Haber Detayı
Bir kültürün sessiz nöbeti... Polonezköy’de son sayfa
İstanbul’un yanı başındaki Polonezköy, iki yüzyıla yaklaşan bir hafızanın taşıyıcısı. 1842’de kurulan köy, bugün sayıları giderek azalan Polonya kökenli ailelerin, “Burası bizim vatanımız” diyerek tutunduğu bir yer olmayı sürdürüyor. Köyde yaşayanlara göre, artık ‘kitabın son sayfaları’ yazılıyor. Çünkü Avrupa’ya okumaya giden gençlerin geri dönmediğini söylüyorlar.
BİR paskalya bayramında konuk olduğumuz Polonezköy’ün hikâyesi, 1842’de Osmanlı’ya sığınan Polonyalılarla başlıyor.
Kırım Savaşı sonrasında bu topraklara yerleşen aileler, zamanla Adampol adıyla bilinen yerleşimi bugünkü Polonezköy’e dönüştürüyor.
Aradan geçen yıllarda Polonya bağımsızlığını kazansa da köyde yaşayanların büyük kısmı geri dönmüyor.
Çünkü onlar için artık “Vatan” burası.Bugün köyde yaklaşık 30-40 kişi Polonya kökenli olarak yaşamını sürdürüyor.
Yedi nesle kadar uzanan aileler var.
Ancak nüfus, özellikle 1960’lardan itibaren göçlerle hızla azalmış.
Eğitim için Avrupa’ya çıkanlar da geri dönmemiş.
ŞEHİRDE TÜRK KÖYDE POLONYALIPolonezköy’de büyüyen çocuklar ise iki kültür arasında doğal bir köprü kuruyor.
Gençler, şehirde kendilerini daha çok Türk, köyde ise Polonyalı hissettiklerini söylüyor.
Ramazan ve Kurban bayramlarıyla Noel ve Paskalya’nın birlikte kutlandığı köyde, farklılıklar günlük hayatın doğal bir parçası.
Paskalya’da boyanan yumurtalar, Noel’de süslenen ağaçlar, bayram ziyaretleri.
Tüm bu ritüeller, kuşaklar arası aktarımın en canlı örnekleri.
Çocuklar için bu çeşitlilik ‘mutluluk ve eğlence’ anlamına geliyor.Günümüzde köyün en önemli geçim kaynağı turizm.
Restoranlar, pansiyonlar ve küçük işletmeler hem ekonomik hem de kültürel sürdürülebilirlik açısından kritik rol oynuyor.
Genç kuşaktan bazı isimler, aile işletmelerini devralarak Polonya mutfağını ve geleneklerini yaşatmaya çalışıyor.
Köy sakinleri, artan yapılaşma baskısı ve yeni yönetmeliklerin işletmeleri zor durumda bırakmasından endişeli.
Gözden Kaçmasın Sinem Özdemir 26 yıldır kayıp! 'Dosyanın yeniden açılması bizim için yeni bir umut' Haberi görüntüle Özellikle imar ve ruhsat süreçlerindeki belirsizliklerin, köyün geleceğini tehdit ettiği düşünülüyor.
Onlara göre bu durum, köyün el değiştirmesine yol açabilir.Köyde yaşayanların en büyük korkusu ise Polonezköy’ün bir gün sadece adıyla anılan bir yer haline gelmesi.
Gençlerin geri dönmemesi halinde, Polonya kökenli nüfusun tamamen yok olabileceği dile getiriliyor.
Kalanlar ise gelenekleri yaşatmanın yollarını arıyor.
Polonezköy bugün hâlâ bir kültürün izlerini taşıyor.
Ancak bu izlerin kalıcı olup olmayacağı, köyde kalan son kuşağın vereceği mücadeleye bağlı görünüyor.
KÖY HALKI HÜRRİYET’E KONUŞTU: İSTEĞİMİZ GENÇLERİN KALMASI7- POLONEZKÖY’de işletmecilik yapan Daniel Ohotski, “Biz kendimize Polonyalı demiyoruz, Polonya kökenliyiz diyoruz.
Çünkü burası bizim vatanımız.
En büyük isteğimiz gençlerin köyde kalması, bu kültürün devam etmesi.
Çünkü gençler giderse bu köy sadece bir isim olarak kalır” dedi.Öğrenci olan köy sakini Derek Riji ise “Arkadaşlarım bana ‘Türkçeyi nasıl bu kadar iyi biliyorsun’ diye soruyor.
Çünkü ben burada doğdum, burada büyüdüm.
Bu iki kimliği bir arada yaşamak bence büyük bir zenginlik” diyor.Mert Lukas, köyde en güzel şeyin bayramlar olduğunu ifade ederken, Mila Sirer ise köyde çok güzel anıları olduğunu ve burayı terk etmek istemediklerini söyledi.
Gözden Kaçmasın 106 yıllık Karaköy Palas yeniden hayat buldu!
Haberi görüntüle ‘GİDENLER DÖNMEDİ’Eski muhtar Antonio Vilkoşevski, “Eskiden köyde 150’ye yakın Polonya kökenli kişi vardı, şimdi 20-25 kişiye düştük. 1960’lardan sonra göç başladı, gençler Avrupa’ya gitti ve geri dönmedi.
Böyle devam ederse bizden sonra bu köyde Polonya kökenli kimse kalmayabilir.
O zaman da geriye sadece bir isim kalır.”İşletmeci Antonio Dohoda ise şunları söyledi: “Biz aslında burada son nesiliz ve kitabın son sayfasını yazıyoruz.
Amacımız sadece işletme yürütmek değil, bu kültürü yaşatmak.
Yoksa bir gün burası sadece geçmişten bahsedilen bir yer haline gelir.”