Haber Detayı
AYSAD Başkanı Salıcı: Sorunları değil çözüm konuşalım
AYSAD Başkanı Sait Vakkas Salıcı, ekonominin içinde bulunduğu durumu sadece bir talep daralması değil, derin bir “ticari depresyon” olarak tanımladı. Salıcı’ya göre, çıkış reçetesi ise talepten önce güven iklimini yeniden oluşturmak ve sektörlerin ortak akılda buluşması. Destek değil net bir yol haritası istediklerini söyleyen Salıcı, “Artık sorunları değil çözümleri konuşalım” dedi.
Nurdoğan A.
ERGÜNnurdogan.arslan@dunya.comTürkiye ayakkabı ve yan sanayi sektörü, küresel belirsizlikler, artan hammadde ile işçilik maliyetleri ve ithalat baskısı altında tarihinin en kritik dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor.
Bu kritik süreci DÜNYA’ya değerlendiren Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Başkanı Sait Vakkas Salıcı, sadece yan sanayi değil genel ekonomideki durumu “ticari depresyon” olarak nitelendirdi.
Bu depresyon halinin özellikle emek yoğun sektörlerde yaşandığını ve sanayicinin talepten önce güven duymaya ihtiyacı olduğunu belirten Salıcı, bu durumun klinik vakaya dönüşmeden harekete geçme çağrısı yaptı.
Salıcı’ya göre, bu tablonun temelinde yatan sorun sadece yüksek maliyetler değil.
Pandemi sonrası 2022 sonunda başlayan sürecin son iki yılda tam bir krize dönüştüğünü belirten Salıcı, “Asıl sıkıntı, güvenin ve talebin aynı anda düşmesi.
İnsanların alım gücü azaldı, alt gelir grubu harcamalarını kıstı.
Talep tarafına şu an direkt etki edemeyiz, önce güveni tekrar sağlamamız gerekiyor.
Eğer bir gelecek görürsek, talebi miktar değil ‘değer’ bazında rekabetçilikle yeniden oluştururuz” dedi.“Büyük masada konuşup, ekosistemi kurmalıyız” Salıcı, sektörlerin içinden geçtiği zorlu süreci aşmanın tek yolunun “kolektif akıl” olduğunu vurguladı.
Ticari depresyondan çıkışın anahtarını “ekosistem” kurmakta gören Salıcı, “Artık ego sistemini bırakıp ekosisteme geçmek zorundayız.
Ayakkabı sektörü, perakendecisi, üreticisi ve yan sanayicisiyle bir bütün.
Bu üç ana damarın aynı yuvarlak masada buluşması şart” diye konuştu.
Salıcı, şu noktaların altını çizdi: “Sektörün bekası için ortak paydada buluşmalıyız.
Ürünler farklı olsa da ticaretin alfabesi ve sıkıntılar aynı.
Büyük masadan çıkan güçlü fikirleri ekonomi yönetimine tek ses olarak sunmalıyız.
Kolektif aklın içine mutlaka yeni nesil sanayicileri dahil etmeliyiz.”“Hâlâ sorun konuşuyorsak, sorun vardır” Bu zamana kadar sorunların çok konuşulduğunu, artık çözümleri konuşmak gerektiğini vurgulayan Sait Salıcı, “Artık 2026’da tüm STK’ların, odaların, birliklerin bundan sonraki çözüm sürecini konuşması gerekiyor.
Artık sektörlerin bekası için çözüm üretme zamanı.
Yüksek faiz, enflasyon, düşük kur… zaten iki yıldır konuştuğumuz sorunlar. 2026’da da hâlâ sorunları konuşuyorsak bir adım yol gidememişiz demektir.
O yüzden çok hızlı beyin fırtınası gerekiyor” diye konuştu.
Sektörlerin bir “etki”, bir de “etkilendiği” alan olduğunu anlatan Salıcı, “Küresel gelişmelerden dolayı etkilendiğimiz alana çok müdahale edemeyiz ama etki alanına müdahale edebiliriz.
Ayakkabı sektörüne baktığımızda etki alanı neresi?
İthalat.
Mısır’dan ithalat yüzde 350 arttı.
Ayakkabı 39 malzemeden oluşan bir ürün.
Dolayısıyla 39 malzemeyi de burada nasıl yapabiliriz bunu konuşmamız lazım.
Devlet burada ‘vergiyi artırıyorum, üreticimi koruyorum’ diyebilir.
Bunu STK yapamaz” ifadelerini kullandı.“Devlet, 1 TL bile veriyorsa hesabı sorulsun” Bunlar yapılırken de sonuçlarının sıkı takip edilmesi gerektiğini söyleyen Salıcı, şunları söyledi: “Burada ithalat vergisini koyup, teşvikleri verip geri çekilme olmamalı.
Verimliliği artıracak, standartları belirleyecek yol haritası olmalı.
Devlet, ‘sana yolu açıyorum, sen de üretimini artır, teknolojini geliştir’ demeli.
Çünkü hep yıllarca krediler verilmiş, hesabı sorulmamış.
Vergiler konulmuş, hesabı sorulmamış.
Teşvikler verilmiş, yatırımın sonucu sorulmamış.
Teşvik alınıp da temeli atılan ama yarım bırakılan birçok bina var. 1 TL bile destek verilmişse ‘sen ne yaptın?’ diye hesabı sorulsun.
Tabii ki desteğin her türlüsüne razıyız ama bunlar sadece destek, çözüm değil.
Biz devletten yardım isterken aslında çözüm istiyoruz.
Sadece günü kurtarmak değil daha kalıcı çözümler bekliyoruz.
Bir yol haritası istiyoruz.
Ve bu yol haritası için de sektörün söz sahipleri, gerçekten bu sektörü kendine dava etmiş insanların o masada oturup konuşması gerekiyor.”“Fırsatçılar, daha füze düşmeden zam yaptı” Öte yandan Orta Doğu’daki savaş nedeniyle yan sanayide hammadde maliyetlerinin yüzde 30 arttığını kaydeden Sait Salıcı, bu dönemi fırsatçılığa kurban etmemek gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin doğrudan bir sıcak çatışmanın içinde olmasa bile, ekonomik ve jeopolitik olarak “savaşın tam merkezinde” olduğunu ifade eden Salıcı, bu zorlu dönemin ancak devlet denetimi ve sanayicinin dürüst yaklaşımıyla bir avantaja dönüşebileceğini vurguladı.
Piyasalarda yaratılan panik havasına tepki gösteren Salıcı, hammadde ve ürün fiyatlarındaki haksız artışlara dikkat çekti.
Salıcı, “Henüz füze düşmeden zam yapmaya başladılar.
Ortada bir hammadde sıkıntısı yokken panik ortamı yaratılıyor.
Bu durum gıdadan sanayiye kadar her sektörde yaşanıyor.
Bu dönemi stokçulukla, mal tutarak veya fırsatçılık yaparak geçirmememiz lazım” dedi.
Salıcı, çözümün sıkı kontrolden geçtiğini belirtti.
Salıcı’ya göre, Türkiye, Orta Doğu’nun zor zamanlarda ortaya çıkan dirençli yapısını kullanarak küresel ticarette yeniden alternatif pazar olabilir.
Ancak bunun temel şartı, günü kurtarmaya yönelik fırsatçılıktan vazgeçip, kolektif bir disiplinle hareket etmek.“Sizden mal bulabilir miyiz diye arayanlar var” Savaş nedeniyle tedarik zincirindeki sıkıntılara değinen Sait Salıcı, “İhracat tarafında farklı farklı ülkelerden telefonla arayıp ya sizde ne oluyor ne bitiyor mal bulamayabiliriz, tekrardan Türkiye alternatif pazar olur mu diye insanlar yokluyorlar.
Her ne kadar ticarete dönüşmese de şu anda yoklamalar var.
Bu dönemde belki de o bize fırsata çevirebilir.
Burada bireysel değil, kolektif hareket edersek fırsatlar büyük” dedi.“Deniz değiştiriyoruz, sallanmamız normal”Sanayi ve ticaretteki dönüşümü bir denizci benzetmesiyle özetleyen Sait Vakkas Salıcı, şöyle konuştu: “Şu an Karadeniz’den Marmara’ya, hatta okyanusa geçer gibi bir deniz değiştiriyoruz.
Bu geçişte sallanmamız, sarsılmamız çok normal.
Bizler şu an yalpalıyoruz ama bu dalgalı denizde iyi kaptan belli olacak.
Güven erozyonunu ortadan kaldırırsak, Türkiye tekrardan en güçlü alternatif pazar olacaktır.
Burada sadece kılavuz kaptana ihtiyacımız var.”“100 milyar $’lık pazarda payımız çok az”Artık fiyat ve miktarla rekabet etme döneminin bittiğini, dönüşüm ve değişimin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Salıcı, yeni rekabet ortamında niceliğin yerini niteliğin aldığını kaydetti.
Ayakkabı sektörünün geleceğini kurtaracak hamlenin ‘değer bazlı’ rekabetçilik olacağının altını çizen Salıcı, “Dünyada 100 milyar dolarlık bir ayakkabı piyasası hacmi var.
Bu hacim, Türkiye’ye ulaşım mesafesi 3-4 saat olan Avrupa ülkelerinde 60 milyar dolar.
Biz Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ihracat rekorunu kırdığımızda bile 1,5 milyar dolarlık ihracat yapabildik.
Dolayısıyla önümüzde aslında çok yol var” ifadelerini kullandı.“Karnı doyan masadan kalktı, şimdi moral bozuyor”Sektörel etkinliklerdeki katılımcı düşüşünü “psikolojik bir kırılma” olarak gören Sait Salıcı, geçmişte 300 firmanın katıldığı AYSAF fuarına, bu sene 70 firmanın katılacağını açıkladı.
Bunda mevcut konjonktürden ötürü ‘hammadde bulamam’ endişesi yaşayanların yanı sıra durumdan vazife çıkaranların da etkili olduğunu söyleyen Salıcı, “Aynı sofrada yemek yedik, karnı doyan kalktı gitti” diyerek, sektörü bırakan veya yorulan isimlerin yeni neslin moralini bozduğunu ifade etti.
Salıcı, “Yatırımcı bekliyoruz diyoruz ama biz kendi ülkemizde yatırım yapmıyoruz. ‘Bu iş yapılmaz’ diyen yorgun isimleri değil, işine aşık, gelecek vizyonu olan sevdalıları yuvarlak masaya bekliyoruz” diye konuştu.AYSAF, ‘nefes’ olmak için 21 Nisan’da açılıyorAYSAD tarafından düzenlenen 74.
AYSAF, 21 Nisan’da kapılarını açıyor.
Katılımcıların tasarım ve AR-GE yetkinliklerinin ön planda olacağı 74.
AYSAF, özellikle “yakından tedarik” avantajını kullanarak Avrupa ve yakın coğrafyadaki alıcıları İstanbul’da buluşturacak.
Sait Salıcı, “Bugün çevremizde devam eden savaşların ve küresel ekonomideki daralmanın getirdiği zorlu bir süreçten geçiyoruz. 74.
AYSAF, sadece bir ticaret alanı değil, aynı zamanda sektörümüzün tüm bu olumsuzluklara karşı sergilediği bir direnç ve istikrar platformu.
Bu fuarın, yeni iş birlikleri doğuracağına ve sektörümüze nefes aldıracağına inanıyoruz” dedi.