Haber Detayı

Yeşilüzümlü’de kuzugöbeği
Dünya+ dunya.com
24/04/2026 00:00 (1 gün önce)

Yeşilüzümlü’de kuzugöbeği

İstanbul’da pembe beyaz ma­nolyalar biterken sakuralar açmaya başladı. Erguvanlar bir­kaç haftaya kendini gösterecek, şehir yemyeşil, hava hala soğuk ama yaz kapıda.

Turizm Haftası etkinliklerinde kıymetli Artun Ünsal’ı dinledik.

İBB turizm ofisi tarafından Tur­şucuzade Konağı’nda düzenlenen buluşmada konuşan Artun bey “Artık İstanbul Mutfağından bah­sedemeyiz” dedi, hançeri sinemi­ze sapladı.

Haksız değil elbet; eski, birlikteliğin olduğu sofralar kurul­madığı gibi, iyi ve lezzetli ürün de yok, en kötüsü de belki de herkesi bir arada tutacak zaman yok artık.Geçen haftanın en güzel deneyi­mi Fethiye’deki Yeşilüzümlü Das­tar ve Kuzugöbeği Mantarı Festi­vali olabilir.

Acayip bir ilgi vardı.

Muğla’nın farklı ilçelerinden, İs­tanbul, İzmir, Antalya ve Deniz­li’den gelen misafirler hem kuzu­göbeği ile yapılan yemek atölye­lerine, tadımlara katıldı hem de festivalin neşesiyle Yeşilüzümlü sokaklarını keşfetti.Benim favorim Kayaköy Misafir Evi’nin sahibesi Filiz Almalı’nın kuzugöbeği dolması oldu.

Gö­cek’ten tanıdığımız meşhur Cu­mali Şef menengiç filizleri (Fet­hiye’de meneviş deniyor) ile kuzu­göbeği ile bir şahane borani yaptı, Şef Onur Aslan ise bulgur pilavı­na bolca kuzugöbeği mantarı kattı, bu da nefisti.

Fethiye baharda hem sığla ağacı filizini hem de meneviş filizini sofrasından eksik etmiyor.Fethiye ilginç bir yer, hiçbir ye­re benzemiyor.

Dr.

Ceyhun İrgil ve arkadaşları muazzam bir Edebi­yat Müzesi kurmuşlar.

Okuma sa­lonları, kafesi ile günlük hayatın bir parçası olmuş.Fethiyeli veya yolu Fethiye’den geçmiş edebiyatçıların Yunus Na­di, Abbas Sayar, Mine Kırıkkanat gibi isimlerin bölgeyle bağlarını izliyor ve kitaplarına dokunabi­liyorsunuz.

Bir de kamerasız bir alan var, oradan kitap almak ser­best.

Ceyhun Bey müzeyi anlatır­ken bundan çok keyifle bahset­ti.

Sonra Paspatur’a daldık.

Aşırı zevkli ürünler satan Unique Con­cept’in önünde esnafla kahve iç­tik, mahallenin yavru kedileriyle oynaşan güneş içimizi ısıttı.

Biraz yürüyüp Fethiye Lokantası’na git­tik.

Yerel mutfağı çok samimi bir dekorla sunan, oldukça şık bir iş­letme.

Genç şef Ahmet Balcı bize oğlak köftesi ve domates salatası önerdi, çok beğendik.Bu küçük lokantaları ve yerel iz­leri koruyan mutfak anlayışını çok seviyorum.Oteller için aynı şeyi söylemek zor.

Baştan sona konserve bazlı sebze yemekleri ve çorbalar, sert hindiler, tavuk paneler, kroketler, kızartmalar açık büfede sıralan­dı.

Muska böreğinin adı samosay­dı.

Bir gece Uzakdoğu’ya uzandık, bir gece Meksika’ya.

Ama tatlar hep aynıydı.

Bu anlayışın hala de­vam ediyor olmasına inanamıyo­rum, ucuz oteller de değil.

Müşte­ri de var üstelik.

Peki nerede yerel ürün, yerel mutfak?

Bunlar olma­dan gastronomi turizminden de bahsedemeyiz.

Sürdürülebilirlik de sınıfta kalır.Hazirana kadar yurdumuzun her köşesinde gastronomi etkin­likleri var.

Siz bu satırları okudu­ğunuzda Manisa Mesir Macunu Festivali 486. kez düzenleniyor olacak.

Ben de orada olacağım, fes­tivallerin kent markasına etkisini tartışacağız.Sonra 8-9-10 Mayıs Mersin Gastronomi Kültür ve Sürdürü­lebilirlik Etkinliği geliyor.

Pazar günü Tarsus’ta Slowfood Yeryü­zü Pazarı kuruluyor.

Kaçırmayın derim.

Çukurova’nın bereketli ve lezzetli doğal ürünlerini almak, tatmak için eşsiz bir fırsat.15-16 Mayıs Kapadokya Gast­ronomi Festivali var.

Kapadok­ya’nın havası Michelin geldikten sonra değişti.

Çok sevdiğim Mus­tafapaşa’nın Gorgoli’sinde çınar­ların altında buluşmamıza az kal­dı.

Şu üzerimize çöken karanlık havadan çıkmak için birebir bu etkinlikler.

Hem harika bir hika­yeye tanık olacaksınız, yerel üre­ticiye destek vereceksiniz, üzeri­ne tadı damağınızda kalacak ye­mekler bulacaksınız.Hadi yapın rezervasyonları…

İlgili Sitenin Haberleri