Haber Detayı

Yapay zekâ mı kornişon tohumu mu?
Dünya# dunya.com
11/04/2026 00:00 (3 gün önce)

Yapay zekâ mı kornişon tohumu mu?

Rekabet Kurumu’nun aynı günlerde attığı iki adım tesadüf değil. Yaşadığımız dönem bunu gerektiriyor. Dijital gündeme yönelirken geleneksel pazarlardaki rekabet bozulmalarını da görmezden gelmememiz lazım. Yapay zekâyı izlemek ile kornişon tohumunu izlemek aynı önemde — her ikisi de nihayetinde tüketicinin cebini doğrudan etkiliyor.

Rekabet Hukuku Danışmanı RECEP GÜNDÜZ Geçen hafta bu köşede TBMM’nin yapay zekâ araştırma komisyonu ra­poruna değineceğimi söylemiş­tim.

Ama işin içine girdikçe fark ettim ki bu hafta sizi yalnızca ya­pay zekâyla değil, kornişon tohu­muyla da baş başa bırakacağım.

Rekabet hukuku alanında bun­lar olağan şeyler.

Kurum, 8 Nisan 2026’da yapay zekâ sektörüne yö­nelik kapsamlı bir sektör incele­mesi başlattığını duyurdu.

Benzer zamanda tohumculuk sektöründe yürüttüğü bir soruşturmayı da so­nuçlandırdı.

Önce dünya tablosu­na bakalım, ardından her iki cep­heyi birlikte okuyalım.Dünyada tablo netRekabet otoriteleri, yapay zekâ meselesini artık "ileride bakaca­ğımız bir konu" olarak ertelemi­yor.

İngiltere Rekabet ve Piyasalar Otoritesi (CMA), 2023'te başladı­ğı temel modeller incelemesinde çok çarpıcı bir tablo ortaya koydu: Sektörde büyük firmalar arasında 90'ı aşkın ortaklık ve stratejik ya­tırım bağlantısı tespit etti.

Bu or­taklıklar bir yanda rekabeti müm­kün kılıyor, öte yanda ise hâkim konumları pekiştiriyor.ABD, Avrupa Birliği, Japon­ya ve Çin'de rekabet otoritele­ri neredeyse aynı dört konuya ki­litlenmiş durumda: Çip ve altya­pı tekelleşmesi, büyük teknoloji şirketlerinin stratejik yatırım ve ortaklıkları, veri ile hesaplama gücüne erişim engelleri, algo­ritmik fiyatlandırma.

Temmuz 2024'te CMA, Avrupa Komisyo­nu, ABD Adalet Bakanlığı ve FTC (Federal Ticaret Komisyonu) or­tak bir bildiri yayımlayarak kritik yapay zekâ girdilerinin yalnızca birkaç firmada yoğunlaşmasının yarattığı tehlikenin altını çizdi.

Bu tür uluslararası ortak bildir­geler, ilk kez bu kadar güçlü bir şe­kilde rekabet düzenleyicilerinin gündemine girdi.Kurumun odağındaki sorularRekabet Kurumu'nun sektör in­celemesini başlatma gerekçesi sı­radan bir politika metni değil.

Ba­sın duyurusu okunduğunda, üret­ken yapay zekâ ekosistemindeki rekabet risklerine dair son dere­ce yerinde saptamalar dikkat çe­kiyor.Kurum'un tespitlerine göre ya­pay zekâ değer zinciri; altyapıdan model geliştirmeye, oradan uy­gulamalara uzanan çok katmanlı bir yapı üzerine kurulu.

Bu zinci­rin merkezinde, geniş veri setleri üzerinde eğitilen ve farklı kulla­nım alanlarına entegre edilebilen temel modeller yer alıyor.

Veri, işlem gücü ve uzmanlığa erken ve yoğun biçimde erişen şirket­ler, bu zincirin birden fazla kat­manında dikey bütünleşik yapılar oluşturabiliyor.Peki bu ne anlama geliyor?

Pa­zara giriş koşullarının ağırlaşma­sı, kullanıcıların belirli ekosis­temlere kilitlenmesi ve rakiplerin temel girdilere erişimde zorlan­ması.

Kurum bununla sınırlı kal­mıyor: Yapay zekânın mevcut di­jital platformlara entegre edil­mesiyle birlikte kendini kayırma, dışlama ve erişim kısıtlaması gibi davranışların zemin bulabilece­ğinin de altı çiziliyor.Türkiye'nin son dönemde de­ğerlendirmeye aldığı birleşme iş­lemlerinin de yapay zekâ alanın­da giderek daha kritik bir boyut kazandığını Kurum'un duyuru­sundan okumak mümkün.

Bir iş­lemin yapay zekâ ile ilgili olup ol­madığı artık yalnızca teknik bir soru değil; veri avantajları, potan­siyel rekabet ve inovasyon üze­rindeki etkiler de değerlendirme kapsamına giriyor.

Tüm bunlarla birlikte incelemenin temel ama­cı da net: Yapay zekâ alanındaki yapısal eğilimleri ve rekabet kar­şıtı riskleri erken aşamada tespit etmek.Bu yaklaşım, CMA'nın 2023'te­ki ilk incelemesiyle ya da Fransız ve Alman otoritelerinin gündeme taşıdığı meselelerle örtüşüyor.

Türkiye bu alanda geç kalmamış ama asıl sınav, incelemenin ar­dından gelecek bulgular ve mü­dahale araçlarının ne kadar hızla devreye alınabileceği olacak.Meclis raporuna dönelimTBMM'de Mart 2026'da ya­yımlanan sekiz yüzü aşkın sayfa­lık bu rapor, ciddi bir emek ürü­nü.

Teknik tanımlardan algorit­mik önyargıya, ulusal strateji belgelerinden uluslararası düzen­leme çerçevelerine uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Komisyon, TÜBİTAK'tan üniversitelere, Baykar'dan TOGG'a pek çok ku­rumla toplantılar yapmış ve yüz­lerce uzman görüşü derlemiş.Raporun güçlü yanı bu kapsam­lılık.

Zayıf yanı da aynı şey.

Rapor­daki muhalefet şerhlerinde dile getirilen bir eleştiri dikkat çekici: Öneriler bölümünün yüzü aşkın maddeden oluştuğu, kimi madde­lerin birbirini tekrar ettiği ve ön­celiklendirmenin yeterince ya­pılmadığı vurgulanıyor.

Stratejik hedefler için ölçülebilir, takip edi­lebilir kriterler belirlenmesi yeri­ne çok sayıda genel maddenin sı­ralandığı görülüyor.Öte yandan rapordaki rapora getirilebilecek bir başka eleştiri yapay zekâ alanındaki tekelleş­me riskinin yeterince vurgulan­madığı, büyük küresel şirketlerin Türkiye'deki faaliyetlerine iliş­kin somut bir düzenleyici çerçe­venin çizilmediği.

Rekabet Ku­rumu'nun yeni başlattığı sektör incelemesi, bu boşluğu kısmen doldurmaya aday.Raporun öne çıkardığı güç­lü yönler de kayda değer: Türki­ye’nin genç nüfusu, üniversite altyapısı ve savunma sanayi bi­rikimi, küresel arenada görece avantajlı bir konum sunuyor.

An­cak hem donanımda hem yazı­lımda dışa bağımlılığın yarattı­ğı dijital egemenlik riskleri rapo­run sayfaları arasında yer buluyor — ve bu riskleri somut adımlar­la azaltmak konusunda rapor ye­terince cesur değil.

Rekabet Ku­rumu sektör araştırmasının bu boşluğu doldurması ve bağlantıyı kurmasını oldukça faydalı olacak.Tek cephe yokTüm bu yapay zekâ tartışması arasında gözden kaçmak üzere olan önemli bir gelişme daha var.

Rekabet Kurumu, yapay zekâ sektör incelemesini duyurduğu günlerde tohumculuk sektöründe uzun süredir yürüttüğü bir soruşturmayı da sonuçlandırdı.

Hibrit endüstriyel kornişon tohumu ile hibrit sebze ve meyve tohumları pazarlarında faaliyet gösteren on altı şirket hakkında açılan soruşturma; rekabete duyarlı bilgi değişimi, fiyat belirleme ve koordinasyon gibi ihlalleri kapsıyordu.

Soruşturma kapsamında toplamda yaklaşık 189 milyon TL idari para cezası verildi.Uzlaşma yolunu seçen on iki şirkete yüzde yirmi beş indirim uygulanırken soruşturmayı sonuçlandırma aşamasında dört şirkete daha ceza kesildi.

Kurumun tarla bitkileri tohumlarına yönelik soruşturması ise sürmeye devam ediyor.

Bu noktada bir parantez açmak gerekiyor.

Türkiye'de gıda enflasyonu son yıllarda kronik bir sorun hâline geldi ve bu sorunun birden fazla katmanı var.

Döviz, enerji maliyeti, arz zinciri kırılganlıkları bunların başında geliyor.

Ama tohumdan başlayan üretim sürecinde fiyatları koordineli biçimde belirleyen ya da rekabete duyarlı bilgileri birbirleriyle paylaşan şirketler de bu tablonun içinde.

Tohum, tarımsal üretimin en kritik girdisi.Fiyatlandırma sürecine erken müdahil olan bir ihlal, masaya ulaşan ürünün fiyatına kadar yansıyabilir.

Bu açıdan tohumculuk sektöründeki rekabet ihlalleri, dijital pazarlardaki tekelleşme kaygılarından daha az önem taşımıyor.

Rekabet Kurumu’nun bu iki adımı aynı günlerde atması bir tesadüf değil.

Yaşadığımız dönem bunu gerektiriyor.

Dijital gündeme yönelirken geleneksel pazarlardaki rekabet bozulmalarını da görmezden gelmememiz lazım.

Yapay zekâyı izlemek ile domates tohumunu izlemek aynı önemde — her ikisi de nihayetinde tüketicinin cebini doğrudan etkiliyor.

İlgili Sitenin Haberleri