Haber Detayı

Gizli koz ne? Dengeleri nasıl değiştirebilir? ‘İran'ın elinde 450 kilo var’
Dünya hurriyet.com.tr
14/04/2026 06:32 (5 saat önce)

Gizli koz ne? Dengeleri nasıl değiştirebilir? ‘İran'ın elinde 450 kilo var’

ABD ve İsrail’in haftalar süren hava saldırıları İran’ı tamamen zayıflatmaya yetmedi. Kritik tesisler hedef alınsa da yer altındaki stoklar ve gizli kapasiteye dair belirsizlikler hâlâ ortadan kalkmış değil. Diplomasi masasında sonuçsuz kalan görüşmeler gerilimi daha da tırmandırırken, şimdi tüm gözler tek bir soruda düğümleniyor: Bu kadar baskı ve yıkıma rağmen İran’ın elinde kimsenin tam olarak bilmediği hangi ‘gizli koz’ hâlâ masada duruyor?

ABD ve İsrail’in haftalar süren hava saldırıları İran’ın nükleer programını hedef aldı; ancak ortaya çıkan tablo, krizin sona ermekten çok daha karmaşık bir aşamaya evrildiğini gösteriyor.

Yetkililer ve uzmanlara göre saldırılar Tahran’ın nükleer altyapısına ciddi zarar verirken, İran’ın nükleer silah üretimi için kritik öneme sahip unsurların önemli bir bölümünü koruduğu değerlendiriliyor.Bu tablonun yansıması, sahadaki gelişmelerle paralel ilerleyen diplomatik temaslarda da açık şekilde görüldü.

ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temaslar, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen uzun soluklu görüşmelerle devam etti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, iki taraf arasında yaklaşık 21 saat süren müzakerelerin anlaşma olmadan sona erdiğini açıkladı.Vance, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının temel nedeninin İran’ın nükleer programına ilişkin tutumu olduğunu belirterek, “Basit gerçek şu ki, nükleer silah edinmeye çalışmayacaklarına ve bu hedefe hızla ulaşmalarını sağlayacak araçları aramayacaklarına dair net bir taahhüt görmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.İran tarafı ise müzakerelerin çökmesini Washington yönetiminin “aşırı taleplerinden geri adım atmamasına” bağladı.

Tahran, nükleer faaliyetlerinin barışçıl amaçlı olduğunu savunmayı sürdürürken, ABD’nin taleplerini egemenlik ihlali olarak nitelendiriyor.

Fotoğraflar: APSALDIRILAR PROGRAMI ZAYIFLATTI AMA DURDURAMADIMüzakereler öncesi ABD ve İsrail tarafından son haftalarda gerçekleştirilen hava saldırılarında, İran’ın nükleer programıyla bağlantılı olduğu iddia edilen çok sayıda hedef vuruldu.

Bu kapsamda:* Nükleer araştırma laboratuvarları ve bilimsel tesisler imha edildi.* Savaş başlığı geliştirme çalışmalarında kullanıldığı öne sürülen altyapılar hedef alındı.* Üretim tesislerinden biri yok edilerek uranyum zenginleştirme zinciri sekteye uğratıldı.

Gözden Kaçmasın Rusya'dan ABD ve İran'a çözüm önerisi: 'Teklif hala geçerli' Haberi Görüntüle ABD’nin önceki dönemde gerçekleştirdiği askeri operasyonlarda ise Fordow ve Natanz’daki yer altı zenginleştirme tesisleri ağır hasar aldı.

Bu saldırılarda, özellikle sığınak delici Massive Ordnance Penetrator (GBU-57A/B MOP) bombalarının kullanıldığı bildirildi.

Ayrıca İsfahan’daki nükleer altyapı, Tomahawk füzeleriyle hedef alındı.

Ancak tüm bu operasyonlara rağmen, uzmanlara göre İran’ın nükleer kapasitesi tamamen ortadan kaldırılmış değil.KRİTİK STOKLAR KORUNDU MU?Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı verilerine göre İran, yaklaşık 450 kilogram seviyesinde, silah üretimine yakın derecede zenginleştirilmiş uranyum stokunu elinde bulunduruyor.

Bu miktarın yaklaşık yarısının, İsfahan’daki nükleer tesisin derinliklerinde yer alan tünellerde saklandığı belirtiliyor.Uzmanlar, bu stokun korunmuş olmasının ABD açısından en büyük stratejik sorunlardan biri olduğuna dikkat çekiyor.

Çünkü bu miktarda zenginleştirilmiş uranyum, kısa sürede nükleer silah üretimine dönüştürülebilecek kapasite anlamına geliyor.

Eski Beyaz Saray yetkililerinden Eric Brewer, İran’ın bu tür stratejik materyalleri kolayca teslim etmeyeceğini belirterek, “Tahran, bu stoklar konusunda geçmişte talep ettiğinden daha yüksek tavizler isteyecektir” değerlendirmesinde bulundu. ‘İRAN BİRDEN FAZLA NÜKLEER BAŞLIK ÜRETEBİLECEK HAMMADDEYE SAHİP’Konuyu İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa’ya danıştığımda “Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun Şubat 2026 tarihli raporuna göre, İran’ın 13 Haziran 2025 itibarıyla toplam zenginleştirilmiş uranyum stoku 9.874,9 kilogramdı; bunun 450 kilogramı yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum hekzaflorür formundaydı.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Genel Direktörü Grossi’ye göre bu stokun en az yarısı, yani yaklaşık 220 kilogramı, İsfahan nükleer kompleksindeki yeraltı tünel sisteminde depolanıyor” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti:-- Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun tanımına göre ‘anlamlı miktar’, bir nükleer patlayıcı yapılması ihtimalinin dışlanamayacağı eşik miktarı demek.

Yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum için bu eşik ise 25 kilogram U-235.

İran’ın yüzde 60’lık stoku, yüzde 90’a yükseltildiğinde yaklaşık dokuz nükleer silaha yetecek fisil materyal sağlayabilecek kapasitede.

Dolayısıyla bu miktar, İran’ın birden fazla nükleer başlık üretebilecek hammaddeye sahip olduğu anlamına gelir.-- Ancak silah üretimi sadece yeterli miktarda silah sınıfı uranyuma sahip olmakla sınırlı değil; metalik forma dönüşüm, başlık tasarımı ve minyatürizasyon gibi aşamalar da gerekli.

Mevcut veriler, İran’ın bu teknik adımları tamamladığına dair doğrudan bir kanıt sunmuyor.URANYUM ZENGİNLEŞTİRME TARTIŞMASIİran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden tamamen vazgeçmeyi reddederken, bu faaliyetlerin barışçıl enerji üretimi kapsamında olduğunu savunuyor.

ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ise İran’ın güven vermesi için yerli zenginleştirmeyi sonlandırması ve dış kaynaklardan yakıt temin etmesi gerektiğini dile getirmişti.

Şubat ayında yapılan görüşmelerde İran’ın, yüzde 60 seviyesinde zenginleştirilmiş uranyumu yüzde 20 seviyesine düşürmeyi teklif ettiği öne sürüldü.

Analistlere göre;* Yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum: Silah seviyesine yaklaşık bir haftada ulaşabilir.* Yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyum: Birkaç hafta gerektirir.İRAN’IN SİLAH SINIFI URANYUMA ULAŞMA SÜRESİNDE KRİTİK KIRILMA“ABD Stratejik Komutanlığı’nın 2025 Kongre durum raporuna göre, İran’ın tahmini breakout süresi, yani bir nükleer silah için yeterli silah sınıfı uranyum üretme süresi, önceki 10-15 günlük tahminlerden bir haftanın altına düştü” diyen Oral Toğa, “Bu teknik olarak mümkün, çünkü yüzde 60’tan yüzde 90’a zenginleştirme adımı, fizyon fiziği açısından görece küçük bir farkı kapamayı gerektirir” dedi.

Toğa, şu önemli bilgilerin altını çizdi:-- Tek bir 175 adetlik IR-6 santrifüj kaskadı, yüzde 60’lık materyalden başlayarak yaklaşık 25 günde bir silaha yetecek kadar silah sınıfı uranyum üretebilir; birden fazla kaskad paralel çalıştırıldığında bu süre orantılı olarak kısalır.

Bazı teknik değerlendirmeler, mevcut yüzde 60’lık stokun tamamının kesintisiz bir süreçle yaklaşık üç haftada silah sınıfına yükseltilebileceğini hesaplıyor.-- Ancak bu tahminler, tesislerin sağlam olduğunu, kaskadların hazır olduğunu ve sürece müdahale edilmediğini varsayıyor.

Haziran 2025 ve Şubat 2026 saldırıları sonrasında Natanz’ın yüzde 75, Fordo’nun yüzde 30 oranında hasar gördüğü tahmin ediliyor; bu da saldırı öncesi breakout süresi tahminlerinin artık geçerli olmadığı anlamına gelir.

Saldırı sonrası değerlendirmelerde, bir silaha yetecek silah sınıfı materyal üretimi için yaklaşık 12 haftalık bir süre öngörülüyor.YER ALTINDAKİ GİZLİ TESİSLERUzmanlar, İran’ın nükleer kapasitesinin en kritik bölümünün yer altındaki derin ve güçlendirilmiş tesislerde bulunduğunu belirtiyor.

Özellikle Natanz yakınlarındaki ‘Kazma Dağı’ bölgesinde yer alan kompleks ve İsfahan’daki tünel sistemi bu kapsamda öne çıkıyor.

Bu tesislerin, ABD’nin en güçlü sığınak delici mühimmatlarına karşı dahi yüksek direnç gösterebilecek şekilde inşa edildiği ifade ediliyor.NÜKLEER FAALİYETLER YAKINDAN İZLENİYORABD’li yetkililer, mevcut durumda İran’ın yeni uranyum zenginleştirme faaliyetleri yürüttüğüne dair somut bir bulgu olmadığını belirtiyor.

Ayrıca, mevcut bölünebilir materyalin uydu sistemleri aracılığıyla izlendiği ifade ediliyor.

ABD ve Birleşmiş Milletler’e bağlı denetim mekanizmaları ise son saldırılardan bu yana İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını başka bir noktaya taşıdığına dair herhangi bir işaret bulunmadığını bildiriyor.İSRAİL’İN HEDEFLERİ VE OPERASYONLARIİsrail tarafı ise İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesini sınırlamak amacıyla çok sayıda hedefe yönelik operasyonlar gerçekleştirdiğini açıkladı.

Bu hedefler arasında:* Tahran çevresindeki araştırma tesisleri* Bir üniversite laboratuvarı* Parchin askeri üssünde yer alan yüksek patlayıcı test tesisleri yer aldı.Ayrıca İsrail’in, İranlı nükleer bilim insanlarını da hedef aldığı, ancak bu operasyonların detaylarının kamuoyuyla paylaşılmadığı üzerinde de duruluyor.‘TEKNİK FORMÜLLER NE OLURSA OLSUN SİYASİ UZLAŞMA SON DERECE GÜÇ’İran’ın uranyum zenginleştirmeyi egemenlik hakkı olarak görmesi, gelecekte yapılabilecek yeni bir nükleer anlaşmanın sınırlarını sizce nasıl belirler?

Bu noktada ABD’nin ‘tam kısıtlama’ talebi ile İran’ın ‘sınırlı devam’ yaklaşımı arasında gerçekçi bir orta yol mümkün mü?Bu soruma Oral Toğa, “İran, uranyum zenginleştirmeyi Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın 4.

Maddesi kapsamında barışçıl nükleer enerji kullanımından kaynaklanan egemenlik hakkı olarak görüyor.

Sıfır zenginleştirme koşulu içeren herhangi bir anlaşmayı reddetmesi, Tahran’ın tutarlı pozisyonuyla uyumlu” cevabını verdi ve şu önemli bilgileri paylaştı:-- ABD’nin temel talebi İran topraklarında uranyum zenginleştirmenin tamamen durdurulması.

İran ise ölçeği küçültmeye hazır olduğunu ancak programı sıfırlamayı kabul etmeyeceğini belirtiyor.

Bu iki pozisyon arasında gerçekçi bir orta yol teorik olarak mevcut.

Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) bunu kısmen başarmıştı: yüzde 3,67 zenginleştirme tavanı, stok sınırı ve güçlendirilmiş denetim mekanizmaları ile İran'ın zenginleştirme hakkını tanırken proliferasyon riskini yönetilebilir düzeyde tutmuştu.-- Bazı analistler, İran, Türkiye, Mısır ve Körfez ülkelerini kapsayan bölgesel bir ortak zenginleştirme konsorsiyumu modelini öne sürüyor.

Ancak ABD’nin 2018’de KOEP’ten çekilmesi ve devam eden müzakereler sırasında askeri operasyonlara katılması, İran tarafında ciddi bir güven bunalımı yarattı.

Bu güven açığı kapatılmadan, teknik formüller ne olursa olsun siyasi uzlaşma son derece güç.

İlgili Sitenin Haberleri