Haber Detayı
İç giyimde üretim ‘rahat’ ve ‘akıllı’ döneme geçiyor
Toplam üretiminin yüzde 70’ini ihraç eden ve 2025’i ‘dengeleme yılı’ olarak geçiren Türkiye iç giyim sektörü, küresel risklere karşı “hızlı termin ve nitelikli üretim” kalkanını kullanacak. Sektör bu yıl, fonksiyonel, rahat ve akıllı ürünlere odaklanarak, AB pazarındaki Hindistan rekabetini bertaraf etmek, yeni pazarlarda da derinleşmek istiyor.
Nurdoğan A.
ERGÜNEkonomik çalkantılar ve döviz kuru baskısı nedeniyle Türkiye hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe yaşanan sıkıntılı süreç, iç giyim sanayini de etkiledi.
Hazır giyim içerisinde yaklaşık yüzde 4’lük bir paya sahip olan iç giyim sektörü, 2025’in ilk 6 ayında ana sanayideki daralmanın üzerinde bir kayıpla karşı karşıya kaldı.Ancak yılın sonuna geldiğinde ‘dramatik kayıpları’ dengeleyen sektör, bu yılın ilk çeyreğinde durağan bir süreç geçirse de ikinci yarı için küresel riskleri bertaraf etmeye hazırlanıyor.
Genel hazır giyim sektörü içerisinde “örme giyim” ve “dokuma giyim” fasılları altında toplanan ve üretiminin yüzde 70’ini ihraç eden Türkiye iç giyim sanayi, özellikle AB ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın ana pazarda getireceği kayıpları, niş üretim kalkanı ile aşmak istiyor.Doğu Avrupa ve Afrika’da derinleşecekDijital dönüşüm sürecini hızlandıran sektör, daha fonksiyonel, rahat, şık ve akıllı ürünlerle mevcut pazarını koruyarak, Doğu Avrupa, Kuzey Afrika gibi pazarlarda da derinleşmek istiyor.
Türkiye’nin ihracatta en köklü sektörlerinden biri olan iç giyim sektörünün 2025 yılını küresel pazarlardaki normalleşme sancıları ve maliyet bakılarıyla geride bıraktığını söyleyen Türkiye İç Giyim Sanayicileri Derneği (TİGSAD) Başkanı Eşref Geyik, 2025 yılında ihracat performansında sınırlı bir gerileme yaşandığını, buna rağmen kadın ve kız çocuk iç giyim grubunun lokomotif rolünü sürdürdüğünü ifade etti.
Geyik, erkek grubu ürünlerde ise dalgalı bir seyir yaşandığını belirtti.“Fiyat odaklı ürünlerde rekabet kızışacak”Avrupa Birliği ülkelerinin, 2025’te de iç giyim ihracatının ana pazarı olmayı sürdürdüğünü aktaran Geyik, “Bu pazarlarda kalite beklentisine uyum, termin avantajı ve ürün standardizasyonu belirleyici oldu.
Buna ek olarak Orta Doğu ve Körfez ülkelerinde, özellikle orta ve üst segmente hitap eden ürün gruplarında talebin daha dirençli seyrettiği gözlemlendi” diye konuştu.
Geyik, ihracatı ayakta tutan temel faktörleri, yakın coğrafyaya hızlı teslimat, esnek üretim kabiliyeti ve sürdürülebilirlik standartlarına uyum olarak sıraladı.
AB ile Hindistan arasında imzalanan STA’nın düşük fiyatlı segmentte rekabeti kızıştıracağını öngören Geyik, Türkiye’nin bu baskıyı nasıl aşacağını şu sözlerle açıkladı: “Fiyat odaklı ürünlerde rekabet artacak ancak Türkiye’nin gücü kalite ve tasarımda saklı.
Küçük parti üretim ve hızlı termin avantajımızla orta ve üst segmentte rekabet gücümüzü koruyacağız.” Sektörün 2026 beklentilerinde küresel değişimlerin yanı sıra tüketici alışkanlıklarındaki değişimin de öne çıktığını kaydeden Geyik, yeni dönemde fonksiyonel iç giyim, spor-şık ve günlük rahat ürünler ile ısı dengeleyici, vücut değerlerini ölçen akıllı ürünler ve sürdürülebilir malzemelerin sektörün büyüme dinamiklerini oluşturacağını anlattı.Online kanallarda ABD radara alındıAvrupa Birliği’nin ana pazar olma özelliğini koruduğunu ifade eden TİGSAD Başkanı Eşref Geyik, 2026 yılı için hedef büyüttükleri bölgeleri sıraladı.
Geleneksel pazarlardaki dalgalanmaya karşı Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika alternatif büyüme alanları olarak belirlendi.
Geyik’e göre, ABD pazarı ise özellikle online kanallar üzerinden satılan niş ürünler için radara alındı.
Maliyet baskısı ve lüks talebi ithalata yarıyorTürkiye güçlü bir iç giyim üreticisi ve ihracatçısı olmasına rağmen, hazır giyim sektöründeki genel ithalat eğilimi iç giyim alt kategorisini de etkiliyor.
Özellikle 2024’te gözlemlenen ve 2025’te de devam eden ithalat artışları, kur ve maliyet baskılarının bir sonucu olarak yerel üretimin rekabet gücünü zorluyor.
Türkiye, özellikle Çin, Bangladeş gibi Asya ülkelerinden ve son yıllarda artan oranlarda İtalya, Gürcistan, Mısır gibi ülkelerden ithalat yapıyor.
İç giyim sektörünü ithalata sürükleyen nedenlerin başında maliyet baskısı geliyor.
Düşük işçilik maliyetleri veya hammaddede avantajı bulunan bazı ülkeler, daha uygun fiyatlı ürünleri pazara sunuyor.
Bu da tüketicilere daha geniş bir ürün yelpazesi sunmak isteyenler için ithalatı cazip kılıyor.
Aynı zamanda özel tasarımlar, lüks markalar veya niş ürünler için de ithalata yönelim oluyor.Sektör, ithalata karşı ‘standart’ istiyor Öte yandan geçen yılın ilk yarısında ithalat baskısının dramatik bir şekilde arttığı iç giyim sektöründe, bu eğilimin 2026 yılına da sarktığı görülüyor.
Özellikle düşük fiyatlı ithal ürünlerde artış eğiliminin dikkat çektiğini vurgulayan Eşref Geyik, şunları söyledi: “Bu durum, özellikle standart ürün gruplarında yerli üretici üzerinde ciddi bir marj baskısı yaratıyor.
İhracat verilerindeki yatay seyir dikkate alındığında, sektörün dış ticaret dengesini koruyabilmesi için menşe, kalite ve standart denetimlerinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor.” Küresel iç giyim pazarı 151 milyar dolara koşuyorKüresel iç giyim pazarının hacminin 2025 sonunda 99.23 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor.
Bazı araştırmalara göre, 2033 yılına kadar küresel iç giyim pazarı yaklaşık 147 milyar dolara çıkacak.
Kimi araştırmalar ise, 2033’e kadar 151 milyar dolarlık bir hacme ulaşacağına işaret ediyor.
Pazarın sürükleyeni ise kadın iç giyim olacak. 2024’te 44.92 milyar dolar değerinde olan küresel kadın iç giyim pazarının, 2025’te 48.59 milyar dolara, 2032’ye kadar da 53.99 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Dünya iç giyim ihracatında ilk üç sırayı Çin, Bangladeş ve Vietnam gibi ülkeler alırken, Türkiye 10’unculuğu zorluyor.
ABD’nin iç giyim tedarikçileri arasında ise Türkiye’nin yeri 15.
Dünya iç giyim ithalatında Türkiye 54 veya 58’inci sıralarda yer alarak halen yerel üretimdeki gücünü koruyor.