Haber Detayı
Düşünceyi "Düşünebilmek" (Psikiyatri ve Psikoloji öğrencilerine sevgilerimle)
Düşünceyi "Düşünebilmek"
Ekonomi ve siyaset dışındaki alanlara zaman ayırmak en çok da bana yarıyor!Çünkü disiplinler arası gezinirken arınıyorum, güç topluyorum; kendi sahama daha zinde dönebiliyorum.İnsan zihni ilginç bir vaha…Tarih boyunca birçok düşünür bu konuyu işlemiş.Ben, alanında uzman olanların anlayışını rica eder, bugünkü bu makalemin özellikle gençler ve öğrenciler için yararlı olmasını dilerim.Evet ilk tespitim şudur: Bu dünyadaki en büyük güç ne paradır, ne silahtır, en büyük güç: düşünce'dir!Konumuzla açalım…Düşüncenin Üst Katmanı: Düşünceyi İzlemek!İnsan, düşünür.Ama çok az insan, düşündüğünü izler.An’ın farkında olmak, üç boyutu da kavrayarak dördüncü boyuta geçmek ve yine an’da kalabilmektir, bu…İşte bu ayrım, sıradan zihin ile gelişen zihin arasındaki en kritik farktır.
Modern psikolojinin “metacognition” dediği bu alan, basit bir zihinsel faaliyet değil; insanın kendine dışarıdan bakabilme kapasitesidir.Bir parantez vurgusu yapalım: derdimiz ne falcılık ne büyücülük ne de kimya çağında simya yapmaktır.
Tam da bilimin notalarıyla çalışmaya devam ediyoruz…Türkçe telaffuzuyla “metakogniyşin” dediğimiz bu alan şunu söyler: Kişi sadece düşünmez;düşüncesini fark eder, sorgular, yönlendirir.Ürkecek bir şey yok değerli okurlarım, “iyi bir şey bu”, ben de size yazarken, öğreniyorum; devam ediyorum…Mesele şu: “Şu an ne düşünüyorum?”“Bu düşünce bana mı ait, yoksa bir önyargının ürünü mü?”“Daha doğru bir bakış açısı mümkün mü?”Bu soruların sorulduğu an, zihnin ikinci katmanı devreye girer.
Dördüncü vites sevgili arkadaşlar!Zekâ mı, Farkındalık mı?Toplumda yaygın bir yanılgı vardır: Zeki olanın her şeyi doğru yaptığı sanılır.Oysa zekâ, hızdır.Zeki sayılır sakarları anımsayın, hele bir de siyasi erk sahibi olarak toplumların başına az dert açmamışlardır…Bu “uyanıklarla” işimiz yok diyelim; bilim alanına dönelim:Metacognition aslen ve adamakıllı bir yön duygusudur.Örneğin, hızlı giden ama yönünü bilmeyen bir araç, varmak istediği yere ulaşamaz.Çok zeki bireyler, eğer kendi düşünme süreçlerini izleyemiyorlarsa, hatalarını tekrar ederler.
Buna karşılık, ortalama zekâya sahip ama üstbiliş becerileri gelişmiş bireyler, daha sağlıklı kararlar alabilir.Bu bir gerçekliktir ve bu nedenle eğitim sistemlerinin en büyük eksiklerinden biri, öğrencilere ne düşüneceklerini öğretmesi; ama nasıl düşüneceklerini öğretmemesidir.Sokakta Bir Karikatürist: (Metacognition’un Sahadaki HaliBir sokak karikatüristi düşünelim)Karşısında oturan bir “müşteri” var.
Sanatçı hem sohbet ediyor, hem çiziyor.Ama aslında aynı anda üç farklı düzlemde çalışıyor:İlk düzlemde müşteriyle konuşuyor:“Nasıl olsun?
Daha sempatik mi çizeyim?”İkinci düzlemde kendi iç sesiyle meşgul:“Bu yüz sert…(herif ters) ama yumuşatmam isteniyor…”Üçüncü ve en derin düzlemde ise şu soru var:“Ben şimdi gerçeği mi çiziyorum, yoksa görmek isteneni mi?”Eğer karşısındaki kişi sert bir gardiyansa, belki hayatında birçok zor kararın taşıyıcısıysa… ama bu resmi eve götürüp çocuklarına gösterecekse…Sanatçı bir seçim yapar!O an çizdiği şey sadece bir yüz değil;bir insanın hangi yönünü görünür kılacağıdır.İşte o milisaniyede, kalem kağıda değdiği anda:Metacognition, etik ve estetik birleşir.Eşanlı Farkındalık: İnsan beyni otomatik çalışmayı sever.Refleksler, alışkanlıklar, hızlı kararlar…Bunlar düşük enerjiyle yürür.Ama kişi kendi düşünmesini izlemeye başladığında, iş değişir.Zihin yavaşlar.Dikkat yoğunlaşır.Enerji tüketimi artar.Bu yüzden metacognitiv-e anlar, zihinsel olduğu kadar fiziksel bir yorgunluk da yaratabilir.Ancak bu yorgunluk bir zayıflık değil; gelişimin işaretidir.
Vitesi dörde geçiren beynin komutu kasın gücüdür; toplamda bir enerji momentidir.Ve nasıl ki kaslar çalıştıkça yorulur ve güçlenirse, zihin de farkındalıkla gelişir.Asıl Sıçrama: Yaptıktan Sonra Kendini İzlemekMetacognition’un en az konuşulan ama en güçlü tarafı, eylem sonrasıdır.Karikatürist çizimi bitirir.
Müşteri gider.Ve sanatçı yalnız kalır.İşte asıl soru şimdi başlar:“Ben ne yaptım?”“Doğru olanı mı seçtim?”“Bir daha aynı durumda olsam, aynı çizgiyi çeker miyim?”İnsanlar işte bu katmanda da ayrılır.Bazıları sadece yapar ve geçer.Bazıları ise yapar… sonra kendini izler.Gelişim, bu ikinci grupta başlar.Çünkü insan, yaptığıyla değil;yaptığını ne kadar değerlendirdiğiyle derinleşir.Üç Aşamalı Zihin DisipliniSağlıklı bir zihinsel gelişim üç aşamada gerçekleşir:Öncesi (Planlama)Nasıl yaklaşacağım?Sırası (Farkındalık)Şu an ne yapıyorum?Sonrası (Değerlendirme)Ne yaptım ve neden?Bu üçüncü aşama, karakterin inşa edildiği yerdir.
Bireysel karakterler ile toplumsal karakterin karşılıklı etkileşimini de hatırda tutalım derim ve devam edelim:Gençler İçin Bir DavetSevgili gençler,Hayatta başarılı olmanın yolu sadece çok çalışmak değildir.Kendi zihninizi tanımak, onu izlemek ve gerektiğinde yönlendirebilmek; sizi farklı kılar.Kendinize şu soruları sormayı alışkanlık haline getirin:“Ben şu an ne düşünüyorum?”“Bu düşünce bana hizmet ediyor mu?”“Daha doğru bir yol var mı?”Ve en önemlisi:“Ben az önce ne yaptım… ve neden yaptım?”Gelişme de bu izleğe bağlı değil midir…Son Sözİnsan, sadece düşünen bir varlık değildir.İnsan, düşündüğünü fark edebilen bir varlıktır.Ve belki de asıl güç, tam burada başlar:Düşünmekte değil…düşünceyi “düşünebilmekte.”Dr.
R.Bülend Kırmacır.b.kirmaci@gmail.com