Haber Detayı

Tiyatronun eleştirel tarihi
Dünya+ dunya.com
24/04/2026 00:00 (2 gün önce)

Tiyatronun eleştirel tarihi

Yarım yüz yıllık bir zamanı Türk tiyatrosuna adayan Emeritus ünvanlı Prof. Dr. Dikmen Gürün, uzun yıllar sonucu ortaya çıkardığı yeni kitabıyla geçmişten geleceğe kalıcı bir köprü kuruyor.

Meltem KERRARmeltemkerrar@gmail.comNeredeyse 50 yılını Türk Tiyatrosu’na adamış biri Dikmen Gürün.

Gerek İs­tanbul Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi’ndeki akademik ça­lışmaları ve yetiştirdiği öğrenciler, gerek yıllarca özenle yazdığı eleş­tiri yazıları, gerekse 20 yıl boyun­ca İKSV Tiyatro Festivali Direk­törü olarak tiyatromuza yaptığı katkılarla dolu bu adanmışlık.

Geç­tiğimiz günlerde tüm bu çalışmala­rı nedeniyle Kadir Has Üniversite­si tarafından ‘Emeritus Profesör’ unvanıyla onurlandırılan Gürün, uzun yıllar üzerinde çalıştığı müt­hiş bir kaynak kitapla karşımızda.

ENKA Sanat’ın desteğiyle Doğan Kitap tarafından yayımlanan “Bir Dönem Üstünden Türk Tiyatro­sunu Eleştirilerle Okumak” kita­bı, 1950- 1980 yılları arasında Türk tiyatrosunu eleştiriler ışığında ele alıyor.

Tasarımı Bülent Erkmen’e ait kitap, Gürün’ün “Tiyatro Yazı­ları”, “Tiyatro Benim Hayatım: Yıl­dız Kenter’in Hayat Hikâyesi” ve “Ateş Kuşu Semiha Berksoy” ad­lı çalışmalarının ardından tiyatro­muza tarihsel ve belgesel açıdan farklı bir bakış getiriyor.Dikmen Gürün’le ‘sadece geçmi­şi incelemek değil, geleceğe de bak­mak’ olarak gördüğü bu çalışması ve tiyatro eleştirisi üstüne konuş­tuk.Uzun yıllar Türk tiyatrosu üzerine çalışıp yazdınız ve şim­di gelecek kuşaklara büyük bir kaynak olacak çok kapsamlı bir kitapla karşımızdasınız.

Nasıl oldu bu denli geniş bir oluşum süreci, anlatır mısınız?

Aslında bu kitabın temeli, Anka­ra Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Kürsüsünde ho­cam Prof.

Dr.

Sevda Şener’in danış­manlığında yaptığım, Türkiye’de tiyatro eleştirisi odaklı doktora te­zime dayanıyor.

Tezim de yoğun bir çalışmaydı.

Kitabım da öyle ol­du.

Dört yılı biraz aşkın bir süre­nin sonunda çıktı ortaya.

İstanbul Üniversitesi’nde Tiyatro Eleştir­menliği ve Dramaturji Bölümü’n­de önce öğrencim, şimdi meslek­taşım olan Doç.

Dr.

Nilgün Firidi­noğlu’nun editoryal katkıları bana çok destek oldu bu süreçte.

Araş­tırmalarım yoğun arşiv taramala­rına dayanıyor.

Belgelerin toplan­ması, incelenmesi, ayıklanması çok zamanımı aldı ama az önce de belirttiğim gibi, sevgili Nilgün her zaman yanımdaydı.

Şunu da belirt­meliyim ki hep ana kaynaklar üze­rinden ilerledim.

Ve de eleştirileri derleyerek kullanmak yerine ya­zıldıkları gibi, orijinal halleriyle almaya özen gösterdim.

Çünkü hepsi yarına belgelerdir.Kitap, 1950 - 1980 yıl­ları arası Türk tiyatro­su eleştirisine odaklı.

Neden özellikle bu dö­nemi seçtiniz?

Bunun devamı mı gelecek? 1950 – 1980 dönemin­de ülke çapında yaşanan siyasal ve buna bağlı olarak toplumsal, eko­nomik, sosyal kırılmalar önemli­dir. 1950’ler çok partili seçim siste­mine geçilen yıllar….

İzleyen 1960 askeri darbesi, 1961 Anayasası ile gelen görece özgürlükler ve özel tiyatrolar patlaması…1971 askeri muhtırası, Eylül 1980 askeri darbe­si ve ülkece yaşanan şiddet sarmalı “Bir Dönem Üstünden Türk Tiyat­rosunu Eleştirilerle Okumak” adlı çalışmamın kapsadığı yıllar… Ada­let ve hukuk kavramlarının zaafa uğradığı bir dönem.

Böyle bir dö­nemde tiyatronun, eleştirinin dur­duğu yer önemli.

Bu gerçeği irde­lemek gerektiğini düşündüm ve o nedenle girdim bu alanın derin su­larına… Merakla ve şevkle de yüz­düm bu sularda… 1980’ler ve son­rasını aynı yoğunlukla incelemek için pek zamanım kaldığını dü­şünmüyorum.

Ama tabii ki başka çalışmalarım olacak.

Eleştirinin 1980’lerden günümüze yolculuğu­nun genç araştırmacıların sorum­luluğu olduğuna ve böyle bir çalış­manın da kesinlikle yapılması ge­rektiğine inanıyorum.Sonraki yılları da çok iyi bi­len biri olarak 80'den günümü­ze gelen dönemi karşılaştırdı­ğınızda tiyatro ortamı ve eleş­tirisi açısından en belirgin fark neler sizce? 1980 darbesiyle birlikte değişi­yor ortam.

Daha doğrusu, darbe­den önce başlıyor bu değişim.

Evet, 1970’lerde yine politik oyunlar oy­nanıyor, o çizgide eleştiri dergileri çıkıyor ama öte yandan seyircide bir içine kapanma olayı da gözlem­leniyor.

Kent nüfusunda değişim de kültürel anlamda tiyatro-seyirci ilişkisini etkiliyor.

Genelde tiyat­roların kendi iç dinamiklerinde bir yavaşlama görüyoruz 1980’ler son­rasında.

Bu, eleştiri kurumunu da etkiliyor.Peki sizce eleştiri nedir?

Da­ha özelinde tiyatro eleştirisi nedir?

Tiyatro; kitabımda da belirtti­ğim gibi, insanla, yaşamla birebir hesaplaşan; dünden bugünlere sor­gulayarak gelmiş bir sanat.

Kelime­nin en basit anlamıyla ufkumuzu açıyor tiyatro.

Her dönemde öz­gürlükler adına, umutlar ve umut­suzluklar adına konuşuyor.

Eleştiri de kanımca tiyatro sanatının özü­nü oluşturan çelişkiler, çatışmalar çevresinde dönen ve onları estetik ve bilimsel çizgide değerlendiren bir alandır.Bir tiyatro eleştirisi yazı­sı oyuncu, yönetmen ve de se­yirci için yol gösterici olma ya da ‘yan bakış’ı sunma rolü oy­nuyor.

Bu anlamda nasıl bir so­rumluluk bu?

Siz bunca yıldır nasıl yaklaştınız oyunlara?

Eleştirmenlik sorumluluk iste­yen, iğne oyası gibi işlenmesi ge­reken bir alan.

Eleştiri sadece bir oyuna gidip sahnede izlediğini yü­zeysel bir bakışla yazıya dökmek değil bence.

Sonuçta benim gö­zümde eleştiri aklı ve düşünceyi zorlayan türlü açılımlara gebe bir alandır.Bu alanda çalışacaklara ne­ler önerirsiniz?

Belli bir temele oturtmak gere­kir eleştiriyi.

O temele neyi, nasıl ve neden konumlandırdığının bi­lincinde olmak durumunda eleş­tirmen.

Bu da tabii sağlam bir kül­türel altyapı gerektirir.Kültür- sanat yazınının epey azaldığı günümüzü nasıl görü­yorsunuz?

Tiyatro var oldukça eleştiri de olacak.

Ama nasıl?

O ayrı bir tartış­ma konusu… Bugün bakıyorum, be­nim takip etmediğim, etmek iste­mediğim bir sosyal medya olayı var.

Bu alana girdiğiniz zaman ‘eleşti­ri’ olmaktan uzaklaştığını görüyor­sunuz yazılanların.

Öte yandan, is­tisnalar kaideyi bozmaz, basının da bugün eleştiriye yeterince yer vermediği bir gerçek.

Belki de için­de bulunduğumuz çağın temposu bu yönde gelişiyor.

Bir yandan da genç tiyatrolar çoğalıyor.

Çalışıyor ve üretiyorlar… Ne güzel bir geliş­me… Buradan hareketle, ve büyük bir iyimserlikle eleştiri alanında da olumlu gelişmeler olacağına inanı­yorum..Onursal bir unvanEmeritus profesörlük, akademik hayatını tamamlayarak emekliye ayrılmış ancak üniversitesine ve bilim dünyasına uzun yıllar boyunca yaptığı katkılar nedeniyle onursal bir ünvanla anılmaya devam eden profesörlere verilen bir statü.

Türkiye’de bu istisnai unvanı veren üniversite sayısı çok az.

Kadir Has Üniversitesi’nin bu unvanı daha önce yalnızca üç isme vermiş.Dikmen Gürün kimdir?

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nin ardından Amerika’da lisans ve yüksek lisans (Parsons College ve Texas Tech University) eğitiminine devam eden Gürün, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Tiyatro Kürsüsü’nde doktora yaptı. 1982 yılında Cumhuriyet gazetesinde eleştiri yazıları yazmaya başladı. 1993 yılından itibaren İstanbul Üniversitesi’nde Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nde önce öğretim üyeliği sonra bölüm başkanlığı yaptı.

Kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri olan İKSV İstanbul Tiyatro Festivali direktörlüğünü yaklaşık 20 yıl sürdürürken, dünya tiyatrosunun önemli isimlerini Türkiye’ye getirdi ve yerli sanatçıların uluslararası alanda görünürlük kazanmasına katkı sağladı.

İlgili Sitenin Haberleri