Haber Detayı

AYSAD Başkanı Salıcı: Sorunları değil çözüm konuşalım
Ekonomi dunya.com
20/04/2026 00:00 (1 hafta önce)

AYSAD Başkanı Salıcı: Sorunları değil çözüm konuşalım

AYSAD Başkanı Sait Vakkas Salıcı, ekonominin içinde bulunduğu durumu sadece bir talep daralması değil, derin bir “ticari depresyon” olarak tanımladı. Salıcı’ya göre, çıkış reçetesi ise talepten önce güven iklimini yeniden oluşturmak ve sektörlerin ortak akılda buluşması. Destek değil net bir yol haritası istediklerini söyleyen Salıcı, “Artık sorunları değil çözümleri konuşalım” dedi.

Nurdoğan A.

ERGÜNnurdogan.arslan@dunya.comTürkiye ayakkabı ve yan sanayi sektörü, küre­sel belirsizlikler, artan hammadde ile işçilik maliyet­leri ve ithalat baskısı altında tarihinin en kritik dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor.

Bu kritik süreci DÜNYA’ya de­ğerlendiren Ayakkabı Yan Sa­nayicileri Derneği (AYSAD) Başkanı Sait Vakkas Salıcı, sadece yan sanayi değil genel ekonomideki durumu “ticari depresyon” olarak nitelendir­di.

Bu depresyon halinin özel­likle emek yoğun sektörlerde yaşandığını ve sanayicinin ta­lepten önce güven duymaya ih­tiyacı olduğunu belirten Salı­cı, bu durumun klinik vakaya dönüşmeden harekete geçme çağrısı yaptı.

Salıcı’ya göre, bu tablonun temelinde yatan so­run sadece yüksek maliyetler değil.

Pandemi sonrası 2022 sonunda başlayan sürecin son iki yılda tam bir krize dönüş­tüğünü belirten Salıcı, “Asıl sı­kıntı, güvenin ve talebin aynı anda düşmesi.

İnsanların alım gücü azaldı, alt gelir grubu har­camalarını kıstı.

Talep tarafı­na şu an direkt etki edemeyiz, önce güveni tekrar sağlamamız gerekiyor.

Eğer bir gelecek gö­rürsek, talebi miktar değil ‘de­ğer’ bazında rekabetçilikle ye­niden oluştururuz” dedi.“Büyük masada konuşup, ekosistemi kurmalıyız” Salıcı, sektörlerin içinden geçtiği zorlu süreci aşmanın tek yolunun “kolektif akıl” ol­duğunu vurguladı.

Ticari dep­resyondan çıkışın anahtarını “ekosistem” kurmakta gören Salıcı, “Artık ego sistemini bı­rakıp ekosisteme geçmek zo­rundayız.

Ayakkabı sektörü, perakendecisi, üreticisi ve yan sanayicisiyle bir bütün.

Bu üç ana damarın aynı yuvarlak ma­sada buluşması şart” diye ko­nuştu.

Salıcı, şu noktaların al­tını çizdi: “Sektörün bekası için ortak paydada buluşmalıyız.

Ürünler farklı olsa da ticaretin alfabesi ve sıkıntılar aynı.

Bü­yük masadan çıkan güçlü fikir­leri ekonomi yönetimine tek ses olarak sunmalıyız.

Kolektif aklın içine mutlaka yeni nesil sanayicileri dahil etmeliyiz.”“Hâlâ sorun konuşuyorsak, sorun vardır” Bu zamana kadar sorunların çok konuşulduğunu, artık çö­zümleri konuşmak gerektiğini vurgulayan Sait Salıcı, “Artık 2026’da tüm STK’ların, odala­rın, birliklerin bundan sonra­ki çözüm sürecini konuşma­sı gerekiyor.

Artık sektörle­rin bekası için çözüm üretme zamanı.

Yüksek faiz, enflas­yon, düşük kur… zaten iki yıl­dır konuştuğumuz sorunlar. 2026’da da hâlâ sorunları ko­nuşuyorsak bir adım yol gide­memişiz demektir.

O yüzden çok hızlı beyin fırtınası gere­kiyor” diye konuştu.

Sektörle­rin bir “etki”, bir de “etkilendi­ği” alan olduğunu anlatan Sa­lıcı, “Küresel gelişmelerden dolayı etkilendiğimiz alana çok müdahale edemeyiz ama etki alanına müdahale ede­biliriz.

Ayakkabı sektörüne baktığımızda etki alanı nere­si?

İthalat.

Mısır’dan ithalat yüzde 350 arttı.

Ayakkabı 39 malzemeden oluşan bir ürün.

Dolayısıyla 39 malzemeyi de burada nasıl yapabiliriz bunu konuşmamız lazım.

Devlet bu­rada ‘vergiyi artırıyorum, üre­ticimi koruyorum’ diyebilir.

Bunu STK yapamaz” ifadele­rini kullandı.“Devlet, 1 TL bile veriyorsa hesabı sorulsun” Bunlar yapılırken de sonuç­larının sıkı takip edilmesi ge­rektiğini söyleyen Salıcı, şun­ları söyledi: “Burada ithalat vergisini koyup, teşvikleri ve­rip geri çekilme olmamalı.

Ve­rimliliği artıracak, standart­ları belirleyecek yol haritası olmalı.

Devlet, ‘sana yolu açı­yorum, sen de üretimini ar­tır, teknolojini geliştir’ deme­li.

Çünkü hep yıllarca krediler verilmiş, hesabı sorulmamış.

Vergiler konulmuş, hesabı so­rulmamış.

Teşvikler verilmiş, yatırımın sonucu sorulmamış.

Teşvik alınıp da temeli atılan ama yarım bırakılan birçok bi­na var. 1 TL bile destek veril­mişse ‘sen ne yaptın?’ diye he­sabı sorulsun.

Tabii ki desteğin her türlüsüne razıyız ama bun­lar sadece destek, çözüm de­ğil.

Biz devletten yardım ister­ken aslında çözüm istiyoruz.

Sadece günü kurtarmak değil daha kalıcı çözümler bekliyo­ruz.

Bir yol haritası istiyoruz.

Ve bu yol haritası için de sek­törün söz sahipleri, gerçekten bu sektörü kendine dava etmiş insanların o masada oturup konuşması gerekiyor.”“Fırsatçılar, daha füze düşmeden zam yaptı” Öte yandan Orta Doğu’da­ki savaş nedeniyle yan sanayi­de hammadde maliyetlerinin yüzde 30 arttığını kaydeden Sait Salıcı, bu dönemi fırsat­çılığa kurban etmemek gerek­tiğini vurguladı.

Türkiye’nin doğrudan bir sıcak çatışmanın içinde olmasa bile, ekonomik ve jeopolitik olarak “savaşın tam merkezinde” olduğunu ifade eden Salıcı, bu zorlu dö­nemin ancak devlet denetimi ve sanayicinin dürüst yaklaşı­mıyla bir avantaja dönüşebile­ceğini vurguladı.

Piyasalarda yaratılan panik havasına tep­ki gösteren Salıcı, hammad­de ve ürün fiyatlarındaki hak­sız artışlara dikkat çekti.

Sa­lıcı, “Henüz füze düşmeden zam yapmaya başladılar.

Or­tada bir hammadde sıkıntısı yokken panik ortamı yaratılı­yor.

Bu durum gıdadan sana­yiye kadar her sektörde yaşa­nıyor.

Bu dönemi stokçulukla, mal tutarak veya fırsatçı­lık yaparak geçirme­memiz lazım” dedi.

Salıcı, çözümün sı­kı kontrolden geçti­ğini belirtti.

Salıcı’ya göre, Türkiye, Or­ta Doğu’nun zor za­manlarda ortaya çı­kan dirençli yapısı­nı kullanarak küresel ticarette yeniden al­ternatif pazar olabilir.

Ancak bunun temel şartı, günü kur­tarmaya yönelik fırsatçılıktan vazgeçip, kolektif bir disiplinle hareket etmek.“Sizden mal bulabilir miyiz diye arayanlar var” Savaş nedeniyle tedarik zin­cirindeki sıkıntılara değinen Sait Salıcı, “İhracat tarafında farklı farklı ülkelerden tele­fonla arayıp ya sizde ne oluyor ne bitiyor mal bulamayabili­riz, tekrardan Türkiye alter­natif pazar olur mu diye insanlar yokluyorlar.

Her ne kadar tica­rete dönüşmese de şu anda yoklama­lar var.

Bu dönemde belki de o bize fırsa­ta çevirebilir.

Bura­da bireysel değil, ko­lektif hareket edersek fırsatlar büyük” dedi.“Deniz değiştiriyoruz, sallanmamız normal”Sanayi ve ticaretteki dönüşümü bir denizci benzetmesiyle özetleyen Sait Vakkas Salıcı, şöyle konuştu: “Şu an Karadeniz’den Marmara’ya, hatta okyanusa geçer gibi bir deniz değiştiriyoruz.

Bu geçişte sallanmamız, sarsılmamız çok normal.

Bizler şu an yalpalıyoruz ama bu dalgalı denizde iyi kaptan belli olacak.

Güven erozyonunu ortadan kaldırırsak, Türkiye tekrardan en güçlü alternatif pazar olacaktır.

Burada sadece kılavuz kaptana ihtiyacımız var.”“100 milyar $’lık pazarda payımız çok az”Artık fiyat ve miktarla rekabet etme döneminin bittiğini, dönüşüm ve değişimin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Salıcı, yeni rekabet ortamında niceliğin yerini niteliğin aldığını kaydetti.

Ayakkabı sektörünün geleceğini kurtaracak hamlenin ‘değer bazlı’ rekabetçilik olacağının altını çizen Salıcı, “Dünyada 100 milyar dolarlık bir ayakkabı piyasası hacmi var.

Bu hacim, Türkiye’ye ulaşım mesafesi 3-4 saat olan Avrupa ülkelerinde 60 milyar dolar.

Biz Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ihracat rekorunu kırdığımızda bile 1,5 milyar dolarlık ihracat yapabildik.

Dolayısıyla önümüzde aslında çok yol var” ifadelerini kullandı.“Karnı doyan masadan kalktı, şimdi moral bozuyor”Sektörel etkinliklerdeki katılımcı düşüşünü “psikolojik bir kırılma” olarak gören Sait Salıcı, geçmişte 300 firmanın katıldığı AYSAF fuarına, bu sene 70 firmanın katılacağını açıkladı.

Bunda mevcut konjonktürden ötürü ‘hammadde bulamam’ endişesi yaşayanların yanı sıra durumdan vazife çıkaranların da etkili olduğunu söyleyen Salıcı, “Aynı sofrada yemek yedik, karnı doyan kalktı gitti” diyerek, sektörü bırakan veya yorulan isimlerin yeni neslin moralini bozduğunu ifade etti.

Salıcı, “Yatırımcı bekliyoruz diyoruz ama biz kendi ülkemizde yatırım yapmıyoruz. ‘Bu iş yapılmaz’ diyen yorgun isimleri değil, işine aşık, gelecek vizyonu olan sevdalıları yuvarlak masaya bekliyoruz” diye konuştu.AYSAF, ‘nefes’ olmak için 21 Nisan’da açılıyorAYSAD tarafından düzenlenen 74.

AYSAF, 21 Nisan’da kapılarını açıyor.

Katılımcıların tasarım ve AR-GE yetkinliklerinin ön planda olacağı 74.

AYSAF, özellikle “yakından tedarik” avantajını kullanarak Avrupa ve yakın coğrafyadaki alıcıları İstanbul’da buluşturacak.

Sait Salıcı, “Bugün çevremizde devam eden savaşların ve küresel ekonomideki daralmanın getirdiği zorlu bir süreçten geçiyoruz. 74.

AYSAF, sadece bir ticaret alanı değil, aynı zamanda sektörümüzün tüm bu olumsuzluklara karşı sergilediği bir direnç ve istikrar platformu.

Bu fuarın, yeni iş birlikleri doğuracağına ve sektörümüze nefes aldıracağına inanıyoruz” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri