşı korunmaya yardımcı olabilecek vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla dolu olmasına rağmen kuru erik hâlâ yeterince önemsenmiyor.

Beslenme terapisti ve şef Hanieh Vidmar’a göre, kuru erik özellikle kadın sağlığı için paha biçilemez bir değer taşıyor.

Vidmar, kuru eriğin yoğun besin değerine sahip olduğunu ve sadece tuvalete çıkmaya yardımcı olmaktan çok daha fazla takdiri hak ettiğini vurguluyor.

Kuru eriğin özellikle kadınlarda kemik sağlığı için şaşırtıcı derecede faydalı olduğunu ve iyi bağırsak bakterilerini besleyen hafif bir prebiyotik görevi gördüğünü belirten Vidmar, bunun sadece anlık bir rahatlama değil, uzun vadeli bir bağırsak sağlığı desteği anlamına geldiğini ifade ediyor.

Erik ağaçlarının olgunlaşması dört ila altı yıl sürer; bu ağaçlar erken ilkbaharda çiçek açar ve meyveler koyu renkli, dolgun ve tatlı hale geldiği yaz sonunda hasat edilir.

Toplanan erikler yıkanır, kurutulur ve çekirdeklerinden arındırılarak o bildiğimiz yumuşak, çiğnenebilir dokusuna kavuşur.

Her yerde kolayca bulunabilen ve ekonomik bir lif, vitamin ve mineral kaynağı olan bu meyve, besinsel açıdan şaşırtıcı bir güce sahiptir.Dört veya beş adet kuru erik, günlük ihtiyacın yaklaşık yüzde 12'sini karşılayan 280 mg potasyumun yanı sıra K vitamini, çözünür lif ve antioksidan bileşikler sağlar.

Potasyum sinir fonksiyonlarını ve kas kasılmalarını düzenlemeye yardımcı olurken, K vitamini kan pıhtılaşması ve kemik sağlığı için hayati önem taşır.

Kuru erik ayrıca kırmızı kan hücresi üretimini ve bağışıklığı destekleyen bakır ile hücreleri koruyan ve demir emilimini artıran az miktarda C vitamini içerir.Yaklaşık beş adet kuru erik, 104 kalori, 1 gram protein, 28 gram karbonhidrat, 3 gram lif ve 17 gram doğal şeker içerirken hiç yağ barındırmaz.

Kuru eriğin en bilinen faydası, sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlama yeteneğidir.

Yüksek lif içeriği, sorbitol adı verilen doğal şekerle birleştiğinde bağırsaklara su çekilmesine ve dışkının yumuşamasına yardımcı olarak nazik bir müshil etkisi yaratır.

Vidmar, sorbitolün bağırsaklara su çeken doğal bir bileşik olduğunu ve bu sayede kuru eriğin kabızlık için en etkili doğal çözümlerden biri haline geldiğini belirtiyor.Çalışmalar, günde sekiz ila 12 adet kuru erik yemenin hafif ve orta dereceli kabızlığı giderebildiğini, hatta bazı durumlarda ticari lif takviyelerinden daha iyi performans gösterdiğini kanıtlıyor.

Kuru erik suyu da benzer bir etkiye sahip olabilir ancak uzmanlar, fazla şeker ve kalori alımından kaçınmak için günde bir küçük bardakla yetinilmesini öneriyor.

Vidmar, sindirimi desteklemek için üç ila beş kuru eriği sıcak suya ekleyip çay gibi içmeyi, ardından meyveleri yemeyi tavsiye ediyor.

Ayrıca araştırmalar, kuru eriği atıştırmalık olarak tüketmenin iştahı diğer gıdalara göre daha iyi yönettiğini, açlığı azalttığını ve sonraki öğünlerde daha az kalori alınmasını sağladığını gösteriyor.

Ancak vücudun uyum sağlaması için tüketime yavaş başlanması ve bol su içilmesi büyük önem taşıyor.

Kuru erikte bulunan antioksidanlar, anti-enflamatuar bileşikler ve K vitamini kombinasyonu, kemik erimesi hastalığı olan osteoporoza karşı bu meyveyi doğal bir müttefik yapıyor.Araştırmalar, düzenli tüketimin kalça kemiği kaybını önleyebileceğini, kemiği yıkan iltihap belirteçlerini azaltabileceğini ve hatta kemik oluşumunu iyileştirebileceğini öne sürüyor.

Özellikle menopoz sonrası kadınlarda, günde yaklaşık beş ila altı adet kuru erik tüketmenin, altı ila on iki ay içinde toplam kalça kemiği mineral yoğunluğu kaybını engellediği görülmüştür.Bu durumun, kuru erikteki polifenollerin kemik yıkımını azaltmasından ve kemik metabolizmasını destekleyen bor, potasyum ve K vitamini gibi besinlerden kaynaklandığı düşünülüyor.

Mevcut kanıtlar henüz sınırlı olsa ve daha fazla insan çalışmasına ihtiyaç duyulsa da kuru erik özellikle bağırsak kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Bu potansiyel fayda, sağlıklı bir bağırsak ortamını teşvik eden ve antioksidan etkiler sağlayan yüksek lif ve fenolik bileşik içeriğine bağlanmaktadır.Kuru erik, kolon boyunca yararlı bakterilerin tutulmasını ve mikrobiyal metabolizmayı destekleyerek kanser öncesi lezyonların insidansını azaltabilir.

Sağlıklı bir bağırsak ortamı, bağırsak kanserine karşı korunmada kritik bir faktördür; bu durum, günümüzde 49 yaş altı bireylerin 1990'ların başındaki yaşıtlarına göre bu kansere yakalanma riskinin yüzde 50 daha fazla olması nedeniyle özellikle önemlidir.Kuru erikteki fenolik bileşikler, DNA ve hücrelere zarar vererek kanser gelişimine katkıda bulunan serbest radikalleri nötralize eder.

Kuru erik çoğu insan için güvenli olsa da herkes için mükemmel bir seçenek değildir.

İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) olanlarda veya ishale eğilimli kişilerde yüksek lif ve sorbitol içeriği gaz, şişkinlik veya sindirim bozukluklarına yol açabilir.Potasyum açısından zengin olduğu için kronik böbrek hastalığı olanlar dikkatli olmalıdır.

Ayrıca, kan pıhtılaşmasını teşvik eden K vitamini içerdiğinden, kan sulandırıcı ilaç kullananların doktorlarına danışmaları gerekir.

Hanieh Vidmar, genel destek için günde üç ila beş adet kuru erik tüketilmesini öneriyor.

Günde 10'dan fazla tüketmenin şişkinlik veya ishal yapabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.Kan şekerini dengelemek için kuru eriğin yoğurt, fındık, yulaf lapası veya tohum gibi protein ve yağlarla eşleştirilmesini tavsiye eden Vidmar, bu meyvenin sadece yaşlıların sindirim ilacı olarak değil, herkes için günlük fonksiyonel bir gıda olarak görülmesi gerektiğini savunuyor.

İlgili Sitenin Haberleri