Haber Detayı
“Mehter’in Türklükle ne ilgisi var” çıkışına İsa Kardaş tarihle yanıt verdi
Gaziantep’te 23 Nisan kutlamalarında çocukların mehter marşı eşliğindeki gösterisi sırasında CHP’lilerin sırtlarını dönmesi gündem olmuştu. “Mehter’in Türklükle ne ilgisi var” çıkışına yanıt veren Habertürk yazarı İsa Kardaş, yazısında "Hunlar döneminde kurulan tuğ takımıyla başlıyor ve bu gelenek Göktürkler ve Karahanlılar döneminde de devam ediyor. Sonra Selçuklu ve Osmanlı ile bugünkü konumuna geliyor." ifadelerini kullandı.
Gaziantep'teki 23 Nisan kutlamalarına CHP il yönetiminin gösteri yapan çocuk mehteran takımına sırt dönmeleriyle başlayan mehteran tartışması sürüyor.
Gazeteci Can Ataklı'nın “Mehter Türk’ün değil Osmanlı’nın.
Osmanlı Türk tanımını hiç kullanmadı, Türkler ikinci sınıf tebaa muamelesi görüyordu” sözleriyle tartışmayı daha da alevlendirdi.
Kimi çevrelerin “Mehter’in Türklükle ne ilgisi var” çıkışına, Habertürk yazarı İdris Kardaş "Mehter'in serüveni" başlıklı yazısında yanıt verdi. "Hakanın çadırının önünde belirli vakitlerde musiki icra edilmesiyle hayat buluyor" Mehter takımının literatürde dünyadaki ilk bilinen askeri müzik topluluklarından biri olarak kabul edildiğine dikkat çeken Kardaş, Mehterin Türk tarihindeki yerine dair görüşlerini böyle paylaştı: "Mehter, Hunlar döneminde kurulan tuğ takımıyla başlıyor ve bu gelenek Göktürkler ve Karahanlılar döneminde de devam ediyor.
Sonra Selçuklu ve Osmanlı ile bugünkü konumuna geliyor.
Önceleri, Hakanın çadırının önünde belirli vakitlerde musiki icra edilmesiyle hayat buluyor.
Bu icraya “nevbet vurma” deniliyor.
Nevbet, hükümdarın o bölgedeki otoritesinin müzikal bir ilanı olarak düşünülebilir.
Bu arada dünyanın en eski askeri bandolarından biri olan Mehter’e, 732 yılına tarihlenen Orhun Kitabelerinde de rastlamak mümkün.
Bu kitabelerde “Kübürge” ve “Tuğ” olarak anlatılan askeri bando bugünkü mehterin ilk versiyonudur.
Burada bir parantez açıp çok yaygın bir rivayetten de bahsetmek yerinde olur.
Selçuklu sultanlarının uç beylerine bağımsızlık alameti olarak sancak ve davul gönderme geleneği vardır ve bu durum Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda da görülüyor.
Rivayete göre, Selçuklu Sultanı II.
Gıyaseddin Mesud, Osman Gazi’ye bağımsızlık alameti olarak sancak, tuğ ve davul gönderiyor.
Osman Gazi de bu musikiyi ayakta dinliyor.
O günden Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar olan süreçte bugünkü adıyla Mehter hep ayakta dinleniyor. "Bizans askerlerinin moralini sistematik olarak çökertiyor" Osman Bey’in bugünkü adıyla Mehter’i kendinden önceki Türk beylikleri gibi sahiplenmesi ile başlayan süreç Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u kuşatırken bu yapıyı etkin kullanmasıyla çok daha önemli hale getiriyor.
Zira Sürekli çalınan hücum marşları ve tekbir sesleri, Bizans askerlerinin moralini sistematik olarak çökertiyor.
Kullanılan davul seslerinin periyodikliği, düşmanda uyku bozukluğu ve sürekli bir saldırı beklentisi yaratarak sinirsel bir çöküşe neden oluyor."