Haber Detayı
Tek bir kürü 4-8 yıl bozulmaya neden olabiliyor! Bunları mutlaka yapın
Geçmek bilmeyen bir göğüs enfeksiyonu, ağrılı bir diş apsesi veya inatçı bir sistit... Çoğumuz için antibiyotikler güvenilir bir çözümdür; birkaç hapla sorun çözülür. Şişkinlik veya ishal gibi geçici yan etkileri ise genellikle ‘iyileşme bedeli’ diyerek sineye çekeriz. Ancak bilim insanları, bu sonuçların gerçekten bu kadar kısa süreli olup olmadığını giderek daha fazla sorguluyor. Yeni araştırmalar, kısa süreli ilaç kullanımının bile mikrobiyomumuzu yıllarca bozabileceğini gösteriyor.
Nature Medicine dergisinde yayımlanan büyük bir araştırma, tek bir kür antibiyotiğin bile bağırsak mikrobiyomunu dört ila sekiz yıl boyunca bozabileceğini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, bu değişimlerin obezite, kalp hastalıkları ve tip 2 diyabet riskini artırabileceğine inanıyor.
Imperial College London’da kolorektal cerrah ve bağırsak sağlığı uzmanı olan Dr.
James Kinross, Antibiyotikler hayat kurtaran ilaçlardır ancak mikrobiyomda (bağırsaklarımızdaki trilyonlarca bakteri ve mikrop) etkili bir ekolojik çöküşe neden olurlar” dedi. 15.000 kişinin uzun yıllar boyunca takip edildiği bu çalışma, yaygın olarak reçete edilen antibiyotiklerin iç ekolojimiz üzerinde uzun vadeli ve hasar verici etkileri olabileceğini gösteriyor.Dr.
Kinross'a göre bu durum; obezite, kardiyovasküler hastalıklar ve hatta bağırsak kanserindeki artışın temel nedenlerinden biri olabilir.
Neyse ki bağırsaklarınızı ve uzun vadeli sağlığınızı korumanın yolları var.
İşte bir dahaki sefere antibiyotik reçete edildiğinde hasarı en aza indirmek için yapmanız gerekenler...
Antibiyotikler, bakterileri öldürerek veya çoğalmalarını durdurarak enfeksiyonları tedavi eder; ancak sorun şu ki, bakteri seçmezler.Dr.
Kinross, Bağırsak inanılmaz derecede sofistike bir sistemdir.
Bir antibiyotik aldığınızda, sadece enfeksiyona neden olan bakteriyi öldürmekle kalmaz, orada yaşayan diğer birçok yararlı mikrobu da yok eder” dedi.
Sonuç, mikrobiyomda büyük bir bozulmadır.
Bağırsak bakterilerinde 10.000 kat azalma görülebilir.
Bu mikropların çoğu bağışıklığı düzenlemek, gıdaları metabolize etmek ve enfeksiyonlara karşı korunmak için hayati önem taşır.
Önemli organizmalar kaybolduğunda, dirençli ve zararlı mikroplar bağırsağa yerleşebilir.
Bazı insanların mikrobiyomu eski haline dönse de yaklaşık üçte birimizde sadece tür sayısı değil, bakterilerin işleyiş biçimi de kalıcı olarak değişir.Dr.
Kinross, Bu değişimler genellikle 'sessizdir', yani belirtiler yıllar boyunca ortaya çıkmayabilir” diye ekledi.
Dr.
Kinross, Antibiyotiklere gerçekten ihtiyacınız varsa mutlaka alın, ancak aynı zamanda bir bağırsak koruma planını devreye sokun tavsiyesinde bulundu. 1- Antibiyotiğe gerçekten ihtiyacınız var mı?
Antibiyotikler viral hastalıklarda yani grip ve soğuk algınlığında işe yaramaz.
Araştırmalar, antibiyotik reçetelerinin yüzde 20'sinden fazlasının gereksiz olduğunu gösteriyor.
En iyi korunma yolu, hiç ihtiyaç duymamaktır; bu noktada aşılanma, viral enfeksiyonları önleyerek sonrasında gelişebilecek ikincil bakteriyel riskleri azaltır. 2- Reçetenizi kontrol edinBazı antibiyotikler bağırsağa daha çok zarar verir.- Dar spektrumlu antibiyotikler: Belirli bir bakteriyi hedefler.- Geniş spektrumlu antibiyotikler: Yararlı olanlar da dahil çok daha geniş bir mikrop yelpazesini yok eder.
Mümkünse doktorunuza daha dar spektrumlu bir seçeneğin uygun olup olmadığını sorun. 3- Şekerli gıdalardan kaçınınŞeker, yağ ve aşırı işlenmiş gıdalar zararlı mikropları besler.
Araştırmalar, bu tarz beslenen kişilerde antibiyotiklerin daha az etkili olduğunu ve yan etkilerin daha fazla görüldüğünü gösteriyor. 4- Lif ve fermente gıdalara ağırlık verinLif, yararlı bakteriler için yakıttır.
Sebze, tam tahıl, baklagil ve kuruyemiş tüketin.
Ayrıca günde 2-3 porsiyon kefir, kimçi veya lahana turşusu gibi fermente gıdalar tüketmek mikrobiyom çeşitliliğini artırır. 5- Probiyotik kullanınAntibiyotik tedavisi sırasında probiyotik almak, antibiyotiğe bağlı ishal riskini yaklaşık %51 oranında azaltabilir.Antibiyotiğin probiyotiği yok etmemesi için, ilacı aldıktan birkaç saat önce veya sonra tüketin. 6- Prebiyotiklerle destekleyinSarımsak, yulaf, pırasa, kuşkonmaz, enginar ve muz gibi gıdalar yararlı bakterileri besleyen prebiyotikler açısından zengindir.
Gerekirse inülin gibi toz prebiyotik takviyeleri de kullanılabilir. 7- Alkolü kesinAlkol hem bazı antibiyotiklerle etkileşime girerek sizi hasta eder hem de kendisi ‘antimikrobiyal’ özellik taşıdığı için mikrobiyoma ek stres yükler. 8- Doğaya çıkınToprak, bitkiler ve temiz hava yararlı mikroplarla doludur.
Bahçeyle uğraşmak veya yeşil alanlarda vakit geçirmek, dirençli bir bağırsak yapısı oluşturmanıza yardımcı olur. 9- İyi uyuyunUyku düzeninin bozulması bağışıklığı ve bağırsak sağlığını doğrudan etkiler.
İyileşme sürecinde her gece 7-9 saat uyumaya özen gösterin.
İyi haber şu ki; tıpkı bir ekosistem gibi bağırsak mikrobiyomu da iyileşebilir.Lifli ve fermente gıdalara devam edin.
Egzersiz yapmayı ihmal etmeyin; haftada 150 dakikalık fiziksel aktivitenin mikrobiyal çeşitliliği artırdığı kanıtlanmıştır.Ayrıca tekrarlayan antibiyotik kullanımından kaçının.
Antidepresanlar ve bazı ağrı kesiciler de mikrobiyomu etkileyebilir; bu nedenle kullandığınız ilaçları minimumda tutmak için doktorunuzla iletişimde kalın.