Haber Detayı

Türkosferin Yeni Sınırları: “Çin Seddi’nden Kuzey Denize”
Köksal çiftçi internethaber.com
17/04/2026 01:35 (15 saat önce)

Türkosferin Yeni Sınırları: “Çin Seddi’nden Kuzey Denize”

“Göründü kuyunun dibi Engel değil boran tipi Hepimiz bir Güneş gibi Doğuyoruz ufuklardan…” Kesin bilgi olmamakla beraber André Malraux’ya (1901-1976) atfedilen “21.

Yüzyıl ya manevi olacak ya da hiç olmayacak” cümlesi meşhurdur.

Temenni ile öngörü arasında değerlendirilen bu ifadenin pratikte karşılığı olup olmadığını söylemek için çok erken.

Fransa’sız düşünür, De Gaulle’ün Kültür Bakanı aynı zamanda Enver Paşa hayranı - bakınız Altenbuch’un Ceviz Ağaçları romanı-Malraux bu fikrine paralel olarak, ülkemizde 21.

Yüzyıl Türk Asrı Olacak” ülküsü filizlenmeye başlıyordu. 1991 yılında Sovyetler Birliğinin yıkılması dünya Türkleri için yepyeni fırsatlar açmıştı.

Derken “hesapların üstünde bir hesap” tarihin çarkını öyle bir işletti ki nakış nakış bir Turan coğrafyası önce zihinlerde çizildi.

Daha sonra Gaspıralı İsmail’in kutlu öğüdü hafızaların derin kuyusundan çıkarıldı ve yol gösterici altın levha olarak Devlet Aklı tarafından dış siyasetin merkezine yerleştirildi.

Bugün “Dilde, fikirde, işte birlik” desturu  “AdriyatiktenÇin Seddi’ne” uzanan coğrafyada sabır ve akıl ışığında uygulanmaktadır.

Bu iddialı tespitin altını doldurmak için aşağıdaki iki başlık yeterli: - “Bir Millet İki Devlet” Türkiye Azerbaycan Kardeş ülkeler arasındaki 15 Haziran 2021 yılında Azerbaycan'ın Şuşa kentinde her iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından imzalanan ortak bildiri bu güç birliğinin mermere kazınmış beyanıdır. -Türk Devletleri arasında kapsamlı işbirliğini teşvik etmek amacı ile uluslararası bir örgüt olarak 2009 yılında kurulan Türk Devletler Teşkilatı.

Kurucu üyeleri Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye olan ve Türk Konseyi ismiyle başlayan bu yapı daha sonra genişleyerek bugün 8 üyeye sahiptir.

Gelinen noktayı Prof.

Ali Poyraz Gürson “Türk Asrı Başladı Yeni Bir Türkosfer oluştu” formül ile özetliyor.

Yıllardır Gürson’un yıllardır dillendirdiği kavramın somut meyvelerini değişik alanlarda görmeye başladık bile: - 30 yıllık esaretin ardından yeniden Vatan toprağı olan Karabağ. - Suriye’deki “oyun bozan ülke statüsünden, oyun kuran devlet statüsüne” erişen bir Türk devleti - Irak’ın derinliklerine nüfus eden, Misaki Milli topraklarında yüzyıl sonra yeniden asker bulunduran bir Türkiye. - Savunma Sanayisini düşmanları çatlatacak seviyeye taşıyan bir Türkiye. - Dünya çapında IHA pazarının yüzde 65’ne sahip bir Türkiye vs.

Bu gerçekleri sadece bizler değil batılı derin yapılar ve onların sözcüleri “üzülerek” dile getiriyor.

Yüzlerce örnekler arasında bir Fransız bu konuda çok dikkat çekiyor: Buyurun Türkiye’yi takıntı eden  Monsieur Alexandre Del Valle’ın, sözde bağımsız araştırmacı sıfatıyla, son bir iki ayda yayınladığı YouTube videolarından birkaçı: - Pantürkizm - Türkiye: Erdoğan’ın Büyük Oyunu - Pantürkizm: Yayılmacı Strateji - Ermeni Soykırımı..

Avrupalı düşünürlerin tutuşmasına sebep olan gerçek kesinlikle Türkiye’nin giderek artan “çekim merkezi” olma vasfıdır.

Öyle ki Türk’ün gönül coğrafyasına artık “Adriyatik’ten Çin Seddi” tanımı dar geliyor.

Zira Milyonlar ile ifade edilen Avrupalı Türkler bulundukları ülkelerde görünür ve sayılır bir varlık oldular.

Hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama Almanya’nın bütün büyük şehirlerinde bir Türk Mahallesi bulunmaktadır.

Buralarda Türkiye’ye ait ne varsa bulunur.

Tekstilden gıdaya, mobilyadan altına, bankadan emlaka, sadece “yok” yoktur.

Buralı Manhattandaki China Towna benzetmek mümkündür.

Ekonomiden siyasete, kültürden sanata, her alanda başarı gösteren Türkler dikkatleri üzerlerine çekmeye çoktan başlamıştır.

Diyebilirsiniz ki Cem Özdemir gibi siyasetçi olacaksa hiç olmasın daha iyi.

Ancak, şundan emin olabilirsiniz ki, ekseri çoğunlukla Avrupalı Türkler yaşadıkları ülkede uyum sağlamakla beraber kökenlerini hiç unutmamışlar Anavatanlarına sadakat ile bağlı kalmışlardır.

Almanya’daki başarı ve özgüven tablosu Hollanda, Belçika ve tabi Fransa içinde geçerlidir. “Türk Yürüyüşü” operalardan aşarak Avrupa’nın hatta İskandinav’ya meclislerinde yerini alıyor.

O yüzden diyoruz ki yeni parola “Çin Seddin’den Kuzey Denizine”.

İlgili Sitenin Haberleri