Haber Detayı

Arjantin'de enflasyon, vatandaş fakirleştiği için düşüyor
Küresel ekonomi ekonomim.com
20/04/2026 16:48 (2 hafta önce)

Arjantin'de enflasyon, vatandaş fakirleştiği için düşüyor

Arjantin’de enflasyon düşüyor. Ancak enflasyonun sert düşüşünün ardında üretim değil ücretlerdeki çöküşten kaynaklanan bir baskılama tartışmaları öne çıkıyor. Milei’nin politikaları makroekonomik başarı tablosu gibi görünse de derinleşen bir sosyal krize işaret ediyor.

Arjantin’de yıllık enflasyon oranı 2023’te yüzde 211 seviyesindeyken, 2025 sonu itibarıyla yüzde 31,5’e kadar geriledi.

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, enflasyondaki düşüşü kendi politikalarına bağlıyor.

Geçen ay Wall Street’te yatırımcılara yaptığı sunumda kamu harcamalarında uyguladığı “testere” yaklaşımını enflasyona karşı bir zafer olarak anlattı.

Londra Üniversitesi’nden misafir araştırmacı Can Çınar’ın yaptığı analizde Arjantin’deki ekonomik krizlerin döngüsel yapısına göre tablo çok daha karanlık görünüyor.

Milei, Arjantin ekonomisinin motorunu kapattı Enflasyondaki düşüşün, Arjantin ekonomisinin üretkenliğindeki iyileşmeden kaynaklanmadığına işaret eden Çınar, aksine insanların ücretlerinde bilinçli ve sistematik bir çöküş yaratılmasının bir sonucu olduğunu belirtiyor.

Değerlendirmesine şu şekilde devam ediyor: Milei, Arjantin ekonomisinin motorunu onarmadı; sadece motoru kapattı. 2023’te göreve gelmesinden bu yana ülkenin sanayi üretimi ciddi şekilde geriledi. 2.000’den fazla işletme kapandı ve 73 bin kişi işini kaybetti.

Otomotiv sektöründe ise fabrikalar kapasitelerinin yalnızca yüzde 24’ü ile çalışıyor.

Reel ücretler o kadar sert baskılandı ki Arjantin mallarına olan talep neredeyse ortadan kalktı.

Bir üretici, makinelerinin yalnızca üçte birini kullanıyorsa, bunun nedeni kimsenin ürünlerini satın alamaması oluyor.

Bu durumda firmalar fiyat artıramıyor ve enflasyon da yükselmiyor.

Halk ekonomiye katılamayacak kadar yoksullaştı Milei, talebi keskin biçimde düşürerek enflasyon sorununu çözmedi.

Sadece denklemin bazı parçalarını ortadan kaldırdı: Halkı ekonomiye katılamayacak kadar yoksullaştırdı.

Buna ek olarak kitlesel işsizlik korkusu, çalışanların ekonomiden aldıkları payın giderek küçülmesini kabullenmelerine yol açıyor.

Düşük ücretler, fiyatların yukarı yönlü hareketini sınırlayan bir başka unsur haline geliyor.

Dolayısıyla enflasyondaki bu “sözde” başarı, aslında düşük ücretlerin ve düşük yaşam standartlarının kurumsallaşması anlamına geliyor.

Emeğin milli gelirden aldığı pay kalıcı olarak düşüyor Yakın zamanda yürürlüğe giren ve “iş gücü modernizasyonu” olarak adlandırılan yasa da bu yeni düzeni pekiştiriyor.

Bu düzenleme, birçok çalışanın çalışma saatlerini artırırken haklarını azaltıyor.

Emeği daha ucuz ve daha kolay gözden çıkarılabilir hale getiriyor.

Yeni yasa, 19. yüzyıl çalışma koşullarına dönüş olarak eleştiriliyor.

Modernleşmeden ziyade, emeğin milli gelirden aldığı payın kalıcı olarak düşürülmesini hedefliyor.

Hükümet 2026 için yüzde 4 büyüme öngörüsünü öne çıkarıyor.

Ancak bu büyüme, tarım, madencilik ve lityum gibi sınırlı istihdam yaratan sektörlerde yoğunlaşıyor.

Ortalama şehirli çalışan için ekonomi toparlanmış değil; sadece daha düşük bir yaşam standardında dengelenmiş durumda görünüyor.

Ücretler düştü, enflasyon düştü Bu, enflasyondaki düşüşün hiçbir anlam ifade etmediği anlamına gelmiyor. 2023’teki üç haneli enflasyon kaosunun ardından toplumda gerçek bir rahatlama hissi oluştu.

Market alışverişi yaparken fiyatların günler içinde dramatik şekilde değişmemesi, birçok Arjantinli için ciddi bir psikolojik dönüşüm anlamına geliyor.

Ancak bu dönüşüm sağlam bir zemine dayanmıyor.

Enflasyon daha verimli bir ekonomi sayesinde düşmedi; adeta baskılanarak kontrol altına alındı.

Zafer tablosu değil derinleşen bir sosyal kriz Buna rağmen Milei’nin “mucizesi” ihraç edilmeye çalışılıyor.

ABD’de Trump’ın önerdiği radikal mali kesintilerden, Macaristan’da Orbán’ın politikalarına ve İspanya’daki Vox partisinin söylemlerine kadar birçok örnekte Milei modeli bir yol haritası olarak sunuluyor.

Oysa bazılarına zafer gibi görünen bu tablo, gerçekte derinleşen bir sosyal krize işaret ediyor.

Milei’nin Arjantin’i bir model değil; enflasyonla mücadelenin, hastalığın kendisinden daha yıkıcı hale geldiği durumlara dair bir uyarı.

Bu düzeyde bir ücret baskısı, Arjantin’in 2001 krizini hatırlatıyor.

Devletin çöktüğü, borçların ödenemediği, bankaların kapandığı ve işsizliğin yüzde 20’ye ulaştığı o dönem, toplumda kalıcı bir travma yaratmıştı.

Bugün ücretlerdeki baskının o dönemi bile aşması, Milei politikalarına yönelik sert bir eleştiri niteliği taşıyor.

Ancak 2001 ani bir çöküştü; 2026’daki durum ise yavaş ve kurumsallaşmış bir boğulma süreci.

Model sürdürülebilir mi?

Önümüzdeki yıllar için asıl soru, bu modelin nasıl sürdürülebileceği.

Milei, ülkeyi gerçek bir toparlanma için kullanılabilecek ekonomik araçlardan büyük ölçüde mahrum bıraktı.

Negatif net rezervler, çökmüş bir iç pazar ve IMF ile özel sektöre olan milyarlarca dolarlık borç yükü, hükümeti sürekli döviz bulma zorunluluğuna itiyor.

Bu da iç politikaların giderek dış sermayeye yönelik bir çağrıya dönüşmesine neden oluyor.

Ortaya çıkan tabloda küçük işletmeler için kredi yok, kamu yatırımları için kaynak yok ve özel sektörü harekete geçirecek tüketici talebi yok.

Mart ayında New York’ta yatırımcılara yapılan sunum da aslında bu boşluğu doldurmak için yapılan bir sermaye çağrısıydı.

Ancak Wall Street genellikle Arjantin’de fabrika kurmak ya da istihdam yaratmakla ilgilenmez.

Aksine yatırımcılar, deregülasyon sonrası oluşan piyasada kısa vadeli kazanç fırsatlarını kovalar.

Bunun sonucunda ikiye bölünmüş bir ekonomi ortaya çıkıyor: Bir yanda küresel piyasalara entegre, büyüyen madencilik ve tarım sektörü; diğer yanda ise geçim mücadelesi veren milyonlarca insanın yaşadığı geniş bir kentsel çöküş alanı.

İlgili Sitenin Haberleri