Haber Detayı
Usta yazarlardan sert sözler! "Fenerbahçe futbolcuların oyuncağı olmuş"
Medaş Konya Büyükşehir Belediye Stadyumu'nda oynanan Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final karşılaşmasında Konyaspor ile Fenerbahçe kozlarını paylaştı. Normal süresi golsüz tamamlanan mücadelede kazanan uzatma dakikalarında belli oldu. Konyaspor, ekstra sürede bulduğu golle Fenerbahçe'yi 1-0 mağlup ederek Türkiye Kupası'nda yarı final biletini aldı. Spor yazarları, TÜMOSAN Konyaspor-Fenerbahçe maçını çarpıcı ifadelerle değerlendirdi. İşte o yazılar… FB Spor haberleri
HAKKI YALÇIN - OYUNCAK!
Fenerbahçe talihin değil, futbolcuların elinde oyuncak olmuş, futbolcular da kurup kurup oynuyorlar.
Gerçek anlamda şampiyonluğu isteyen bir takımın önce ruhu lider olmalı ama gamsızlar ordusunda böyle bir duygu mevcut değil.
Rizespor karşısında korku, panik ve rehavet.
Fenerbahçe'nin kolay kazanması gereken maçlarda 9 puan kaybettiğini hatırlatırsak başka söze gerek kalmaz.
Kimse onlardan ipin üzerinde yürümelerini beklemiyor, sahanın içinde koşsalar yeterdi ama arzular köreldiyse ne desek boş!
Sezon başındaki hataları hafızalardan silinen ve yeniden takıma monte edilen Çağlar Söyüncü'ye kurban olsunlar.
Ederson gibi bir kalecide inat etmenin hesabını da kendilerine sorsunlar.
Nasılsa suçu üzerine alacak bir babayiğit çıkmayacağına göre, ele verdiklerinden fazlasını gelecek maçlara saklasınlar!
Eğer yazdıklarımızdan rahatsız olan varsa, önlerinde 4 maç daha var.
Hadi bizleri utandırsınlar!
Çünkü büyük takımlar beyaz bayrak asmaz ölümüne koşar!
Gençlerbirliği karşısında içler acısı bir Galatasaray vardı.
Bu takımın ligin lideri ve şampiyonluğun en avantajlı takımı olduğuna inanmakta zorluk çekiyoruz.
Hem düşünce hem kalite açısından ikinci sınıf bir kimliğe büründüler.
Yokluğun uykusunda şansa kazanılmış 3 puan.
Bu futbolun Fenerbahçe karşısında yeterli olmadığını hatırlatsak neye yarar.
İnsanın içinde yoksa dışa vuran gerçekler her şeyi anlatmaya yeter da artar bile!
Unutmasınlar ki lider olmanın de kendine göre yükümlülüğü var!
Takım; bir Osimhen'dir tutturmuş gidiyor.
Osimhen'in sezon başından beri gösterdiği fedakarlık yürek hizmetidir.
Ama diğerlerinin bu adamın sırtından geçinme tutkusu da yürek hezimetidir!
Bakmayın 4 puanlık avantaja, hala hiçbir şey netlik kazanmış değil.
Galatasaray, Fenerbahçe'ye kaybederse şampiyonluğu da kaybeder.
Hafta sonu derbi var.
Neler bekliyor futbolu?
Aradığımız kaliteye ve zarafete ulaşmak mümkün olacak mı?
Hafızam yerindedir, üç büyüklere başkaldıran ilk takım Eskişehirspor'du. 1960'lı yılların sonları, Eskişehir'in görkemli çıkışı Anadolu ihtilali olarak futbol tarihine geçti.
İnsanı sevmenin sanat olduğu o yıllarda, Fenerbahçe ile şampiyonluk maçına gelen trenler dolusu Eskişehir taraftarının görüntülerini hatırlıyorum.
Takım elbiseli adamlar!
O zamanlar yönetici piyonu olmak yoktu, gerçek taraftarlık vardı.
Üstlerinde ne kesici alet var ne dillerinde küfür. 3-0 kaybedilen maçtan sonra en ufak bir olaya mahal vermeden geri dönüş.
Onurlu bir hayatın gözünün içine bakarak yaşlanan eski zaman futbolcuları ve yöneticileri geliyor gözlerimin önüne.
O yüzden mazinin her dakikasına kurban olayım.
Biraz da gurbet ateşine bakalım.
Arda Turan'ın Shaktar'da yaptıklarının gururu; savaşın ortasında açan 'Orkide' gibi.
Saldırı altında sığınak ve idman pisti arasında oluşan direncin adı her dilde destan!
Arda Turan'ın Avrupa'daki etiketli yabancı teknik adamlardan çok daha anlamlı bir başarının sahibi olduğunun da mührü.
Bizim böyle adamlara ihtiyacımız var, Türk futbolunu çürüten yabancılara ve hala piyasayı eline geçirmeye çalışan içi geçmiş zorbalara değil.
Bu zorbaları hala futbola 'kakalamaya' çalışan medyadaki piyonları gördükten sonra, 'sazlar da değişmeli' diyoruz 'sözler de!' Asıl mesele renk körü olmuş insanlar değişmeli ama nerde o günler!
EMRE BOL - UTANIN!
İstediğin kadar hücum et!
Golcün kadarsın!
Önde oynamanın, orta sahada oyun üstünlüğünü almanın bir nedeni var.
Gol atabildiğin kadar iyi takımsın.
Gelin görün ki; şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe'nin santrforu yok!
Tamam şimdiye kadar skor katkısı yapan futbolcular vardı.
Ama böyle bir ortamda maç kazanmak gerçekten çok zor.
Belki de tek alabileceğin kupanın çeyrek finali için oynarken Tedesco, topuyla, tüfeğiyle çıktı sahaya...
Ligde hangi takımıyla dövüşüyorsa onunla!
Karşılaşmanın uzatmalara gitmesi, hafta sonu ölüm- kalım maçına çıkacak Fenerbahçe için en kötü ihtimaldi.
Bu kadar önde oynadığın, pozisyona girdiğin maçta topu 3 direk arasına atamamanın tek bir sebebi var.
Santrforun yok!
Yoruldun, yıprandın derbi için...
Maçın başından sonuna dek bütün istatistiklerde önde olup penaltılara kalmanın sebebini umarım Fenerbahçe Yönetimi anlamıştır.
Topunla, tüfeğinle çıktığın bir karşılaşma uzadıkça uzadı.
Santrforları gönderip yerine Cherif dışında kimseyi almadınız.
Bir çocuğa şampiyonluk emanet ettiniz.
Ama olmaz!
Ve sonunda bir penaltı ile elendiniz.
Fenerbahçe'nin bu ekiple herhangi bir kupa ihtimali zaten yoktu.
Türkiye Kupasına veda ettiler.
Büyük ihtimalle hafta sonu lig yarışı da biter.
Fenerbahçe'yi bu hale düşürenler utansın!
Eğer utanacak yüzünüz varsa...
MUSTAFA ÇULCU - VAR KARIŞAMAZ Fenerbahçe'nin ligde son maçta yaşadığı karanlıktan aydınlığa çıkabileceği ve hafta sonu derbi öncesi moral depolamak oyun farkındalığı yaratmak için fırsat maçına 4 rotasyonla çıktı.
Ancak ilk yarıda kaleye gitmekte ve üretmekte zorlandı.
Konyaspor ise kalabalık savunma merkezli sabırlı oyunla geçiş kovaladı.
Talisca ve Fred oyuna girdikten sonra Fenerbahçe rakip kalede daha etkili olmaya başladı ama tabela yapamadı.
Son bölümde ise Konyaspor biraz olsun ön alanda baskıyı arttırdı o kadar.
Pozisyon zenginliği olmayan, temposuz, tatsız tuzsuz ve ikinci bölgede sıkışan maç uzatmalara gitti.
Uzatmanın son dakikalarında skandal bir VAR uygulaması ve Fenerbahçe penaltıdan yediği golle elendi.
Aydınlığa çıkamadı.
Hafta sonu Premier Lig'de Manchester City-Arsenal maçını Anthony Taylor 17 faul ile tamamlarken MHK'nin koşulsuz destek verdiği, umut bağladığı 34 yaşındaki FIFA hakemi Ozan Ergün maçın ilk yarısını 15 faul, maçın 90 dakikasını ise 26 faul ile tamamladı.
İtirazları ile oyunu geren ve 40'ta Oosterwolde'ye kontrolsüz faul yapan Deniz Türünç'e ve 54'te Cherif'e kontrolsüz faulün de Nagalo'ya sarı kartları pas geçmesi asla kabul edilemez.
Neden olduğunu göremediğimiz herhalde zaman geçiriyor diye düşündüğümüz kaleci Bahadır'a sarı gösterdi!
Her geçen gün modern ve karakterli hakemlikten uzaklaşan duygularıyla hareket eden duruma, rüzgara, iklime göre uygulama yapan bir nesil oluştu!
Aşmamız gereken temel sorunumuz bu.
Maçlarda net kartları zamanında göstermemek hakemler için güven ve itibar kaybıdır.
Pas geçilen kartlar kontrol aşınması yaratır.
Hakeme itirazlar artınca nihayet 63'de lütufta bulundu Deniz Türünç'e sarı gösterdi.116'da Semedo-Kramer pozisyonunda Konyaspor penaltı bekledi. 118'de Erkan Engin ile yine bir VAR uygulama skandalı yaşandı.
Hakemin OFR'de bu kadar uzun süre izleyerek verdiği penaltı ''açık ve bariz hata'' değildir. 120+2'de atılan goldeki penaltıyı hakem sahada vermiş olsa karara saygı duyarız lakin bu gri pozisyona VAR asla karışamaz.
GÜRCAN BİLGİÇ - HER ŞEYİYLE KÖTÜ!
Tek maçlık serilerin klasik stratejisini seyrettik.
Konyaspor kendi sahasında olmasına rağmen maçı penaltılara kadar dengede tutmaya niyetli, hiç risk almadan, pozisyon futbolu oynamayı tercih etti. 90 dakika bittiğinde gol pozisyonu yoktu.
Fenerbahçe'nin fırsatı var, kaleyi tutan şutu yok.
Fenerbahçe'de planlar için söylenecek söz yok; çünkü plan yok.
Tedesco oyunu futbolcuların inisiyatiflerine bırakmış.
Birisi bir şey yapar taktiğini vermiş, ağır ve bilinçsiz oyunun seyircisi olmuştu.
Kante-Guendouzi ikilisi oyuna hükmetti, kararları verdi.
İkisi olmasa kaleye bile gidemezlerdi, akıl edemezlerdi.
Fransızlar 'ne yapalım' diye başlarını kaldırdıklarında öylece duran takım arkadaşlarını gördüler.
İsmail Yüksek'i savunduk hep beraber.
Milli Takım'ın en iyisi nasıl oynamaz diye yorumlar da yaptık.
Kendisi özel olarak hocasını haklı çıkardı.
Ne koştu ne de koşturdu. 'Kral' moduna almış kendisini, 'ekstra' olduğunu zanneder gibiydi.
Kerem, Rize maçında da, dün de 'ölü topları', daha da 'öldürme' göreviyle oynadı.
Böyle bir oyuncu maçı tek olumlu hareket yapamadan bitiriyor.
Rize maçının 'travması' vardır elbette üstlerinde.
Bu havayı değiştirecek olanlar ne yaptı, hangi odalarda sohbetler oldu merak ediyorum.
Maç biterken VAR'ın tuzağına düşürdüğü genç bir hakem kararı, sonucu belirledi.
Semedo rakibini tutuyor, VAR'daki arkadaş 'çekti' diyor.
İlhan Palut tuzağı kurdu, oyuncuları uyguladı.
MHK'nin emir erleri gereğini yaptı.
Sahada da saha dışında da savruluyor koca takım.