Haber Detayı
Böcek ailesi davası: İlaçlama yapan firmanın ruhsatı olmadığı kesinleşti
Kaldıkları oteldeki ilaçlama yüzünden zehirlenerek hayatını kaybeden Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada 4 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verilirken, bir tutuklu sanık ise tahliye edildi. Sanıkların savunmaları ölümlerin göz göre göre geldiğini gösterdi. Üstelik firmanın ilaçlama işini kaçak yaptığı da kesinleşti.
Almanya'dan Türkiye'ye gelen 3 yaşındaki Masal, 6 yaşındaki Kadir, 27 yaşındaki anne Çiğdem Böcek ve baba Servet Böcek kaldıkları otel odasında böcek ilacından yayılan zehirli havayı soluyarak can verdiler.
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin açılan davanın ilk duruşması bugün saat 11.00'de başladı.
Otel sahibi ve ilaçlama şirketi yetkilisinin de aralarında bulunduğu 5'i tutuklu, 6 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı.
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin görülen davada duruşma savcısı, 5 tutuklu sanığın tutukluluk hali devam etsin talebinde bulundu. 4 SANIĞIN TUTUKLULUĞU DEVAM EDECEK Duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın tahliyesine karar verildi.
Heyet, sanıklar Hakan Oğlak, Serkan Kışı, Zeki Kışı ve Doğan Cağferoğlu'nun tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.
Dosyanın mütalaasını hazırlaması için duruşma savcısına gönderilmesine karar veren heyet, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 26 Haziran'a erteledi.
OTEL SAHİBİ: OTEL YANSAYDI DA İNSANLAR ÖLMESEYDİ Duruşmada savunma yapan otelin sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, turizm sektöründe farklı işler yaptığını, bu oteli de kiralayarak işletmeye başladığını belirterek, olayın yaşandığı dönemde şeker hastalığı nedeniyle bacağında oluşan yaralardan dolayı tedavi gördüğünü söyledi.
Oğlak, "Otel yansaydı kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi, gerçekten çok üzgünüm.
O dönemde Halil Duran beni arayarak '101 Nolu odada haşere var.' dedi.
Ben de 'Ağustos ayında ilaçlattığım şirketi arayın baksınlar.' dedim.
İlaç şirketinden, 'Bir gün boyunca odaya girilmesin.' demişler.
Ben de bir değil, iki gün müşteri girmesin sonra verin dedim." şeklinde savunma yaptı.
O odada yapılan ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesinin mümkün olmadığını savunan Oğlak, otelde odaların dolu olduğunu, kimseye bir şey olmadığını kaydetti.
Olayda kusuru bulunmadığını iddia eden Oğlak, ilaçlamayı kendilerinin yapmadığını ifade etti.
Oğlak, tedavisine devam etmek için tahliyesine karar verilmesini istedi.
RESEPSİYON GÖREVLİSİ: GECE YEMEK İÇİN DIŞARI ÇIKTIM Tutuklu sanıklardan resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud In Chıshtı savunmasında, "Otelde kusma kokusu vardı.
Gece acıktım, yemek için dışarı çıkmak istedim.
Yedek anahtarın masanın üzerinde olduğunu nota yazdım.
Cama yapıştırdım.
İçerdekiler görsün diye.
Lobide kusma kokusu olduğu için yan binada yemek yedim.
Geri geldiğimde ambulansı görünce kapıyı açtım." beyanında bulundu.
İLAÇLAMA FİRMASI SAHİBİ, RUHSATLARI OLMADIĞINI KABUL ETTİ İlaçlama firmasının sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı, 2019'da şirkete sertifika almak için başvurduğunu, salgın süreciyle birlikte alamadıklarını, şirketi Sinan G. ile kurduklarını söyledi.
Kendisinin ilaç satın almadığını, ustalara para verdiğini, onların ilacı aldığını iddia eden Kışı, "İlaçların isimleri var.
İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir.
Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur.
Ben sadece firma sahibiyim.
İşlemlerle alakalı bilgim yok.
Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar.
Biz çalışanlara eğitim vermedik." diye konuştu.
Mahkeme Başkanı'nın "Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok.
Çalıştırdığın insanlar işinin ehli bile değil.
Bu işin olabileceğini öngöremedin mi?" sorusuna sanık Kışı, yanıt vermedi.
İLAÇLAMA FİRMASI SAHİBİN OĞLU: KAPIYA NUMARA YAPIŞTIRILDIĞINI HATIRLAMIYORUM İlaçlama firmasının sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı da firmada yetkisi olmadığını, babasına yardım etmek amacıyla çalıştığını, ilaçlamayı yapan kişinin Sinan G. olduğunu öne sürerek, üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi.
TANIK U.B.
DİNLENDİ Duruşmada tanık olarak dinlenilen U.B, otelin olduğu yerde 3 iş yeri bulunduğunu, dükkandan çıktığında otelin önünde ambulans gördüğünü, olay yerine gittiğinde bebeği tutması için kendisine verdiklerini anlattı.
Bebeği eline aldığında öldüğünü düşündüğünü, anne Çiğdem Böcek'in yukarıda olduğunu söyleyen U.B, "Babayla birlikte anneyi aldık, yürüyemiyordu, kolundan tutarak indirdik.
Sonrasında takviye ambulans geldi, anneyi ambulansa bindirdik.
Kapıya numara yapıştırılıp yapıştırılmadığını hatırlamıyorum." ifadelerini kullandı.
GIDA ZEHİRLENMESİ DENİLDİ, İLAÇLAMA OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI Böcek ailesi 9 Kasım 2025 tarihinde Almanya'dan tatil için İstanbul'a gelmişti.
Fatih'te bir otele yerleştiler.
Tatillerinin üçüncü gününde mide bulantısı şikayetiyle hastaneye başvuran aile fertlerine "gıda zehirlenmesi" teşhisi konuldu.
Hastanedeki işlemlerin ardından kaldıkları otele geri döndüler.
Otelde fenalaşan Böcek Ailesi'nin kilitli kapı nedeniyle otele gelen ambulansa ulaşamaması da iddianamede yer alıyor.
Gıda zehirlenmesi şüphesi üzerinde durulurken Böcek Ailesi'ni hayattan koparan gerçek Adli Tıp raporuyla ortaya çıktı.
Tahtakurusu nedeniyle otelin ilaçlandığı, ailenin ilaçtan zehirlendiği belirlendi.
SERVET BÖCEK'İN BABASI NTV'YE KONUŞTU Duruşma öncesi Servet Böcek'in babası Yılmaz Böcek NTV'ye konuştu.
Böcek, “Göz göre göre ölüm.
İki kuşağımı yok ettiler.
Benim torunlarım büyüyecekti evlenecekti yuva kuracaktı.
Benden 4 tane can aldılar, gözlerinin içine bakıp ve soracağım 3 kuruş fazla para kazanmak için değdi mi?
O oteli 1 hafta-10 gün kapalı tutsalar o canlar gitmeyecekti.
Para için benim çocuklarımın canını yaktılar.” dedi.
Otelin kapısının kilitlenip gidilmesiyle ilgili de konuşan Yılmaz Böcek, “Sen nasıl kapıyı kitler gidersin.
Nasıl bir mantık bu. 7,5 dakika yani her saniyesi önemliyken, sen ölüm kalım savaşı veriyorsun içeride.” ifadelerini kullandı. 22'ŞER YILA KADAR HAPİS TALEBİ İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 30.
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak, Muhammed Moeen Ud Dın Chıstı hakkında “Bilinçli Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma” suçundan 3 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
Rustemsha Batyrov hakkında ise ‘Taksirle ölüme neden olmak’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis istenmişti.
Öte yandan, şüpheliler Fatih Tektaş, Mahmut Keser, Fahri Mustafa Orel, Ercan Erdoğan ve Yusuf Dalkılıç hakkında "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" ile "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçlarından, şüpheliler Doğan Cağferoğlu, Zeki Kışı, Serkan Kışı, Hakan Oğlak, Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle yaralama" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilmişti.
RAPORLARA YER VERİLDİ İddianamede İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nün hazırladığı rapora da yer verildi.
Raporda; zehirlenme olayının yaşandığı otelde bir ilaçlama firması tarafından haşerelere karşı biyosidal ürün uygulaması yapıldığı, bu uygulamanın şüpheli Doğan Cağferoğlu tarafından yapıldığı, uygulama sonrası iş yerine bırakılan formda irtibat numarası olarak belirtilen telefon numaralarından birinin şüpheli Serkan Kışı'ya ait olduğunun tespit edildiği kaydedilmişti.
Raporda, ilaçlama firmasıyla ilgili yapılan incelemede firmanın daha önce farklı bir adreste ilaçlama yaptığı, ilaçlama sonucunda bir çocuğun zehirlendiği ve uygulamayı yapanın da şüpheli Serkan Kışı olduğu, bu olayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu aktarılmıştı.
SERTİFİKASIZ VE İZİNSİZ İLAÇLAMA YAPMIŞ Olayın yaşandığı oteli ilaçlayan şüpheli Doğan Cağferoğlu'nun herhangi bir sertifika kaydına rastlanmadığı ve izinsiz olarak biyosidal ürün uygulaması yaptığı raporda anlatılmıştı. "İLACA BAĞLI ZEHİRLENMEDEN ÖLDÜLER" 1.
Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre, kişilerin ölümünün kalmakta oldukları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer almıştı.
İddianamede yer verilen bilirkişi raporunda, yaşanan olayda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucunda gerçekleşmediği bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmişti.
Bilirkişi raporunda, yanlış kimyasal (Alüminyum Fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle, sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firması yetkilileri şüpheliler Zeki Kışı ve Serkan Kışı'nın asli kusurlu oldukları iddianamede belirtilmişti.
İddianamede, ilaçlama firması çalışanı şüpheli Doğan Cağferoğlu'nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikası, bilgisi ve deneyimi olmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu aktarılmıştı.
Otelin sahibi şüpheli Hakan Oğlak'ın yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak, uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip, acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu iddianamede yer alan raporda belirtilmişti.
NE OLMUŞTU?
Almanya'dan 9 Kasım'da İstanbul'a gelen ve Fatih'te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine 12 Kasım'da hastaneye gitti.
Kontrolden geçen aile otele geri döndü.
Bir süre sonra çocuklar fenalaştı 13 Kasım'da otele ambulans çağrıldı.
Sabaha karşı hastaneye giden ailenin 3 üyesi müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.
Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alınan anne 14 Kasım'da, baba da 17 Kasım'da vefat etti.
Ailenin kaldığı otelde konaklayan iki turist de bulantı ve kusma şikayetiyle aynı hastanede tedavi altına alındı.
Aynı odada konaklayan ve refakatçi olarak hastaların yanında bulunan üçüncü kişi, kalp atış hızının düşük olması nedeniyle tetkik amaçlı hastaneye yatırılmıştı.