Haber Detayı
İZTO Başkanı Mahmut Özgener: “Sıfırdan yeni bir politika üretme şansı yok ama güncelleme yapılması lazım”
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, sıfırdan bir başka alternatif politika üretme şansı olmadığı için finans, rezerv ve baskılanmış kur ağırlıklı mevcut ekonomi politikasında güncelleme yapılması gerektiğini söyledi.
DUYGU GÖKSU / İZMİR Yaklaşık 3 yıldır uygulanan ekonomi programının hedeflerine ulaşma sürecinde beklenen hızın gerisinde kaldığını dile getiren İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, fakat enflasyonu dizginlemek ve fiyatlar genel seviyesinde istikrarı yeniden yakalamak için sıfırdan bir başka alternatif politika üretme şansı bulunmadığını, ancak programda güncelleme yapılabileceğini ifade etti.
İZTO’nun nisan ayı meclis toplantısında dünya ekonomisinde belirsizliklerin arttığını ve olumsuz senaryoların giderek daha somut biçimde gündeme geldiğini hatırlatan Özgener, “Ancak bu çalkantıların etkisini sınırlamak adına finansal kırılganlıkların mümkün olan en düşük seviyeye indirilmesinin kritik önem taşıyor.
Nitekim bu noktada ekonomik programın devrede olmasının önemli bir denge unsuru oluşturuyor. 3 yıl önce hayata geçirilen program, ülke ekonomisi için pusula görevi görüyor, program kapsamındaki rezerv birikimi, kamunun görece düşük borcu ve azalan dış finansman ihtiyacı gibi makro tamponların güçlendirilmesi, ülkemizin dış şoklara karşı dayanıklılığı noktasında önemli bir avantaj sağlıyor” diye konuştu. “Güçlü bir program olmadan enflasyonla mücadelede yol alınamaz” Güçlü bir ekonomik program olmadığı takdirde enflasyonla mücadelede yol alınamayacağını anlatan Özgener, “Programda başarı yakalanmadığı sürece ülkemiz ekonomisinde kalıcı istikrarın sağlanması mümkün değil.
Fiyatlar genel seviyesi kontrol altına alınmadan, ekonomide kalıcı bir denge sağlanamaz ve herhangi bir alanda verimliliği tam anlamıyla artıramayız.
Bugün geldiğimiz noktada; programın hedeflerine ulaşma sürecinde beklenen hızın gerisinde kalındığını görüyoruz.
Dış ticaret, altın ve başta petrol olmak üzere enerji arz ve talep dengelerinin kararsız seyrinin ve bozulmasının işimizi zorlaştırdığının farkındayız.
Ancak ne yazık ki enflasyonu dizginlemek ve fiyatlar genel seviyesinde istikrarı yeniden yakalamak için sıfırdan bir başka alternatif politika üretme şansımız yok” dedi.
Enflasyonun düşüşe geçti ancak bunun istenilen seviyede olmadığını söyleyen Özgener, “Bu gelişmeler, daraltıcı para politikasını gerekli kılıyor ve bu durum da ekonomiye dair kararları zorlaştırıyor.
İş dünyamızın bu süreçte dile getirdiği konularda haklı olduğunun altını özellikle çiziyorum.
Ancak, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeden, sanayide yaşanan sıkıntıların sürdürülebilir şekilde çözülmesinin mümkün olmadığını da bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Önümüzdeki dönemde daha etkin ve sonuç odaklı adımlarla ilerleyebilmek adına, Ekonomik Programın gözden geçirilmesi ve gerekli güncellemelerin yapılması büyük önem arz ediyor.
Enflasyonla mücadeleyi odağımızda tutarak, programdaki kur politikasını, ihracat ve ithalat rejimini yeniden kurgulayıp hızlı bir şekilde harekete geçmemiz gerektiğine inanıyorum” görüşünü dile getirdi.
Programın ayrıca dezenflasyon sürecine bağlı kalınması ve kural bazlı politika çerçevesinin sürdürülmesi, hem finansal piyasaların hem de yatırımcı algısının kriz döneminde daha istikrarlı kalmasını sağladığını söyleyen Mahmut Özgener, “Ancak, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan değerli TL politikası ile birlikte savaşın etkisiyle artan faizler ve maliyetler, reel sektör üzerinde ciddi bir baskı yaratmaya devam ediyor.
Ekonomi politikalarına ilişkin yaşanan zorlukların temelinde yanlış tercihlerden ziyade uygulama kapasitesine ve yeterliliğe dair sınırlılıkların etkili olduğunu görüyoruz.
Son dönemde programa yönelik farklı değerlendirmeleri ve bunların dayandığı gerekçeleri takip ediyoruz.
Sanayi sektöründeki ivme kaybına daha önce dikkat çekmiştik.
Bununla birlikte, reel sektörün hem üretim hem de finansman tarafında giderek artan bir baskı altında olduğunu, maliyet artışları, talepteki zayıflama ve finansmana erişimde yaşanan sıkılaşmanın belirli alanlarda belirgin sıkıntılar yarattığını gözlemliyoruz” görüşünü ifade etti.