Haber Detayı

Ulusal köklerden evrensel dayanışmaya: İnsancıl sol
Dr. r. bülend kırmacı haber3.com
14/04/2026 16:18 (3 saat önce)

Ulusal köklerden evrensel dayanışmaya: İnsancıl sol

Ulusal köklerden evrensel dayanışmaya: İnsancıl sol

Türkiye’nin siyasal tartışmalarında en çok ihmal edilen başlıklardan biri, “sol” düşüncenin kendi toplumu ile kurduğu mesafenin sorgulanmasıdır.Oysa bugün dünyaya baktığımızda, özellikle Avrupa’da merkez sol partilerin yeniden ve göreli olarak güç kazandığı bir döneme tanıklık ediyoruz.Bu yükselişin temelinde ideolojik katılık değil; son derece net ve gerçekçi bir ilke yatıyor: Önce vatan, "önce kendi halkım".Almanya’da Sosyal Demokratlar, Fransa’da ve İtalya’da merkez sol hareketler; küreselleşmenin yarattığı eşitsizliklere karşı kendi toplumlarının çıkarlarını önceleyen politikalarla ya iktidara yürüdüler ya da ayakta kalmayı başardılar.Bu yaklaşım, enternasyonal dayanışmayı reddetmek değil; onu ayakları yere basan bir zemine oturtmaktır.Çünkü açık bir gerçek vardır:Kendi halkına sırtını dönen bir hareketin, insanlığa söyleyecek sözü kalmaz.Sol düşüncenin özü, emekçinin, üreticinin, halkın yanında durmaktır.

Ancak bu duruş; köksüz, tercüme edilmiş ve toplumla bağ kuramayan bir dile dönüştüğünde ortaya sadece slogan çıkar.Soğuk savaş solculuğu, lümpen sol ya da entelektüel dar çevrelerin kendi içinde konuştuğu bir alan…Bunların hiçbiri Anadolu’nun sağduyusunda karşılık bulmaz.Oysa bu toprakların sol damarları son derece derindir.Bu damar; yoksulluğu bir erdem olarak gören bir adalet anlayışında, Yunus’un insan sevgisinde, Mevlana’nın hoşgörüsünde, Hacı Bektaş’ın paylaşım kültüründe yüzyıllardır akmakta, örgütsüz de olsa yaşamaktadır!

Ve bu tarihsel birikim, modern anlamda en güçlü ifadesini Cumhuriyet devrimiyle bulmuştur.Bu noktada, bu olgu bağlamında, karşımıza çıkan en önemli yapı, Altı Ok’tur.Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik…Bu ilkeler sadece bir partinin programı değil; bir milletin çağdaşlaşma iradesinin özetidir.İnsancıl sol tam da bu zeminde anlam kazanır.

Bu zeminden hayat bulur, gider gelir, yine bu zemini güçlendirir.Cumhuriyetçilikte eşit yurttaşlık vardır.Milliyetçilikte bağımsızlık ve ortak kader bilinci vardır.Halkçılıkta sınıfsal ayrıcalıkların reddi vardır.Devletçilikte kamunun öncülüğü ve denge vardır.Laiklikte akıl ve özgürlük vardır.Devrimcilikte ise durmaksızın ilerleme iradesi vardır.Bu nedenle insancıl sol ile Altı Ok arasında bir çelişki değil, güçlü bir tamamlayıcılık söz konusudur.

Altı ok ana fikir, insancıl sol uygulama programıdır...Bugün Avrupa’daki merkez sol partiler kendi ulusal değerlerine yaslanarak güç kazanırken; yukarıda da ifade ettiğim gibi, Türkiye’de bu sentez aslında çok daha önce kurulmuştur.

Bu, bizim tarihsel avantajımızdır.Ancak bu avantajı görmeyenler ya köksüzleşir, tatlı suda yüzerler, ya da savrulur, rüzgargülüne dönerler!Gerçek ve gerçeğimiz odur ki; milliyetçi (ekonomide ve sosyal işlerde ulusalcı) olmayan bir sol, halkla bütünleşemez.Ulus-devleti savunamayan bir sol, bağımsızlık üretemez.Üreten kesimlerle bağ kuramayan bir sol ise hayatı dönüştüremez.İnsanlığı sevmek, önce kendi milletini sevmekle başlar.Bu bir daralma değil; sağlam bir zemine basarak evrenselleşmenin tek yoludur.Bugün ihtiyaç duyulan şey; küresel dayanışmayı reddetmeyen ama ulusal kalkınmayı merkeze alan, üretim odaklı, toplumla barışık ve dirayetli bir sol anlayıştır.Bu anlayış; ne içine kapanır ne de savrulur:Kendi bayrağını gönderde tutarken, insanlık idealini yüreğinde taşır.Bu müktesebatı, bu tarihsel birikimi, bu değerleri yok sayanlar ise önce toplumdan kopar, sonra da başkalarının / egemenlerin, tiranların, ağaların "ajandasında" savrulur.Oysa yapılması gereken bellidir:İnsancıl sol; Altı Ok bayrağı altında ve her ihtiyaç duyulduğunda,  yeniden yorumlanmalı, yeniden üretilmeli ve yeniden yaşanmalıdır.Çünkü bu bayrak; bir milletin ekonomik bağımsızlığıyla, katılımcı demokrasi özlemiyle; ayağa kalkışının simgesidir.Ve işte o kalkış / o yükseliş; sadece geçmişin hatırası değil, geleceğin de pusulasıdır.Sonuç olarak:İnsancıl ve hakça bir Türkiye;kendi köklerinden beslenen,kendi halkına yaslanan,ve dünyayla onurlu bir dayanışma kurabilen bir anlayışla mümkündür.Ve bu zor ama onurlu yol… başkasının değil,tam anlamıyla bizim yolumuzdur.Dr.

R.Bülend Kırmacır.b.kirmaci@gmail.comhttps://x.com/bulendkirmacihttps://www.facebook.com/r.bulendkirmacihttps://rbulendkirmaci.wordpress.com/

İlgili Sitenin Haberleri