Haber Detayı

Yıkımın müteahhitleri Lübnan’da
Yazarlar hurriyet.com.tr
22/04/2026 06:03 (5 gün önce)

Yıkımın müteahhitleri Lübnan’da

Trump’ı İran rejimini devireceğine inandırıp savaşa girmeye ikna eden Netanyahu yönetiminin tavrı ABD için de ibretlik.

Şimdi bu karmaşadan sıyrılmaya çalışan Amerikalılar İran’dan çıkış yolu ararken Netanyahu hiçbir şey olmamış gibi ıslık çalarak bu kez Lübnan taraflarına odaklanmış vaziyette.Önceki gün Haaretz gazetesinde Lübnan’ın güneyinde yaşananlara ilişkin önemli bir haber vardı.Ateşkes kararına rağmen İsrail güçlerinin bölgedeki köyleri sistematik bir şekilde yok ettiği, tıpkı Gazze’deki gibi evlerin, okulların ve kamu binalarının yıkıldığı anlatılıyordu.Dahası habere göre Gazze’deki yıkımdan sorumlu müteahhitler de şimdi Lübnan’a geçmiş.Büyük iş makineleri de oradan bölgeye yollanarak Lübnan’ın güney köylerinde yıkımı görevine başlamışlar.

Müteahhitlerin çoğu yıktığı bina başına para alıyormuş.Savunma Bakanı Israel Katz geçenlerde Lübnan’daki sınır köylerinin “Gazze modeline göre yıkılacağını” açıklamıştı.Dünyanın ilgisi İran’daki diplomasiye dönmüşken anlaşılan bu plan işliyor.Daha önceki bir filmi yeniden izliyor gibiyiz.Yarın Lübnan ve İsrail’in Washington’da masaya oturması bekleniyor.Umarım hepimizin gözü önünde yeni bir Gazze daha yaşanmaz.İsrail ordusuna ait zırhlı araçlar ve ekskavatörler, Lübnan’ın güneyindeki Mais el-Jabal köyünde evleri yıktı.KARANLIK BİR MANİFESTOGeçenlerde “dünyanın en karanlık şirketi” olarak nitelendirilen Palantir’den bahsetmiş, yapay zekânın savaş alanlarından göçmen politikalarına kadar geniş bir alanda nasıl kullanıldığını anlatmıştım.Türkiye’de sınırlı bir çevrede tanınsa da Palantir’in yeni dünya düzenindeki yeri sanırım yakın dönemde daha iyi anlaşılacak.Şirket geçen gün sosyal medya hesabından CEO’su Alex Karp’ın yazdığı kitaba atıfta bulunarak 22 maddelik bir manifesto yayımladı.Başı-sonu tutarlı bir metin olmaktan uzak olsa da bu manifesto bayağı ses getirdi.İçinde barındırdığı öngörüler ve günümüzdeki savaşların kaderini belirleyen bir teknoloji şirketinin alenen dünyanın ahlak polisliğine soyunması bakımından ürpertici.Birkaç maddesini özetleyeyim.

Şöyle diyor Palantir:- Yumuşak güç eskide kaldı.

Artık sert güce ihtiyaç var ve bu yüzyılda sert güç yazılım üzerine kurulacak.- Atom çağı sona eriyor.

Artık yapay zekâya dayalı yeni bir caydırıcılık çağı başlamak üzere.

Yapay zekâ silahlarını düşmandan önce biz üretmeliyiz.- Bazı kültürler hayati ilerlemeler kaydetmiştir, diğerleri işlevsiz ve gerici kalmıştır.- Savaş sonrası Almanya ve Japonya’nın askeri olarak pasifleştirilmesi politikasından artık geri dönülmelidir.- Dünyadaki boş ve anlamsız bir çoğulculuğun sığ cazibesine karşı direnmeliyiz.Özetle bugün çağdaş savaş makinesinin başında oturanlar bize yeni bir çatışma döneminin başladığını, bu savaşta silahları kendilerinin üreteceğini, bazı kültürlerin daha üstün, demokrasinin sığ bir şey olduğunu anlatıyor.Kendimizi bu yeni döneme hazırlamamız gerektiğini söylüyor.

Edebi açıdan bu manifestonun çok daha iyisini yıllar önce George Orwell yazmıştı.Ancak ürkütücü olan, alanında tek sayılabilecek güce sahip bir teknoloji şirketinin bu manifestoyu uygulama imkanına sahip olması.Palantir CEO’su Alex KarpBİZİM ATOM’UN ADAŞLARIPalantir’in manifestosunda “Atom çağı sona eriyor” ifadesini okuyunca aklıma geldi.Lakabını çok sevdiği için Seyfullah olan ismini mahkeme kararıyla Atom olarak değiştiren arkadaşımızı görmüşsünüzdür.Ben haberlerde izledim, o kadar savaşın çatışmanın arasında gülümsetti.Bizim Atom gerçekten atom gibi bir özgüvene sahip. “Bir araştırma yaptım.

Değil Türkiye’de dünyada da Atom ismine rastlamadım” diyor.Aslında Atom ismi Soğuk Savaş’taki nükleer yarış döneminde dünyada yaygınlaşmış bir isim.

Bu yönüyle çok yeni değil hatta biraz ‘Boomer’ ismi de sayılabilir.Atom adını taşıyan ünlüler de var.

Mesela ünlü davulcu Atom Willard...

Ya da Türkiye’de tartışmalı filmi Ararat’la tanınan Kanadalı-Ermeni Yönetmen Atom Egoyan...Cemal Süreya, “1929 buhranı bile geç gelmemiş miydi yurdumuza” diyordu.Bizim Atom’unki de biraz öyle sanki.

Dünyada Atom çağı biterken, bizde yeni başlıyor.YURTTA FENER İNGİLTERE’DE ARSENALGeçenlerde televizyonda maç izlerken beş yaşındaki kızım biraz buruk bir şekilde “Baba ben Fener’in hep kazanmasını istiyorum” deyiverdi.İçinde hem umut hem hayal kırıklığı barındıran bu cümle benim de dahil olduğum Fenerbahçe taraftarının son yıllardaki ruh halini özetliyor.Ortada umut var, fırsat var ama başarı yok.Neyse ki Fenerbahçeliler bu konuda yalnız değil.

İngiltere’de Arsenal’in durumu da aynı hatta biraz daha vahim sayılabilir.Spor basınının sevdiği klişeyle her sene “şampiyonluk” parolasıyla başlayan Arsenal 22 sezondur mutlu sona ulaşamıyor.Rahat bir şekilde önde götürdükleri sezonları bile mutlaka en yakın rakiplerinden Liverpool, Manchester City ya da Chelsea’ye kaptırıyor.Bu sene de aynı tablo geçerli.

Arsenal yine önde götürdüğü ve taraftarına umut verdiği bir sezonu son düzlükte Guardialo’nun çalıştırdığı Manchester City’ye kaptıracak gibi.Bence Fenerbahçe ve Arsenal taraftarı ortak hareket etmeli, dertlerini birbiriyle paylaşmalı.Mesela iki takım taraftarı için Antalya’da ortak bir terapi kampı kurulması spor turizmi açısından inovatif bir girişim olabilir.Temsili yapay zekâ görseli.

İlgili Sitenin Haberleri