Haber Detayı
Olağan şüpheli: Obezite... Gençlerde kanser hızla yayılıyor
Bundan 5- 10 yıl öncesine kadar ‘ileri yaş hastalığı’ diyor, gençlere yakıştıramıyorduk. Gerçi hâlâ da öyle ama dikkat! Kolon-rektum ile yumurtalık-rahim kanseri başta böbrek, karaciğer ve tiroit gibi 11 kanser türü, gençler arasında hızla artıyor. Bu artık, verilerle de sabit. Kanser Araştırmaları Enstitüsü ve Imperial Kolej, İngiltere’de son 20 yıllık verileri inceledi ve dünyanın en saygın tıp dergilerinden BMJ’de yeni bir analiz yayımladı. Araştırmaya göre, kanserle doğrudan ilişkilendirilen; sigara ve içki kullanımı, kırmızı et tüketimi, hareketsizlik gibi ‘klasik’ risk faktörleri, 20-49 yaş arasındaki genç yetişkinlerde sabit kaldı, hatta azaldığı durumlar da oldu. Ama yine de kanser vakaları bu yaş grubunda belirgin şekilde artmaya devam etti. Peki neden? Araştırmacılar ‘Tek bir sebebi yok’ dese de en güçlü olağan şüpheli: Obezite.
TANI VE TARAMA PROGRAMLARI GELECEK 20 YILIN KANSER YÜKÜNÜ BELİRLEYECEKAraştırmacılar, İngiltere’nin ulusal kanser kayıt sistemi verisini kullanarak, 2001-2019 yılları arası, 18 yıl gibi uzun bir zamanda, 20-49 yaş arası “genç” yetişkinlerde en sık görülen; kadınlarda 22, erkeklerde 21 kanser tipini, masaya yatırdı.
Karşılaştırabilmek adına da aynı kanser tiplerinin 50 yaş üstü grupta nasıl bir eğilim içinde olduğunu gözlemlediler.Sonuçlara göre, ağız boşluğu kanseri dışında, genç yetişkinler arasında hızla artan; kolon, yumurtalık, rahim, böbrek, karaciğer, pankreas, tiroit, multipl miyelom, meme ve mide olmak üzere 11 kanser türü obezite/aşırı kilo ile ilişkili kanserler çıktı.‘KLASİK’ RİSK FAKTÖRLERİ SABİTEn şaşırtıcı olanı ise şu: Gençler arasında, sigara kullanımı yüzde 2 oranında azaldı, alkol tüketimi ise sabit kaldı.
Kırmızı et tüketimi azalırken, lif alımı yükseldi.
Fiziksel aktivite ise 50 yaş ve üzerine oranla dahi iyi.
Anlayacağınız “klasik” risk faktörleri eskiye göre nispeten düzelmekte.
Peki o zaman kanser neden artıyor?ULTRA İŞLENMİŞ GIDALARA DİKKATTıbbi Onkoloji Uzmanı, Prof.
Dr.
Mustafa Özdoğan verdi yanıtını: “Artışın arkasındaki henüz kanıtlanmamış şüpheli faktörler: Ultra işlenmiş gıdalar, çocukluk ve ergenlik döneminde antibiyotik kullanımı, anne karnında ve çocukluk dönemindeki beslenme sorunları ile annenin ya da çocuğun stres yükü/travmaları gibi erken yaşam dönemi maruziyetleri, yanı sıra solunum, sindirim ve cilde temas yolu ile alınabilen mikro plastikler, endüstride kullanılan sonsuz kimyasallardır.
Bu noktada özellikle ultra işlenmiş gıdalara karşı bir eğitim verilmesi ve farkındalık kampanyaları yapılması gerektiğini düşünüyorum.Mustafa ÖzdoğanTÜRKİYE’DE OBEZİTE ARTIYORTek başına yeterli olmasa da bu çalışmanın bize verdiği en net ‘ipucu’ aşırı kilo ve obezitenin artıyor olması.
Bu sadece İngiltere meselesi değil.
ABD başta Avrupa’nın birçok ülkesinde de benzer örüntüler var.
Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne (OECD) üye ülkeler arasında obezite oranı en yüksek ülkelerden.
Bu çalışma bize bir kez daha göstermiştir ki ‘obezite tarama programları’ gelecek 20 yılın kanser yükünü şekillendirecek.”Bir parantez açayım bende: Yeşilay verilerine göre, Türkiye’de yetişkin nüfusun yüzde 32.1’i obez, yüzde 66.8’i fazla kilolu.
İlkokul öğrencileri arasında obezite yüzde 10, fazla kilolu olma oranı ise yüzde 15.7.BEL ÇEVRESİ ÖLÇÜMLERİ KRİTİKObezitenin farklı kanser türleriyle bağlantılı en az 19 ayrı mekanizmaya sahip olduğunun altını da çiziyor Prof.
Dr.
Özdoğan ve diyor ki: “Obez bireylerde erken-başlangıçlı kolon kanseri ile yüksek insülin değerleri arasında doğrudan bir bağlantı var.
Yani Vücut Kitle Endeksi (VKİ) obezitenin kabul ölçeği olabilir.
Ve sizin tüm değerleriniz ‘kabul edilebilir sınırlar’ içinde de olabilir.
Fakat bel çevresi, karaciğer ve bağırsaklar çevresindeki viseral yağ oranı, alkolden bağımsız karaciğer yağlanması, insülin direnci skorları, ayrıca kronik inflamasyon gibi belirteçler, bunların hepsi kilodan bağımsız risklerdir.
Dolayısıyla bel çevresi, viseral yağ ölçümü ve metabolik sendrom kriterleri klinik değerlendirmenin bir parçası olmalıdır.”‘YAŞI GENÇ MÜMKÜN DEĞİL’ YAKLAŞIMI BIRAKILMALI“Genç-başlangıçlı kanserler, Türkiye’de İngiltere’deki kadar sistematik biçimde takip edilmiyor.
Ancak ulusal kanser kayıt sistemine yansıyan göstergeler, Batılı ülkelerdeki verilere yaklaşmakta.
Bu sebeple, obeziteye karşı kararlı bir kamu sağlığı politikasına ihtiyaç var. ‘Genç olmak’ kanserden korunmak için de yeterli değil.
Klinik pratikte, 40 yaş öncesi; kolorektal, meme, rahim, yumurtalık ve karaciğer kanser tablolarına ‘Yaşı genç, mümkün değil!’ yaklaşımı bırakılmalı, erken yaş tarama ve tanı çalışmalarına da önem verilmelidir.”OBEZİTE CİDDİ BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUDURTıbbi Onkoloji Uzmanı Prof.
Dr.
Yüksel Ürün, obezite ve sigara kullanımının önlenebilir kanser risklerinin başında geldiğini söylüyor: “Hem obezite hem sigara bağımlılığı, kanser ve diğer hastalıklar açısından bakıldığında ciddi bir halk sağlığı sorunudur.
Bu konuda eğitim ve farkındalık çalışmaları yapılmalıdır.
Zira Türkiye’nin gelecek 20-30 yıldaki kanser yükü böylelikle düşecektir” yorumunu yapıyor.“Ancak” ile şu parantezi açıyor: “Araştırma ile de gördük ki çevresel ve biyolojik etkenlerin genç yaş grubunda kansere yol açıp, açmadığı derin çalışmalara muhtaç.
Dolayısıyla yaşam tarzı değişikliği; sağlıklı beslenmek, spor yapmak vs. kansere yakalanma riskinizi düşürse de, bu bazen tek başına kanserden korunmaya yeterli olmayabilir.
Hava kirliliği, gıdalardaki kimyasal kalıntıların etkisi, HPV gibi aşı ya da tanı ve taramaların eksik kalması, kanser- diyabet, kanser-insülin direnci, kanser-kronik inflamasyon gibi metabolik sorunlar ‘önemsiz’ gibi görülmemeli ve atlanmamalıdır.”