Haber Detayı

Genç kadınlarda ‘sessiz katil’ alarm veriyor: Son 20 yılda dört kat artış
Aile hurriyet.com.tr
10/04/2026 12:34 (4 gün önce)

Genç kadınlarda ‘sessiz katil’ alarm veriyor: Son 20 yılda dört kat artış

Genç kadınlarda hipertansiyona bağlı kalp hastalığı ölümleri son 20 yılda dört kat arttı. Uzmanlar, sessiz ilerleyen bu hastalığın fark edilmeden ciddi hasara yol açtığını ve genç kadınlarda genellikle gözden kaçtığını söylüyor. Peki, bu dramatik artışın ardında hangi gizli riskler yatıyor? Belirtileri neler? İşte uzmanlardan çok önemli uyarılar…

Yeni bir araştırma, yüksek tansiyonun (hipertansiyon) yol açtığı kalp hastalığı nedeniyle ölen genç kadınların sayısında son 20 yılda dramatik bir artış olduğunu ortaya koydu.

Hipertansiyon, halk arasında ‘sessiz katil’ olarak biliniyor çünkü çoğu kişi belirtilerini fark etmeden uzun süre yaşıyor ve bu süreçte ciddi kalp-damar hasarı oluşabiliyor.

Özellikle İngiltere’de yetişkinlerin yaklaşık üçte biri yüksek tansiyonla mücadele ediyor.

Kontrol altına alınmadığında hipertansiyon, hipertansif kalp hastalığına yol açıyor ve bu durum kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve hatta bunama riskini ciddi şekilde artırıyor.

Belirti vermemesi, teşhisi zorlaştırıyor ve çoğu hasta ciddi sağlık sorunları ortaya çıkana kadar fark edilmiyor.

New Mexico Üniversitesi’nden Dr.

Alexandra Millhuff ve ekibi, Amerikan Kardiyoloji Koleji’nin Yıllık Bilimsel Toplantısı’nda sunulan bir çalışmada, hipertansiyona bağlı kalp hastalığı ölüm oranlarını analiz etti.

Araştırma kapsamında 25-44 yaş arası ABD’li kadınların ölüm belgesi verileri incelendi.

Çalışmanın sonuçları, genç kadınlar arasında hipertansiyona bağlı kalp hastalığı nedeniyle ölüm oranlarının ciddi şekilde arttığını gösteriyor. 1999 yılında, genç kadınlarda her 100 binölümden sadece 1,1’i hipertansif kalp hastalığından kaynaklanırken, 2023 yılında bu oran 4,8’e yükseldi. 20 yıl boyunca, 29 binden fazla kadın hipertansiyon kaynaklı kalp hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi.

Dr.

Millhuff, “Hipertansiyona bağlı kalp hastalığı olan genç kadınlarda artan ölüm oranları, kardiyovasküler riskin hafife alınmasını, gecikmiş tanıyı ve erken müdahale fırsatlarının kaçırılmasını yansıtıyor” dedi.

Ayrıca, bu durumun özel önleme stratejilerine duyulan acil ihtiyacı gösterdiğini vurguladı.

Araştırmacılar, özellikle 25-44 yaş arası kadınlarda hamilelik ve menopoz dönemlerinde belirli kardiyovasküler risklerin gözden kaçabileceğini belirtiyor.

Gebelik sırasında ortaya çıkabilen preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) ve gebelik diyabeti gibi komplikasyonlar uzun vadede kalp sağlığını olumsuz etkileyebilirken, menopoz döneminde östrojen seviyelerindeki değişiklikler de kalp üzerindeki stresi artırabiliyor.

Uzmanlar, ölüm oranlarındaki artışın, genç kadınlara erkeklere kıyasla daha az tansiyon düşürücü ilaç reçete edilmesi ve farkındalık çalışmalarının genellikle erkekler ile menopoz sonrası kadınlara odaklanmasından kaynaklanabileceğini belirtiyor.

Bu durum, genç kadınların kardiyovasküler risklerinin yeterince dikkate alınmadığını gösteriyor.

Dr.

Millhuff, “Bu demografik gruptaki hastaları hipertansiyon açısından daha agresif bir şekilde taramamız gerekiyor.

Bu, risk faktörlerini azaltmayı ve gerekirse tansiyon düşürücü ilaç kullanımını da içermelidir” dedi.

İngiltere’de ise 14 milyondan fazla yetişkinin yüksek tansiyonla yaşadığı tahmin ediliyor ve özellikle genç nüfusta bu oran giderek artıyor.

Uzmanlar, egzersiz eksikliği, kötü beslenme ve aşırı alkol tüketiminin hipertansiyonun başlıca nedenleri arasında olduğunu belirtiyor.

Kronik stres de özellikle gençler arasında kan basıncını olumsuz etkileyen önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Epsom ve St Helier Üniversite Hastaneleri NHS Vakfı’nda danışman nefroloji uzmanı ve Blood Pressure UK yardım kuruluşu başkanı Dr.

Pauline Swift, geçen yıl verdiği bir demeçte çevrimiçi yaşam tarzı ve uyku düzensizliklerinin zamanla kan basıncını yükselttiğini vurgulamıştı.

Dr.

Swift, “20’li ve 30’lu yaşlarda zayıf ve aktif olabilirsiniz, fakat günümüzde daha hareketsiz bir yaşam tarzı sürdürdüğümüzü unutmamalıyız.

İnsanlar sağlıklı olduğunu düşündükleri beslenme düzenini benimsiyor, ancak işlenmiş gıdalar kaçınılmaz olarak buna dahil oluyor.

Tuz tüketimimiz 20, 30, 40 yıl öncesine göre çok daha yüksek” ifadelerini kullandı.

Araştırmalar, yetişkinlerin metabolizmaları için gereken miktardan on kat fazla sodyum tükettiğini gösteriyor.

Buna ek olarak, altta yatan genetik risklerin de göz ardı edilemeyeceği belirtiliyor, ancak bu risklerin neler olduğu konusunda henüz yeterli araştırma bulunmuyor.

NHS’ye göre, yüksek tansiyonun olası belirtileri arasında baş ağrısı, bulanık görme, göğüs ağrısı ve burun kanaması yer alıyor.

Kan basıncı, kalbin attığı sırada (sistolik) ve atışlar arasındaki (diyastolik) iki farklı değerle ölçülüyor.

Sistolik değer 140 ve diyastolik değer 90’ın üzerindeyse, tansiyon düşürücü tedavi öneriliyor.

Uzmanlar, hipertansiyonun kontrol altına alınabileceğini vurguluyor.

Evde tansiyon ölçüm cihazları ile düzenli ölçüm yapılabilir ve birçok eczane, 40 yaş ve üzeri kişiler için ücretsiz tansiyon ölçümü hizmeti sunuyor.

Erken teşhis, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve gerekirse ilaç tedavisi ile hipertansiyon kaynaklı komplikasyonların önüne geçmek mümkün.Daily Mail’in “Experts probe mystery explosion in young women dying from high blood pressure-linked disease: 'Urgent need for prevention strategies'” başlıklı haberinden faydalanılmıştır.

İlgili Sitenin Haberleri