Haber Detayı

Boyplast, biyoteknoloji ve dijital yatırımlarla üretim ağını genişletti
Ekonomi ekonomim.com
10/04/2026 00:00 (3 hafta önce)

Boyplast, biyoteknoloji ve dijital yatırımlarla üretim ağını genişletti

Sanayi ve teknoloji odaklı yatırımlarıyla üretim kapasitesini artıran Boyplast, çevre dostu hammadde üretimi ve dijitalleşme çözümleriyle Türkiye’nin katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlamayı hedefliyor. Boyplast Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saraç, üretimden biyoteknolojiye ve yazılıma uzanan çok boyutlu bir yapı kurduklarını ifade etti.

ABDULLAH SÖNMEZ / ESKİŞEHİR Eskişehir’de 2001 yılında küçük ölçekli bir atölyeyle faaliyetlerine başlayan Boyplast, bugün iki şehirde toplam 20 bin metrekarelik kapalı alanda 500’ü aşkın çalışanıyla üretim gerçekleştiriyor.

Şirket, beyaz eşya ve savunma sanayine yönelik üretimleriyle sektörün önemli tedarikçileri arasında yer alıyor.

Boyplast Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saraç, “Kurulduğumuz ilk günden bu yana üretim kabiliyetimizi sürekli geliştirmeye odaklandık.

Başlangıçta sınırlı imkanlarla çıktığımız bu yolda, bugün hem üretim kapasitemizi hem de proses çeşitliliğimizi önemli ölçüde artırmış durumdayız.

Kalıp tasarımından üretime, montajdan boyamaya kadar birçok süreci kendi bünyemizde yönetiyoruz.

Bu yaklaşım bize esneklik ve hız kazandırırken, müşterilerimize de yüksek kalite standardı sunmamıza imkan veriyor.

Sanayi tarafındaki bu güçlü altyapıyı, yeni yatırımlarla daha ileriye taşımayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Çevre dostu biyoplastik hamlesi Biyoteknoloji alanındaki yatırımlarına değinen Saraç, Boyplast çatısı altında kurdukları İnnovaPlast Biyoteknoloji AŞ ile çevre dostu hammadde üretimine başladıklarını belirtti.

Uzun yıllar süren Ar-Ge çalışmalarının ardından biyoteknoloji alanında somut bir adım attıklarını vurgulayan Metin Saraç, “İnnovaPlast ile petrol tabanlı plastiklere alternatif olabilecek, doğada tamamen çözünebilen biyoplastik hammaddeler geliştirdik.

Eskişehir’de hayata geçireceğimiz tesisimizde yıllık yaklaşık 10 ton PHB üretimi planlıyoruz.

Bu ürünler, çevreye duyarlı üretim anlayışımızın önemli bir göstergesi olacak.

Aynı zamanda uluslararası standartlarda testlerden geçen bu süreçler, Türkiye’de bu alandaki ilk ticari girişimlerden biri olma özelliğini taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Saraç, Avrupa Birliği projelerinde yer aldıklarını ve uluslararası iş birlikleri geliştirdiklerini de sözlerine ekledi. “Dijital dönüşüm rekabetin anahtarı” Dijitalleşmeye önem verdiklerini aktaran Saraç, yine Boyplast çatısı altında faaliyet gösteren İntif AŞ ile üretim süreçlerini uçtan uca yöneten yazılım çözümleri geliştirdiklerini kaydetti.

Sanayide rekabet gücünü artırmanın en önemli unsurlarından birinin dijital dönüşüm olduğunun altını çizen Metin Saraç, şu açıklamalarda bulundu: “Bu doğrultuda kurduğumuz İntif AŞ ile üretim, kalite, test ve bakım süreçlerini entegre şekilde yöneten yazılımlar geliştiriyoruz.

Siparişten sevkiyata kadar tüm operasyonları izlenebilir hale getiren bu sistemler, firmalara hem verimlilik hem de maliyet avantajı sağlıyor.

Aynı zamanda otomasyon çözümleriyle üretim hatlarının performansını artırıyoruz.

Bu alandaki çalışmalarımızı daha ileri taşıyarak, yapay zeka destekli projeler geliştirmeyi hedefliyoruz” İhracat performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Saraç, üretimin önemli bir bölümünü yurt dışına yönlendirdiklerini ifade etti.

Saraç, “Bugün üretimimizin yüzde 10’unu doğrudan, yaklaşık yüzde 70’ini ise dolaylı olarak ihraç ediyoruz.

Polonya, Almanya, Romanya ve Güney Afrika gibi birçok ülkeye ürün gönderiyoruz.

Küresel pazarlardaki varlığımızı güçlendirmek için yatırımlarımıza devam ediyoruz.

Önümüzdeki dönemde ihracatımızı daha da artırmayı ve yeni pazarlara açılmayı hedefliyoruz.

Bununla birlikte otomotiv sektörü başta olmak üzere farklı sektörlerde de üretim kabiliyetimizi geliştirmek için çalışmalarımız sürüyor” diye konuştu.

Boyplast’ın nihai ürün üretimi hedefi doğrultusunda geliştirdiği Zuchca markasına da değinen Saraç, küçük ev aletleri alanında büyüme planları olduğunu belirtti.

Uzun süren çalışmalar sonunda kendi markalarıyla son kullanıcıya açılma hedeflerine ulaştıklarını vurgulayan Metin Saraç, “Bu doğrultuda Zuchca markasını hayata geçirdik ve patentli ürünümüz Kario’yu piyasaya sunduk.

Bu ürün, mutfakta pratik çözümler sunan yenilikçi bir yaklaşımın sonucu olarak geliştirildi” ifadelerini kullandı. “Serbest ticaret anlaşmaları Türkiye için risk oluşturuyor” Avrupa Birliği’nin son dönemde Hindistan ile hayata geçirdiği serbest ticaret anlaşmasının Türkiye açısından önemli riskler barındırdığını belirten Metin Saraç, benzer anlaşmaların Tayland ve Endonezya gibi ülkelerle de gündemde olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin Avrupa ile uzun yıllara dayanan ticari yapısının güncel gelişmeler karşısında yeniden ele alınması gerektiğine işaret eden Saraç, “Avrupa Birliği’nin Hindistan ile yaptığı serbest ticaret anlaşmasını çok dikkatli okumak gerekiyor.

Bu sadece belirli sektörleri değil, Türkiye sanayisinin tamamını ilgilendiren bir konu.

Şu anda bunun ilk fazı devreye alındı, önümüzdeki süreçte Tayland ve Endonezya gibi ülkelerle benzer anlaşmaların yapılabilir.

Türkiye’nin yaklaşık 25-30 yıldır yürürlükte mevcut ticari anlaşmaları ise günümüz koşullarında yetersiz kalıyor.

Bu yapı mutlaka revize edilmeli, güncellenmeli ancak Avrupa Birliği bu konuda henüz somut bir adım atmıyor” dedi.

Türkiye’nin ihracatında Avrupa pazarının kritik bir paya sahip olduğunu vurgulayan Saraç, bu gelişmelerin uzun vadede üretim ve rekabet dengelerini değiştirebileceğine dikkat çekti.

Türkiye genelinde ihracatın yaklaşık yüzde 45-50’sinin Avrupa Birliği’ne yapıldığını hatırlatan Metin Saraç, “Eskişehir gibi sanayi şehirlerinde bu oran daha da yüksek.

Avrupa, bu yeni anlaşmalarla üretim merkezlerini kademeli olarak farklı ülkelere kaydırma eğilimi gösteriyor.

Hindistan, Tayland ve Endonezya gibi ülkeler hem maliyet avantajı hem de politik nedenlerle öne çıkıyor.

Bugün bu ülkelerin sanayi altyapısı Türkiye kadar güçlü olmayabilir ancak 5-10 yıl içinde ciddi bir rekabet unsuru haline gelecekler.

Üstelik bu anlaşmaların tek taraflı etkileri de var; bu ülkelerden gelen ürünler Avrupa üzerinden Türkiye’ye daha avantajlı koşullarda girebilirken, bizim bu pazarlara ihracatımızda ek engellerle karşılaşmamız söz konusu olabilir.

Bu durum uzun vadede Türkiye sanayisi için önemli riskler barındırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri