Haber Detayı

Sanayici rekabet gücünü kaybediyor
Ekonomi ekonomim.com
14/04/2026 00:00 (16 saat önce)

Sanayici rekabet gücünü kaybediyor

EKONOMİ Gazetesi ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Ekonomi 26 Paneli”nde küresel ekonomideki dönüşüm ve Türkiye’nin üretim gücü masaya yatırıldı. Panelde üretimde Eskişehir’in sanayi altyapısıyla kritik bir konumda olduğu vurgulandı. Toplantıda enflasyon, yüksek finansman maliyetleri ve çalışma barışındaki bozulmanın sanayici üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekilirken, mevcut şartlarda işletmelerin rekabet gücünü kaybettiği ve yatırım iştahının zayıfladığı ifade edildi.

ABDULLAH SÖNMEZ / ESKİŞEHİR Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin “2026 Eskişehir Yılı” etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Ekonomi 26 Paneli”, Haller Gençlik Merkezi’nde iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi.

Panelde Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Metin Güler ve EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ konuşmacı olarak yer aldı.

EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, üretimden yatırıma, sanayiden ticarete kadar geniş bir yelpazede kentin ve ülkenin ekonomik görünümü ele alındı.

Küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, üretim gücünün “küresel güney”e kayışı ve yeniden sanayileşme eğilimleri çerçevesinde Türkiye’nin ve Eskişehir’in konumunun kritik bir eşikte olduğu vurgulandı.

Panelde yapılan değerlendirmelerde, artan enflasyon, yüksek finansman maliyetleri ve çalışma barışındaki bozulmanın reel sektör üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekilirken, rekabet gücünün korunması için üretim yapısının güçlendirilmesi ve katma değerli yatırımların artırılması gerektiği dile getirildi.

Eskişehir’in havacılık, raylı sistemler ve sanayi altyapısıyla Türkiye ekonomisinde önemli bir üretim üssü olduğuna işaret edilirken, Ar-Ge, yüksek teknoloji yatırımları ve yeni teşvik mekanizmalarının şehrin küresel pazarlardaki konumunu belirleyecek temel unsurlar arasında yer aldığı ifade edildi.

Panelin açılış konuşmasını yapan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, 2026 Eskişehir Yılı’nın yalnızca kültür ve sanat projeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, ekonomik katkının da öncelikli hedefler arasında yer aldığını belirtti.

Bu doğrultuda ETO başta olmak üzere çeşitli kurumlarla iş birliği içinde düzenlenen “26 indirim günleri” ile şehir ekonomisine canlılık kazandırmayı amaçladıklarını aktaran Ünlüce, “Kıymetli konuklarla bir araya gelerek hem Eskişehir’i hem ülkemizi hem de küresel ekonomiyi konuşma fırsatı bulduk.

Bu, şehrimiz için çok özel bir gün” dedi.

Ayşe Ünlüce’nin ardından söz alan EKONOMİ Gazetesi Eskişehir Bölge Temsilcisi Ali Baş, “Biz, de 2026 Eskişehir yılına destek olmak için böyle bir çalışma gerçekleştirmek istedik.

Elbette şehirdeki önemli kurumlar, özellikle EOSB, Sanayi Odası ve Ticaret Odası çeşitli paneller düzenliyor; ancak bu etkinlikler çoğunlukla kendi üyelerine yönelik oluyor.

Biz ise bu bakış açısını şehrin geneline yaymayı amaçladık.

Eskişehir’de yaşayan insanların sanayiye nasıl baktığını, sanayicimizin iş dünyamızın ne düşündüğünü ve nasıl bir gelecek hayal ettiğini doğrudan kendilerinden dinlemek istedik” diye konuştu.

ESKİŞEHİR TİCARET ODASI (ETO) BAŞKANI METİN GÜLER: Sanayici duvara tosladı İş dünyasının karşı karşıya olduğu temel sorunlara dikkat çeken ETO Başkanı Metin Güler, enflasyon, finansman maliyetleri ve çalışma barışındaki bozulmanın işletmeler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.

Son üç yıldır orta gelir tuzağının derinleştiğini ifade eden Güler, 2026 yılının ilk çeyreğinde gerçekleşen enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde seyrettiğini belirtti.

Finansman maliyetlerindeki yükselişin üretim üzerindeki etkilerine değinen Güler, kredi faiz oranlarının işletmeler açısından sürdürülemez seviyelere ulaştığını kaydetti.

Çalışma barışındaki bozulmanın da verimliliği düşürdüğünü ifade eden Güler, ücret dengelerinin hem işveren hem çalışan açısından kurulamadığını dile getirdi.

Güler, “Enflasyon, finans maliyetleri ve çalışma barışı iş insanları açısından çok hassas.

Son üç yıldır orta gelir tuzağında takıldık ve bu durum derinleşerek devam ediyor. 2026 yılının ilk üç ayında yüzde 10,7’lik enflasyonla karşı karşıyayız.

Bu tablo, yılsonu için yapılan yüzde 30-31’lik planlamaların gerçekçi olmadığını gösteriyor.

Bunun üzerinde bir enflasyonla karşılaşacağımız çok açık ve bu bizler için ciddi bir tehlike oluşturuyor” dedi.

Artan maliyetler ve küresel gelişmelerin etkisiyle işletmelerin kârlılıklarının gerilediğini belirterek, mevcut ekonomik koşulların üretim ve yatırım kararlarını olumsuz etkilediğini vurgulayan Metin Güler, sözlerine şöyle devam etti: “Finans maliyetleri ciddi şekilde arttı.

Kamu bankalarında bile spot kredi faizleri yüzde 48-49 seviyelerine çıktı.

Bu, aylık yüzde 4’ün üzerinde faiz gideri anlamına geliyor.

Çalışma barışını sağlamakta zorlanıyoruz.

Maaş skalasını ayarlayamıyoruz, çalışan da işveren de mutlu değil.

Çok pahalı bir ülke olduk.

Bu şartlar altında maliyetlerimizi yönetemiyoruz ve rekabet gücümüzü kaybettik.

Açıkça söylemek gerekirse sanayici olarak duvara tosladık.” Küresel gelişmelerin maliyetler üzerindeki etkisine de değinen Güler, “Değerli madenlerdeki artışlar ve enerji maliyetleri öngörülemeyen bir baskı yarattı.

Biz üretim planlarımızı yaptık, satış bağlantılarımızı kurduk ancak maliyetler öyle arttı ki şu anda birçok işletme zarar eder hale geldi.

Türkiye’de ilk 500 firmaya baktığınızda önemli bir kısmı zarar açıklıyor.

Bu koşullarda orta ve uzun vadeli planlama yapmak neredeyse imkânsız.

Finansı, enflasyonu ve çalışma barışını yönetemiyoruz.

Bu tablo, işletmelerin sağlıklı üretim yapma kabiliyetini ortadan kaldırıyor” dedi.

ESKİŞEHİR SANAYİ ODASI (ESO) BAŞKANI CELALETTİN KESİKBAŞ: Türkiye'nin en temel sorunu tarım Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarına dikkat çekerek özellikle tarım, planlama ve teknoloji üretimi konularında çözüm ihtiyacının sürdüğünü söyleyen ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’in tarihsel olarak güçlü bir sanayi altyapısına sahip olduğunu, üretim kültürü ve beşerî sermayesiyle Türkiye’de ayrı bir konumda yer aldığını ifade etti.

Geçmişten bugüne ekonomik sorunların büyük ölçüde değişmeden devam ettiğini vurgulayan Kesikbaş, özellikle enflasyonun yapısal nedenlerine dikkat çekti.

Tarım sektöründeki yüksek enflasyonun sanayi üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Kesikbaş, çözümün doğru alanlara odaklanmaktan geçtiğine dikkat çekerek, “Bugün baktığımızda tarımın enflasyonu yüzde 30 seviyelerinde, sanayicinin enflasyonu ise yüzde 17-18 bandında.

Sanayici son üç yılda yapabileceği her şeyi yaptı.

Buna rağmen genel enflasyon yüksek çıkıyor.

Bunun temel nedeni tarım ve hizmetler sektöründeki maliyetler. 1970’lerde de aynı şey söylenmiş; sanayiciye yüklenmek yerine tarımın çözülmesi gerektiği ifade edilmiş.

Aradan geçen yıllara rağmen aynı noktadayız.

Tarımı çözmeden enflasyonu kalıcı şekilde düşürmemiz mümkün değil” dedi.

Tarımın yanı sıra planlama eksikliği ve kaynakların verimsiz kullanımının da önemli bir sorun olduğunu belirten Kesikbaş, geçmişte olduğu gibi bugün de yatırımların çoğu zaman plansız şekilde yapıldığını söyledi.

Bu durumun sermaye birikimini olumsuz etkilediğini ifade eden Kesikbaş, yapısal reform ihtiyacına dikkat çekti.

Eskişehir özelinde ise kentin önemli bir üretim potansiyeline sahip olduğunu belirten Kesikbaş, lojistik altyapının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Özellikle liman bağlantılarının sanayi açısından kritik olduğuna işaret eden Kesikbaş, genç nüfusun kentte tutulabilmesi için yeni nesil yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Kesikbaş, “Eskişehir’in en önemli sorunlarından biri lojistik.

İhracatımızın büyük bölümü kara yolu ile yapılıyor.

Liman bağlantılarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Bunun yanında gençlerimizi şehirde tutacak yatırımlara ihtiyacımız var.

Artık klasik üretim yöntemleriyle ilerlemek mümkün değil.

Dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve yeni üretim modelleriyle hareket etmek zorundayız.

Çünkü entelektüel sermaye bu kente geliyor ama kalmıyor” diye konuştu.

ESKİŞEHİR ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ (EOSB) BAŞKANI NADİR KÜPELİ: Sanayici çalıştı, başkası para kazandı Eskişehir sanayisinin güçlü üretim altyapısına rağmen mevcut ekonomik koşullar nedeniyle zorlandığını belirten Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, sanayicinin üretmeye devam ettiğini ancak kazancın üreticiye yansımadığını ifade etti.

Eskişehir sanayisinin Türkiye için kritik bir üretim merkezi olduğuna dikkat çeken Küpeli, kentin hem istihdam hem de yüksek teknolojili üretimde önemli bir noktada bulunduğunu vurguladı.

Buna rağmen son dönemde yatırım iştahında ciddi bir gerileme yaşandığını belirten Küpeli, özellikle organize sanayi bölgesinde arsa tahsislerinin negatife döndüğünü söyledi.

Küpeli, “Eskişehir sanayisi üretim kültürü açısından Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri.

Şehrin yaklaşık yüzde 42’si sanayiden geçimini sağlıyor. 5 milyar dolara yaklaşan ihracatımız var ve bunun içinde yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 30’un üzerinde.

Ancak son dönemde yatırım iştahı ciddi şekilde düştü.

Daha önce yüzlerce parsel tahsisi yaparken bu yıl eksiye düştük.

Yani yatırımcı gelmiyor, mevcut yatırımcı da geri çekiliyor.

Herkes artık yatırım değil, ayakta kalma derdinde” dedi.

Finansmana erişimde yaşanan sıkıntıların üretim sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayan Küpeli, mevcut faiz oranlarıyla yatırım yapılmasının mümkün olmadığını söyledi.

Bugün KOBİ’ler için yüzde 60’lara varan faiz oranlarının konuşulduğuna dikkat çeken Küpeli, “Bu şartlarda hangi yatırım yapılabilir?

Hiç kimse bu maliyetlerle yatırım yapmaz.

Herkes günü kurtarmaya çalışıyor.

Parasal sıkılaşmayı anlıyoruz ama üreticinin finansmanını kestiğiniz zaman bu iş nereye kadar gider?

Ham madde alamayan, elektriğini ödeyemeyen bir işletmenin üretim yapması mümkün değil” açıklamasında bulundu.

Üretimin artırılmadan talep daraltıcı politikalarla kalıcı çözüm sağlanamayacağını belirterek, üretim ve yatırımın teşvik edilmesi gerektiğini kaydeden Küpeli, “Talebi kısmakla sorun çözülmez.

Asıl çözüm üretimi artırmaktır.

Üretmekten başka çaremiz yok.

Ama mevcut finansman koşullarıyla bu mümkün değil.

Üretimi artıracak politikalar geliştirilmeden sürdürülebilir bir büyüme sağlanamaz” diye konuştu.

Sanayide nitelikli iş gücü ihtiyacının da giderek arttığını dile getiren Küpeli, gençlerin üretim sektörüne yönlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Küpeli, ekonomik sıkıntıların istihdam üzerinde de etkisini göstermeye başladığını sözlerine ekledi.

Hakan Güldağ: Eskişehir üretim gücünü yüksek katma değerle desteklemeli Dünyada üretimin yeniden merkezine alındığı yeni bir döneme girildiğini belirten EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, bu sürecin Türkiye için önemli fırsatlar barındırdığını söyledi.

Küresel ekonomide dengelerin hızla değiştiğini vurgulayan Güldağ, özellikle Çin’in yükselişi ve küresel güney ülkelerinin üretim gücünü artırmasının mevcut ekonomik düzeni dönüştürdüğünü aktardı.

Konuşmasında Eskişehir’e özel bir parantez açan Güldağ, kentin sahip olduğu üretim kültürü ve sektörel çeşitliliğin yeni döneminde önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Güldağ, “Eskişehir, sadece bir üretim üssü değil; aynı zamanda yaşayan ve gelişen bir şehir olarak öne çıkıyor.

Havacılık, raylı sistemler ve beyaz eşya gibi sektörlerde elde edilen birikim, kenti Türkiye’nin lokomotif merkezlerinden biri haline getirdi.

Ancak bundan sonraki süreçte yalnızca üretim kapasitesini artırmak yeterli olmayacak.

Ar-Ge merkezlerinin sayısını artırmak, bu merkezlerde geliştirilen projeleri yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmek zorundayız.

Yüksek teknoloji yatırımları ve yeni teşvik mekanizmaları, yerel sanayicinin küresel rekabet gücünü belirleyecek en önemli unsurlar arasında yer alıyor” diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri