Haber Detayı
Hatırladıkça değişen bir yer: Loft Art’ta belleğin izinde
Hafıza sandığımız kadar sabit değil; yer değiştiriyor, çoğalıyor, siliniyor, yeniden yazılıyor. Loft Art’ın “Hafızanın Coğrafyası” sergisi, bunun peşine düşüyor; izleyiciyi yalnızca bakmaya değil, hatırlama biçimini yeniden düşünmeye çağırıyor.
Beşiktaş’ta, Nisbetiye On’un içinde yer alan Loft Art’ın yeni sergisi “Hafızanın Coğrafyası”, hafızayı klasik anlamda bir arşiv gibi düşünmeyi reddediyor.
Onun yerine, sürekli yer değiştiren, zamanla genişleyen ve duygularla birlikte dönüşen bir alan olarak ele alıyor.
Bu yaklaşım, izleyiciyi geçmişin sabitliğine değil, hatırlamanın değişken doğasına yönlendiriyor.
Çünkü hatırlamak, yalnızca geçmişe dönmek değil; bugünün içinden yeniden kurmak demek.
Aynı ânının yıllar sonra bambaşka bir anlam kazanması da tam burada başlıyor.
Mekânın hafızası, hafızanın mekânı Serginin en güçlü damarı, hafıza ile mekân arasındaki o görünmez ama derin bağ.
Bir oda, bir sokak, bir şehir… Hepsi yalnızca fiziksel varlıklar olmaktan çıkıp yaşanmışlıkların izini taşıyan birer duygusal yüzeye dönüşüyor.
Bu sergide yer alan işler, tam da bu dönüşümü görünür kılıyor.
Aleyna Gökdemir’den Ağıt Uludağ’a, Bilalcan Kara’dan Elif Aydoğmuş’a, Nazan İlcan’dan Melek Baydar’a uzanan geniş bir sanatçı kadrosu; bireysel ve kolektif hafızanın katmanlarını farklı disiplinler üzerinden yeniden yorumluyor.
Mehtap Dursun, Sinan Dağ, Seda Oturmak, Şükran Dokumacı, Taha Düzler, Sebahattin Yüce ve Zeynep Doğa Karabulut’un işleri de bu çok sesli anlatının önemli parçaları arasında.
Her bir eser, izleyicinin kendi hafızasıyla temas ettiği ölçüde tamamlanıyor.
Bu yüzden sergi, yalnızca izlenen değil, deneyimlenen bir yapı kuruyor.
Geçmiş nerede? “Hafızanın Coğrafyası”, geçmişin ne olduğundan çok, bugün nerede durduğunu sorgulayan bir sergi.
Hatırladığımız şeylerin gerçekten geçmişe mi ait olduğu, yoksa bugünün içinden mi yeniden üretildiği sorusu, serginin görünmeyen eksenini oluşturuyor.
Bu yönüyle sergi, bir nostalji daveti değil; daha çok bir farkındalık alanı.
İzleyiciye, kendi hafıza haritasını yeniden çizme imkânı sunuyor.
Bağımsız sanat için Akfen Holding’in sosyal sorumluluk yaklaşımıyla hayata geçen Loft Art, bağımsız sanatçılar için bir üretim ve görünürlük alanı oluşturmayı sürdürüyor.
Bu sergi de o yaklaşımın güçlü bir uzantısı.
Sergide yer alan eserlerin satışından elde edilen gelir, Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı’na aktarılıyor.
Böylece sanat, yalnızca estetik bir deneyim olmaktan çıkıp, toplumsal bir katkıya da dönüşüyor.
Loft Art’ın sanat direktörlüğünü üstlenen Ayşe Jaber ve yapının sorumluluğunu yürüten Dilara Akın, bu çizgiyi istikrarlı biçimde sürdüren isimler olarak öne çıkıyor.
Ziyaret saatleri “Hafızanın Coğrafyası” sergisi, 14 Haziran tarihine kadar sürüyor.
Salı’dan Pazar’a 11.00–19.00 saatleri arasında açık olan mekân, İstanbul’un merkezinde, kolay ulaşılabilir bir noktada.
Ama bu sergiye gitmek için en doğru zaman, belki de biraz kendi hafızanızla baş başa kalmaya hazır olduğunuz bir an.
Çünkü içeride sizi bekleyen şey yalnızca sanat değil; hatırlamanın kendisi.
Zamanın camından İstanbul: Bir albümden şehre bakmakYaşam Keyfi