Haber Detayı

Sürdürülebilir büyüme için yeni stratejiler şart
Sektör haberleri dunya.com
16/04/2026 00:00 (1 gün önce)

Sürdürülebilir büyüme için yeni stratejiler şart

Türkiye’nin un endüstrisi 18 milyon tonluk un üretimi, 2,4 milyon tona yaklaşan ihracatı ve küresel ticarette yüzde 30’luk payıyla liderliğini koruyor. Ancak 2026’nın ilk iki ayında ihracatta miktar bazında yüzde 16, değer bazında yüzde 21 gerileme yaşanması daralan dış pazarlar ve değişen tüketici eğilimleri karşısında sektörün sürdürülebilir büyümesi için yeni stratejiler gerekiyor.

Hüseyin VATANSEVERKüresel un pazarının bü­yüklüğü 2025 yılın­da 109,84 milyar dola­ra ulaştı. 2030 yılına kadar yüz­de 4,7 yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) ile 137,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Un pazarın­daki söz konusu büyümenin iti­ci gücünü ise fırıncılık ürünle­rine yönelik artan küresel talep oluşturuyor.

Bununla birlikte pa­zar eğilimi, tüketicilerin sağlık­lı ürünlere olan yönelimine işa­ret ediyor.

Önde gelen şirketlerin sağlık bilincine sahip tüketicile­re yönelik çözümleri, un pazarı­nı yeniden şekillendiriyor.Yakın geleceğe dair söz konusu tahmin­lerde öne çıkan eğilimler arasın­da özel ve zenginleştirilmiş unla­ra olan talebin artması, temiz ve etiketli öğütme uygulamalarının yaygınlaşması, glütensiz ve alter­natif tahıl unlarına olan tercihin artması, endüstriyel un karıştır­ma kapasitelerinin genişleme­si, raf ömrü ve tutarlılığa verilen önemin artması yer alıyor.Güçlü üretim altyapısı ve yay­gın ihracat ağıyla Türk un sana­yisi, gıda arz güvenliğinde strate­jik bir rol üstleniyor.

Buna ilave Türkiye, 2014 yılından bu yana en büyük un ihracatçısı konumun­da yer alırken, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 30’unu karşılıyor.

Türkiye Un Sanayicileri Fede­rasyonu (TUSAF) verilerine gö­re Türkiye’nin 2025 yılı üretimi 18 milyon tona yakın bir seviyede gerçekleşti. 2026 yılı için ise re­koltenin 20 milyon tonun üzerine çıkması bekleniyor.

En son 2023- 2024 sezonlarında görülen bu re­kolteye ulaşabilmek ise nisan ve mayıs yağmurlarına bağlı.Küresel talebin daralmasıyla 2026 yılı gerilemeyle başladıÜlke un sanayiinin mevcut du­rumuna bakıldığında Türkiye genelinde 472 adet kurulu fabri­ka bulunuyor.

Bunların 374 ade­ti aktif durumda olmakla birlik­te 98 fabrika pasif durumda.

Un sanayiinin kurulu kapasitesi 28 milyon ton olmasına karşın, ak­tif kapasite 12 milyon tona yakın.

Bu nedenle sektörde atıl kapasite sorunu gündeme geliyor.

Kapa­site kullanım oranı sezona göre yüzde 45–55 bandı arasında de­ğişim gösteriyor.

Dünyadaki un fabrikalarının ortalama kapasite kullanım oranı yüzde 65 iken, bu oran Türkiye için yüzde 47 civa­rında bulunuyor.

Sektörün geç­miş verileri ele alındığında kapa­sitenin 10 yıl önceki seviyelere gerilediği görülüyor.Türkiye’nin un endüstrisi, 2025 yılında yaklaşık 2,4 milyon ton un ihraç etti.

Bu miktar değer olarak 900 milyon dolar tutarıyla kayıt­lara geçmesine karşın, önceki zir­ve yıllara kıyasla düşük bir seviye şeklinde yorumlanıyor. 2026 yı­lı ocak-şubat ayları değerlendiril­diğinde ise 2025 yılının aynı dö­nemiyle kıyaslandığında kilogram bazında yüzde 16, değer bazında ise yüzde 21 kayıp yaşandığı gö­rülüyor.

Söz konusu gerilemenin temel nedenleri arasında Irak pa­zarında yaşanan kayıp, ekonomik dış ticaret tedbirleri ile ithalat-ih­racat rejimi ve küresel talep da­ralması yer alıyor.

Sektörün 2026 yılsonu ihracat beklentisi mevcut eğilimler doğrultusunda 2,5 mil­yon ton civarında beklenirken en iyimser senaryoda ise 2.8 milyon ton seviyelerinde şekilleniyor.Sektörün ihracatı Suriye pazarında hızla büyüdüTürk un endüstrisinin ana pa­zarları arasında Irak, Suriye, Af­rika, Ortadoğu yer alıyor.

Irak ve bazı Ortadoğu ülkelerini kapsa­yan pazarlarda daralma yaşanır­ken; Afrika, Güneydoğu Asya, La­tin Amerika ve Suriye gelişen pa­zarlar arasında öne çıkıyor.

Aralık 2025 itibarıyla Suriye’ye yapılan buğday unu ihracatı 56,9 bin ton ve 19,7 milyon dolar seviyesine ulaş­tı.Böylece Suriye pazarında Ocak 2025’e oranla miktarda yüzde 41,3, değerde yüzde 48,8 artış kay­dedildi.

Yıl genelinde Suriye ihra­catı 629,7 bin ton ve 214,3 milyon dolar seviyesindeki performans ile Türk un sanayiinin en hızlı bü­yüdüğü pazarlar arasında ön sıra­lara yerleşti.

Diğer taraftan sektö­rün hedefinde ve konumunu güç­lendirme arzusu taşıdığı pazarlar arasında Suriye, Etiyopya, Mada­gaskar, Malezya, Filipinler ve De­mokratik Kongo Cumhuriyeti po­tansiyel ülkeler olarak öne çıkıyor.Yoğun rekabete sahne olan uluslararası pazarlarda ürün­ler nitelikleri sayesinde ön pla­na çıkabiliyor.

Bu nedenle ulus­lararası pazarlarda nitelikli ürün sunabilmek, katma değer oluş­turmaktan geçiyor.

Bunu gerçek­leştirmekte Ar-Ge çalışmaları ve yeni ürün geliştirmelerinin yanı sıra farklı pazarların taleplerine göre ürün çeşitlendirmesi yap­mak da gerekiyor.

Ayrıca İran’da yaşanan gelişmelerin gübre baş­ta olmak üzere girdi maliyetleri üzerinde etkileri, büyük olasılık­la 2026 fiyatlarına kritik şekilde yansıyacak.

Bu durumda kriz Or­tadoğu’daki ülkeleri etkilerken, un endüstrisinin bölge ile ger­çekleştirdiği ticaret üzerindeki etkiyi azaltacak adımlar stratejik önem kazanıyor.

İlgili Sitenin Haberleri