Haber Detayı

Fidan: Ateşkes, barış için kritik fırsat
Dünya nefes.com.tr
19/04/2026 17:15 (6 saat önce)

Fidan: Ateşkes, barış için kritik fırsat

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İran ve ABD samimiyetle müzakereleri sürdürüyor, ateşkes barış için kritik fırsat" dedi.

Dışişleri Bakanı Fidan, Beşinci Antalya Diplomasi Forumu’nun kapanışında basın toplantısı gerçekleştirdi.

Fidan, kapanış konuşmasında, "Beşincisini düzenlediğimiz Antalya Diplomasi Forumu'nu yoğun, nitelikli ve verimli bir mesainin ardından bugün tamamlamaktayız. 3 gün boyunca Antalya bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı bir merkez oldu" ifadelerini kullandı.Forumdaki 52 oturumda mevcut krizlerin muhasebesinin yapıldığını belirten Fidan, Asya Pasifik'ten Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Orta Asya'ya, dünyanın dört bir yanından gelen liderleri, karar alıcıları ve uzmanları aynı çatı altında dinleme ve tartışma imkanımız oldu.

Bu yıl, 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı formumuza katıldılar.

Bu, aslında emsalleriyle kıyaslandığı zaman gerçekten çok büyük bir rakam, hem kapsadığı coğrafya itibariyle hem de katılımcıların sayısı itibariyle. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi forumumuza iştirak ettiler" bilgisini verdi.Forum kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın üst düzey verimli temaslarda bulunduklarını söyleyen Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve diğer bakanların da foruma katılan muhataplarıyla verimli görüşmeler yapdıklarını anlattı.Bakan Fidan, "Bizler de çok sayıda mevkidaşımız ve uluslararası kuruluş temsilcileriyle temaslarda bulunduk.

Forum süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara, formun marjında aynı zamanda ev sahipliği yapma imkanımız oldu.

Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda bölgemizde barış ve istikrarı destekleyici adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı olarak tesisine yönelik muhtemel girişimleri ele aldık.

Bölgemizin geleceğine ilişkin ortak bir vizyon geliştirmek amacıyla atacağımız somut adımları tespit ettik. 6 Müslüman ülkenin bir araya geldiği toplantıda ise Gazze Barış Planı safahatını ele aldık, sürece ilişkin ortak irademizi teyit ettik.

Bölgemizde kalıcı barışın tesisine yönelik birlikte hayata geçireceğimiz ortak planlamaları ele aldık" diye konuştu."FORUMUN NİTELİĞİ BİR KEZ DAHA TEYİT EDİLDİ"Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Dışişleri Bakanları toplantısında, ortak coğrafyanın gündemindeki meseleleri istişare ettiklerini bildiren Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Ayrıca Balkan Barış Platformu'nun 3'üncü Dışişleri Bakanları toplantısını da forum marjında burada gerçekleştirdik.

Burada, ileriye dönük sahadaki operasyonel iş birliği adımlarımızı ele alma imkanımız oldu.

Gazze bağlamında Sayın Cumhurbaşkanımızın refikaları Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde düzenlenen 'Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak' başlıklı yüksek seviyeli oturum, forumumuzun en anlamlı buluşmalarından biri oldu.Forumumuzun fikri zeminini oluşturan, 'Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek' teması çerçevesinde geleceğin siyasi, ekonomik ve diplomatik mimarisine dair kapsamlı oturumlar gerçekleştirdik.

Geniş bir coğrafyadan gelen temsilciler, küresel ve bölgesel meselelere ilişkin perspektifini bir kez daha diplomasinin merkezine koyma imkanı buldular.

Antalya Diplomasi Forumu'nun farklı görüşleri, farklı coğrafyaları ve farklı çıkarları aynı masada buluşturan niteliği, bir kez daha teyit edilmiş, test edilmiş oldu.

Oturumlarımızda, bölgesel krizlerin ancak o coğrafyanın kendi dinamikleriyle ve bölgesel aktörlerin etkin katılımıyla çözüme kavuşturulacağı fikri belirgin biçimde öne çıktı."KÜRESEL EKONOMİYE DAİR OTURUMLARIMIZ AYNI ÖLÇÜDE VERİMLİ GEÇTİ"Küresel ekonomiye dair oturumlarımız da aynı ölçüde verimli geçti.

Korumacılığın yükseldiği bir çağda yatırımların, serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin uluslararası istikrara yapacağı katkıyı tekrar tekrar vurgulama imkanı oldu.

Jeoekonominin yeniden tanımlandığı günümüzde küresel ve ulusal öncelikler arasındaki dengenin nasıl kurulacağı, çok taraflılığın bu denklemde nereye oturacağı ve şu anda içinden geçtiğimiz krizler de ayrıca etraflıca ele alındı.Afrika kıtasına bu yıl da özel önem veriyoruz.

Kıtanın yatırım ve kalkınma potansiyeli masaya yatırıldı.

Aynı zamanda güvenlik ile kalkınma arasındaki kritik bağlantıyı da hassasiyetle değerlendirdik.

Burada da bölgesel sahiplenmenin önemine katılımcılar, bir kez daha vurgu yapma imkanı buldular.

Bugün düzenleyeceğimiz etkinliklerimizden biri de Afrika konulu bir etkinliğimiz...

Etkinlikte, Afrikalı katılımcı kardeşlerimizle, dostlarımızla Türkiye-Afrika ortaklığını daha da ileriye götürmek yönünde bir araya gelme imkanımız olacak.

Ayrıca bu birliktelikte fikir alışverişinde bulunacağız.Forumumuzda, diplomasiyi geleneksel sınırlarından çıkarıp yarını şekillendirecek alanlara taşıdık.

Geleceğin dünyasına şekil verecek olan yapay zekanın, jeopolitiği kritik mineraller üzerinden yürütülen stratejik rekabeti ve küresel enerji haritasının yeniden çizilmesi konuları da bu seneki forumda, panellerimizde tartışıldı.

Ev sahipliğini yapacağımız COP31'e giden süreç bağlamında gıda güvenliğinin önemi ile kuraklık ve iklim değişikliğine karşı atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğinin altını da ayrıca çizdik.

Kültürel Diplomasi alanında düzenlenen etkinlikler ise forumumuzun çok katmanlı yapısını tamamlayan anlamlı buluşmalardan biri oldu.'Yarını Tasarlamak' teması altında icra ettiğimiz forumumuzda, yarının gerçek sahiplerini de ihmal etmedik.

ADF Gençlik etkinliği kapsamında birazdan gençlerimizle de bir araya gelme imkanımız olacak.

Yarının dünyasını onların vizyonu ve enerjisiyle birlikte ele alacağız."DÜNYADA EŞİNE AZ RASTLANIR BİR UMUT"Belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri haline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde Antalya Diplomasi Forumu, dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür.

Bu forum aynı zamanda, hariciye teşkilatımızın diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de bir tescili olmuştur.

Türkiye olarak, dış politikamızı dar çerçevelere hapsolmadan diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören bir anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz.Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek, iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabulucu rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz.

Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü, önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle büyümeye devam edecek.

Antalya Diplomasi Forumu'na verdikleri güçlü destek ve teveccüh için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve muhterem hanımefendiye tekrar burada şükranlarımı sunuyorum.""4 ÜLKE BİR TEMSİLİYETİ ORTAYA KOYUYOR"Bakan Fidan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan arasında üçüncüsü yapılan toplantının "savunma paktına yönelik bir ilerleme amacının" olup olmadığan ilişkin soruya Fidan, şu yanıtı verdi:"Burada ilk baştan itibaren bizim hedefimiz, bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren bütün konuları ele alarak sahici, gerçekçi uygulanabilir bir gündemle yoluna devam etmesidir.

Liderlerimizin, bu konuda bir iradesi var.

Bizler de dışişleri bakanları olarak, bu iradeyi gerçek hayatta uygulanabilir; ekonomi, teknoloji, sağlık, savunma gibi birçok alanda nasıl uygulayabiliriz, bunları hayata geçiriyoruz.Bizim inancımız şu; bu dört ülke, aslında bir temsiliyeti ortaya koyuyor.

Bu dört ülkenin etrafında bütün bir bölge var.

Biz, bölgenin olması gereken iş birliği imkanlarını kullanmadığı için bölgenin kendi potansiyelini hayata geçiremediğine dair kuvvetli bir inancımız, rasyonel bir tespitimiz var.

Bu tespitten hareketle somut konuları hayata geçirmek için hep beraber bir araya geliyoruz.

Çok ciddi siyasi krizler var, çatışmalar var.Biz, İsrail gibi değiliz.

İsrail, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular.

Biz, onların yaptığını yapmıyoruz.

Biz, 'bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz' bunların arayışı içerisindeyiz.

Eğer bölgemiz, dışarıdan kurtarıcı beklemeye devam ederse bölge bu sorunlarla karşı karşıya kalmaya devam edecek.

Onun için akıllı aktörler hikmetle geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler.""GAZZE BARIŞ PLANI'NIN UYGULAMA SÜRECİ VAR"Gazze konusunda Türkiye'nin nasıl bir rol alacağının sorulması üzerine Fidan, şunları söyledi:"Şu anda Gazze Barış Planı'nın bir uygulama süreci var.

Malumunuz Gazze Barış Planı'nın başlangıcına sebep olan sekizli grubun, New York'ta geçtiğimiz yıl eylül ayında Sayın Trump'la liderlerimiz bir araya geldiler.

Buradan çıkan görüş ve irade ile Gazze Barış Planı, Barış Kurulu gibi mekanizmalar hayata geçirilmeye başlandı.

Şimdi bunun kurucu ruhunu oluşturan bu ülkelerle tekrar bir araya geldik.

Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede, alınan kararlar, ortaya konan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirir, bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık.""BÖLGESEL SORUNLARA KARŞI YENİ BİR GÜVENLİK VE İŞ BİRLİĞİ MİMARİSİNE İHTİYAÇ VAR"Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani arasında yapılan görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, bölgesel sorunlara karşı “yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisine” ihtiyaç olduğunu söyledi.

Fidan, bölge ülkelerinin kendi sorunlarına sahip çıkması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:"Bu bizim için yaşamsal bir gereklilik.

Bunun için yeterli olgunluğun, kapasitenin ve vizyonun olduğuna Türkiye olarak yürekten inanıyoruz.

Cumhurbaşkanımızın bu konuda ortaya koyduğu çok güçlü bir irade var.

Yıllar içerisinde bölge liderleriyle de bu vizyon üzerinde yaptıkları bir anlayış birliği var.

Şimdi bunun hayata geçmesi gerekiyor.Birçok sıkıntı var bölgemizde.

Gazze'deki soykırım, arkasından İran, bütün bunların ortaya çıkarttığı bölge ülkelerinin birbirleri arasındaki güveni zedeleyen, çatışmaları arttıran, yoksulluğu, geri kalmışlığı getiren bütün denklemleri ortadan kaldırmak için hep beraber bir araya geliyoruz, arayış içerisindeyiz.

Cumhurbaşkanımız, Sayın Şahbaz Şerif ve Sayın Şeyh Temim'le de bir araya geldiği zaman tabii ki bölge konularını konuştular, yine bu vizyonla konuşuldu.

Bu vizyon, herkesin sahip çıktığı bir vizyon.

Bu vizyon etrafında gündemimizi ilerletmeye devam edeceğiz.""Hürmüz Boğazı ile ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum var" diyen Fidan, "Zaman zaman tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var.

Uygulamayı da yakından takip ediyoruz.

Deniz Kuvvetlerimizle birlikte bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi."İRAN VE ABD TARAFLARI SAMİMİYETLE GÖRÜŞMELERE DEVAM EDİYOR"Fidan, İran ile ABD arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelere ilişkin şunları söyledi:"İran'la ABD arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda süren müzakereleri biliyorsunuz sadece yakından takip etmekle kalmıyor, elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz.

Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz.

Görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi.

Güzel olan şu, her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle, esas itibariyle görüşmelere devam ediyorlar, devam etme iradeleri var.

Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil; bütün dünya, bir rahatlama içerisinde.

Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan taraflarının da bunun bilincinde olduğunu görüyorum.Forumda da buluştuğumuz bütün aktörler; doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyorlar.

Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz.

Şimdi geldiğimiz noktada, tarafların belli konularda hala tartışma içerisinde olduklarını biliyoruz.

Bunların detayına girmek istemiyorum.

Daha gelmeden önce önemli bir görüşme yaptım, Pakistan tarafıyla. 'Nerede duruyoruz?

Atmamız gereken bir sonraki adımlar ne?' kapsamında bir görüşme yaptım.

Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor.

Umudumuz, tarafları yine dünya kamuoyunun yaptığı baskı neticesinde ateşkes süresini uzatmaları ve uzatılmış bu süre içerisinde bugüne kadar çözemedikleri ama çözme iradesi arayışında oldukları başlıkları çözmeleri.2 haftalık bir süre ateşkes için iyi ama önlerindeki dosya o kadar kapsamlı ki 2 haftada bütün bu konuların hepsini çözmek mümkün olmayacak.

Dolayısıyla yeni bir uzatmaya ihtiyaç olacak.

Bu uzatma da inşallah gelir.

Ben o konuda iyimserim ama bazı konuların netleştirilmesi lazım.

Büyük ölçüde müzakerelerin tamamlandığını görüyoruz.

Ama çok kritik bir iki başlıkta hala görüş farklılıkları devam ediyor.""ATEŞKESİNİN EN ÖNEMLİ GEREKÇESİ MÜZAKERE SÜRECİNE İMKAN TANIMAK"Fidan, "İran ve ABD arasındaki ateşkesin ilan edilmesinin en önemli gerekçesinin müzakere sürecine imkan tanımak olduğunu" belirtti.

Mevcut ateşkes döneminde taraflar arasındaki perspektif farklılıklarının bazı bölgesel gerilimleri de etkilediğini ifade eden Fidan, "Lübnan’daki 10 günlük ateşkesin de bu genel diplomatik sürecin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin devam etmesi için bir fırsat penceresi oluşturduğunu" vurguladı.Uluslararası kamuoyunun çatışmaların yeniden başlamasını istemediğini dile getiren Fidan, "enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve bütçeler üzerindeki baskının küresel ölçekte hissedildiğini" belirtti.

Bu nedenle Fidan, ateşkesin uzatılmasının geniş bir uluslararası destek gördüğünü ifade etti.Fidan, tarafların yeni bir çatışma başlatacak adımlardan kaçınması halinde ateşkesin uzatılabileceğini ve bunun müzakerelere süre kazandıracağını söyleyerek, "Eğer zorlayıcı bir gelişme olmazsa, ateşkesin uzatılarak müzakerelerin devam etmesi mümkün görünüyor" dedi.

Sürecin kalıcı bir barışa evrilmesinin en güçlü senaryo olduğunu belirten Fidan, "diplomatik çabaların bu yönde yoğunlaştığını ve müzakerelerin ana çerçevesinin tamamlanmasının hedeflendiğini" ifade etti."TÜRKİYE, YENİ GÖRÜŞMELERE EV SAHİPLİĞİ YAPABİLECEK"Fidan, "Rusya–Ukrayna savaşı ve Gazze’deki gelişmelerin uluslararası gündemde geri plana itilmesinin stratejik bir risk oluşturduğunu" söyleyerek, "Türkiye’nin her iki dosyada da arabuluculuk rolünü sürdürmeye hazır olduğunu" vurguladı.

Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanlarının geçmişte Antalya Diplomasi Forumu’na katılımını hatırlatan Fidan, "Türkiye’nin şimdiye kadar tarafları dört kez İstanbul’da bir araya getirdiğini belirtti ve gerektiğinde hem teknik düzeyde hem de liderler seviyesinde yeni görüşmelere ev sahipliği yapabileceklerini ifade etti.Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha’nın da daha önce İstanbul sürecine olumlu yaklaşımlar sergilediğini hatırlatan Fidan, diplomasi için “kapının açık olduğunu” söyledi.

Fidan, İran–ABD hattındaki müzakerelerin uluslararası gündemde öne çıkmasının Ukrayna ve Gazze başlıklarının dikkat kaybetmesine yol açtığını belirterek, bunun “stratejik bir endişe” oluşturduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin bu konuda tarafları uyardığını ifade eden Fidan, hem Ukrayna’daki savaşın hem de Gazze’deki barış sürecinin aynı anda takip edilmesi gerektiğini vurguladı. “Türkiye olarak vizyonumuz ve çabamız ortada” diyen Fidan, barış diplomasisinin kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini söyledi."İSRAİL'İN ASKERİ OPERASYONLARI LÜBNAN'DA CİDDİ BİR YERİNDEN EDİLME KRİZİNE YOL AÇTI"Lübnan’daki ateşkes ve bölgedeki genel güvenlik durumu hakkında yaptığı açıklamada Fidan, "Lübnan’daki gelişmelerin Orta Doğu’daki istikrar açısından kritik önemde olduğunu" söyledi.

Fidan, "Lübnan halkıyla dayanışma içinde olduklarını" belirterek, "Türkiye’nin insani yardım faaliyetlerinin sürdüğünü" ifade etti.

Lübnan’ın uzun süredir iç siyasi ve toplumsal kırılganlıklarla mücadele ettiğini hatırlatan Fidan, son aylarda artan çatışmaların ülkeyi yeniden ciddi bir kriz ortamına sürüklediğini söyledi.Bakan Fidan, "İsrail’in askeri operasyonlarının Lübnan’da ciddi bir yerinden edilme krizine yol açtığını" belirterek, "bir milyondan fazla insanın evinden olduğu bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu" dile getirdi.

Fidan, "bu durumun sadece insani değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen bir gelişme olduğunu" vurguladı.Bölgedeki mevcut diplomatik yoğunluğun, özellikle İran–ABD görüşmelerinin, diğer krizlerin uluslararası gündemde geri planda kalmasına neden olduğunu ifade eden Fidan, bunun bazı aktörler tarafından “sahada oldubitti yaratma girişimlerine zemin hazırlayabileceği” uyarısında bulundu. “Buna müsaade edilmemesi gerekiyor” diyen Fidan, Türkiye’nin hem diplomatik hem insani düzeyde süreci yakından takip ettiğini ve gerekli girişimlerde bulunacağını söyledi.YUNANİSTAN-GKRY-İSRAİL İŞ BİRLİĞİYunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında Doğu Akdeniz’de gelişen iş birliği tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye’nin bu gelişmeleri yakından takip ettiğini ve bölgesel güvenlik açısından “endişe verici bir tablo” gördüğünü söyledi.

Fidan, Türkiye’nin bölgede çok sayıda ülkeyle iş birliği içinde olduğunu ancak aynı zamanda NATO üyesi olduğunu hatırlattı.

Buna rağmen, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında gelişen askeri nitelikli iş birliklerinin bölgede farklı algılar oluşturduğunu ifade etti.Fidan, söz konusu üçlü yapının askeri iş birliği ve ortak tatbikatlar üzerinden şekillenmesinin, bölgedeki bazı ülkelerde güvenlik kaygılarını artırdığını belirterek, “Bu durumun başka türlü bir izlenim doğurmamasını kimse bekleyemez” dedi.

Türkiye’ye yönelik herhangi bir doğrudan güvence verilmediğini ifade eden Fidan, bu tür yapılanmaların gerek oluşum sürecinde gerekse siyasi beyanlarla birlikte değerlendirildiğinde, endişeleri artırdığını söyledi.Fidan ayrıca, Avrupa’da Yunanistan dışında benzer nitelikte askeri birlikteliklerin yaygın olmadığını belirterek, bunun sadece Türkiye için değil, bölgede birçok ülke için soru işaretleri oluşturduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin kendisini koruma kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Fidan, buna karşın daha kırılgan ülkelerin bu tür askeri yakınlaşmaları endişeyle izlediğini söyledi.

Bölgedeki gerilimlerin diplomasi yoluyla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, mevcut müzakere sürecinin korunmasının önemine dikkati çekti.

İlgili Sitenin Haberleri