Haber Detayı
Gençlik ve Güzellik için Ölenler, Öldürenler…
Bir sabah uyandığınızda, aynaya bakıyorsunuz ve artık “kusursuzsunuz.” Pürüzsüz bir cilt, simetrik bir yüz, ideal bir...
Bir sabah uyandığınızda, aynaya bakıyorsunuz ve artık “kusursuzsunuz.” Pürüzsüz bir cilt, simetrik bir yüz, ideal bir vücut…İnsanların bakışları değişiyor, kapılar daha kolay açılıyor, sosyal medyada beğeniler yağıyor.
Ama önemli bir ayrıntı var: Bu güzelliğin sizi yavaş yavaş ölüme götürdüğünü biliyorsunuz.Dijital bir platformda, üzerine çokça konuşulan diziyi izledim.The Beauty.Dizide dünyaya yayılan gizemli hastalık var.Bir iğne yapılıyor, olağanüstü derecede güzel hâle dönüşülüyor.Tabii burada insanın aklına zayıflama iğneleri geliyor.Zaten dizide de benzer bir algı yaratılıyor.Fakat her güzelliğin bir bedeli var.Üstelik ağır.En çarpıcı nokta, insanların bunu bilmesine rağmen“hastalığı” isteyerek kapmaları.Her bölümü keyifle izledim ve şu soruyu sordum: Güzellik bu dünyada her şeyden daha mı değerli?Dizide yalnızca bir kadın, DNA değiştiren enjeksiyona karşı çıkıyor ve istemediği hâlde maruz kalıyor.Repliği çarpıcı: “Uğruna çalıştığım ve kazandığım her şey, yara izlerim, çatlaklarım, sahip olduğum yaş benden alındı.”Bu elbette bir distopya.
Rahatsız edici tarafı şu: Anlattığı şey bize sandığımızdan çok daha yakın olabilir mi?Bugün yaşadığımız çağda güzellik artık yalnızca estetik bir mesele değil; aynı zamanda sosyal bir güç, prestij ve çoğu zaman zorunluluk hâline gelmiş durumda.Moda endüstrisi, reklamlar ve sosyal medya yıllarca belirli bir “ideal beden” ve “ideal yüz” algısı yarattı.Bu algının en güçlü sembollerinden biri de Victoria’s Secret defileleri. “Kusursuzluk böyle görünür”mesajı veriliyor.İkonların başında gelen isimlerden biri Bella Hadid.Dizi onun kendini canlandırması ile başlıyor.Hatırlarsınız Hadid, kariyerinin ilk dönemlerinde daha dolgun bir vücut yapısına sahipti.Ciddi şekilde kilo vermesi ve moda endüstrisinin ultra ince beden idealine yaklaşması, sektörün nasıl bir güzellik kalıbı yarattığını açıkça gösterdi.Tam da bu yüzden The Beauty dizisindeki “güzellik virüsü” aslında metafor.
Dizideki hastalık insanların bedenini değiştiriyor; gerçek dünyada ise bunu medya, algoritmalar ve toplumsal beklentiler yapıyor.Hollywood’un Aynasında Acı Bir İroniBu tartışmanın belki de en çarpıcı örneklerinden biri birkaç yıl önce karşımıza çıktı.Başrolünde Demi Moore’un yer aldığı The Substance, gençlik ve güzellik takıntısını sert eleştiren filmdi.Filmde Moore, kariyerinin sonuna yaklaştığını hisseden eski bir televizyon yıldızını canlandırıyordu.Yaşlanan yüzü artık sektörün istediği “pazarlanabilir güzellik” standardına uymuyordu.Onun yerine daha genç yüzler aranıyordu.
Çaresiz kalan karakter, genç ve kusursuz bir versiyonunu yaratmayı vaat eden gizemli maddeyi kullanmayı kabul ediyordu.İronik olan şu ki; filmde sistemi eleştiren Moore, bu yıl katıldığı bir ödül töreninde bambaşka tartışmanın merkezine oturdu.Kırmızı halıda verdiği görüntü sosyal medyada hızla yayıldı.Birçok kişi yüzünün aşırı zayıf, yanaklarının çökmüş olduğunu konuştu.Ortada trajik bir ironi var.Üstelik yalnızca Hollywood yıldızları ve varlıklı kişiler değil, günümüzde her yaş grubundan herkes; daha “güzel” görünmek istiyor.Bu çoğu zaman kazanılamayan bir oyun.Belki de bu yüzden The Beauty gibi hikâyeler bize bu kadar tanıdık geliyor.Evet, belki denklem filmlerdeki gibi ölüp öldürmek üzerine kurulmuyor ama günün sonunda canı yanan ve ne yazık ki canından olanları da görüyoruz.Gençlik Uğruna Canlarından Oluyorlar Yaptırdığı estetik operasyonlar sonrasında hayatını kaybeden kadınların sayısı her geçen gün artıyor.Daha geçen ay Brezilya’da yaşayan bir sosyal medya fenomeninin yüzüne dolgu diye müshil ve madeni yağ enjekte edildi.Evet, bu çok uç bir örnek fakat bir o kadar da gerçek.Botoks ve dolgunun sahtesi tüm dünyayı sardı.Biz de nasibimizi alıyoruz.“Küçük dokunuş” olarak başlayan işlemler bazen sürekli tekrar edilen bir döngüye dönüşebiliyor.
Dudak dolgusu, çene hattı belirginleştirme, yüz gençleştirme, cilt uygulamaları… Hepsi giderek daha genç yaşlara iniyor.Ve belki de dizinin sorduğu soru tam burada anlam kazanıyor:Toplum güzelliği bu kadar ödüllendiriyorsa, insanlar bunun bedelini ne kadar ödemeye hazır?Merkezlerin kapısını çalanlar ne istiyor?Umduğunu bulamayanlar vazgeçiyor mu?Detayları Estetik ve Güzellik Danışmanı Damla Yılmaz anlattı.Kaçak Botoks ve Sahte Dolguya Dikkat!Damla Yılmaz:“Son 5 yıldır Sağlık Bakanlığı’ndan onay alamamış ilaçlar, kaçak yollarla piyasaya sürülüyor.
Piyasada 8 adet yasa dışı marka bulunuyor.
Ve maalesef bunu ucuz olduğu için tercih eden hekimler var.“Sonuç korkunç.“Düzelmeyen şekil bozuklukları, doku deformasyonları, ciltte çökme ya da tümsekler, izler, renk değişimleri, doku ölümleri oluyor ve en kötüsü alerjik reaksiyon sonucu ölümle sonuçlanabiliyor.” Sahte Dolgu Mağdurları Doktorların KapısındaSon dönem kliniklerin, estetik merkezlerinin yolunu tutanların çoğu işlemleri sildirmek, dolguyu, botoksu eritmek isteyenler oluyor.Peki, bu kolay mı?Damla Yılmaz:“Revize denen düzeltme uygulaması maalesef çok basit değil.
Dolgu uygulamalarında kullanılan ürünün eritilmesi için panzehir gibi özel çözelticiler kullanılır.
Ancak, her zaman herkeste tek seferde tamamen etkili olmaz.
Botoksu eritmek için en az 1 ay kontrollü şekilde derin kas sistemine ısı veriliyor.
Sayısız cerrahi müdahale gerektiren, can sıkıcı estetik uygulamaları da var.”Güzellikte Doğallık DönemiDüzeltme işlemleri sevindirici.Çünkü o dev dudaklar, elma yanaklar, kavisli kaşlar mazide kalıyor.Damla Yılmaz:“Son 3 yıldır insanlar, ‘ben estetik yaptırdım’ diye bağıran yüzler istemiyor.
Abartılı uygulamaların sonuna gelindi.
Kalın kaşlar siliniyor.
Botoks uygulamalarında artık mimiklerin korunması isteniyor; doğal, oyuncu botoksları kabul görüyor.
Dudaklar artık bıyık bölgesine taşmış, yapay görüntüden uzaklaşıyor.
Çeneler yeterli uzunlukta, burunlar yüzde sırıtmıyor.“Ama, genç görünmek için daha hafif malzemelerin kullanıldığı ve makinelerle uygulanan işlemlerden vazgeçilmiyor.Evet, aynadaki yansımamız özgüveni destekliyor; bu bir gerçek.Ama iç güzelliği hiç mi önemli değil?
Hadi hepimiz kendi muhasebemizi yapalım.Bakımlı ve hoş görünmek isterim.Ama “güzel” olmak için kayda değer bir çaba harcamam.Vazgeçemeyeceklerim de var.Peki ya siz, güzellik uğruna nelerden vazgeçersiniz?Ölmeyi göze alır mısınız?