Haber Detayı

Tarihin sonu mu, yoksa başka bir şeyin başlangıcı mı? Tekno-oligarkın manifestosu
Dünya# dunya.com
02/05/2026 00:00 (20 saat önce)

Tarihin sonu mu, yoksa başka bir şeyin başlangıcı mı? Tekno-oligarkın manifestosu

"Ortak Amerikan Projesi" nostalji mi gerçekten yoksa tekno-oligarklar aracılığıyla tahakkümü sürdürmenin yeni dilini mi kuruyorlar? Belki ikisi de. Ama asıl mesele bu tartışmanın yarın değil, bugün, kamu ihalelerinde, veri sözleşmelerinde ve rekabet politikalarında somut biçimde şekillendiği.

Rekabet Hukuku Danışmanı RECEP GÜNDÜZ Geçen hafta ABD ve İsrail or­dusu olmak üzere, istihbarat servisleri ve hükümet kurumla­rına veri analiz yazılımları sağla­yan Palantir'in X hesabından ya­yınlanan 22 maddelik manifesto, sosyal medyayı kısa sürede sarstı.

Manifestonun özü şuydu: Silikon Vadisi'nin Amerikan savunması­na katılmak "olumlu bir yüküm­lülüğü" var; yapay zekâ silahları yapılacak, soru yalnızca kimin ya­pacağı; bazı kültürler ilerlerken, bazıları ise "işlevsiz ve gerici" kal­dı.

Çok geçmeden manifesto, şir­ketin CEO'su Alex Karp ile Nicho­las Zamiska'nın birlikte yazdığı “The Technological Republic” ki­tabının özeti olduğu anlaşıldı.Ben bu konuyu görünce hemen yazmak yerine kitabı okumak is­tedim.

Sosyal medyadan yapılan manifestonun felsefesi beni çok rahatsız etse de kitabı okumaya başlarken heyecanlıydım.

Tek­noloji üretiminin merkezinde olan felsefe eğitimi geçmişine sa­hip birinin günümüz dünyasına dair söyleyeceklerini merak edi­yordum.

Ama sonuç tam bir ha­yal kırıklığıydı.

Kitap, çeşitli TED konuşmalarının yapay zekây­la birleştirilmiş hali gibi yavan.

Pek çok analist gibi ben de kita­bın, Palantir'i Batı hükümetlerine ve sermayedarlarına pazarlayan sofistike bir reklam aracı olduğu kanısındayım.

Çoğu kişi bu yapı­yı doğru biçimde teşhis etti: Ön­ce kültürel çöküş tanısı koy, son­ra "Amerikan Projesi"ne dönüşü çağır, çözümü de kendi şirketinde bul.

Trump’ın Amerikan Başkan­lığı’na giden yol gibi.Ama kitabı küçümsemek hata olur.

Hatta ben bu kitabı 20. yüzyı­lın kapanışında yazılmış, 21. yüz­yılı anlamlandırmaya çalışan dev eserler olan “Medeniyetler Çatış­ması” ya da “Tarihin Sonu ve Son İnsan” kadar önemli görüyorum.

Nedeni, kitabın akademik saygın­lığı ya da felsefik/politik derinliği kesinlikle değil.Fukuyama'nın iflası, Huntington'ın zaferi“The Technological Republic”i anlamlandırmak için biraz geri­ye gitmek gerekiyor.

Samuel Hun­tington, 1996'da “Medeniyetler Çatışması”nda Soğuk Savaş son­rası dünyada asıl gerilimin ideo­loji ya da ekonomiden değil, kül­tür ve medeniyet kimliklerinden kaynaklanacağını yazmıştı.

Ba­tı'nın evrensellik iddiasının diğer medeniyetlerden tepki göreceği­ni öngörmüştü.

Bugün Çin'in yük­selişini, Rusya'nın ya da İran'ın davranışlarını salt ekonomik çı­kar hesabıyla açıklamak mümkün değil; Huntington'ın çerçevesi hâlâ işe yarıyor.Francis Fukuyama ise Soğuk Savaş’ın bitmesinin heyecanı ile 1992'de yazdığı “Tarihin Sonu” kitabında tam tersini savunmuş­tu: Sovyetlerin çöküşüyle ideolo­jik evrim sona ermiş, liberal de­mokrasi insanlığın nihai yönetim biçimi olarak tarihin galibi ilan edilmişti.

Karp, akademik derin­likten yoksun da olsa, “The Tech­nological Republic”te bu iddianın pratikte iflas ettiğini ilan ediyor.

Batı değerlerinin evrensel zafer kazandığı dünya artık yok; onun yerine teknoloji, askeri ve istih­bari üstünlüğün belirleyici oldu­ğu yeni bir rekabet çağı başlamış durumda.Bu yüzden kitabı önemli bulu­yorum.

Akademik saygınlığı ya da felsefi derinliği için değil; Batı elitleri arasında da artık "tarihin sonu" anlatısının bittiğini görü­nür kıldığı için.

Artık kültür kim­liği de, liberal demokrasi söylemi de ikinci planda.

Sahneye çıkan yeni aktör: araçsallaştırılmış tek­noloji ve yapay zekâ destekli ta­hakküm kapasitesi.Palantir’in iş modeli diğer ülkeler için ne anlama geliyor?Palantir'in iş modeli sıradan bir teknoloji şirketinden köklü biçimde ayrışıyor.

Şirketin 2025 ikinci çeyrek geliri milyar dola­rı aştı; bunun büyük bölümü hü­kümet sözleşmelerinden geliyor.

Şirket, ABD Göçmenlik ve Güm­rük İcra Birimi'nin (ICE) vaka yö­netim sistemini işletiyor, savun­ma bakanlıklarıyla gizlilik içinde çalışıyor.

Peki bu tablo diğer ülke­ler açısından ne anlama geliyor?Küresel ölçekte birkaç kritik soruyu gündeme geliyor.

Palan­tir, pek çok ülkede kamu ihalele­rine rekabetçi ihale süreçleri at­lanarak giriyor.

Brezilya vakası ibret verici: Şirket, devlete ait BT kuruluşu Serpro üzerinden Ama­zon Web Services altyapısına ek hizmet katmanı olarak dahil oldu ve Palantir için ayrı bir ihale açıl­madı.

Başka bir deyişle devletin kendi dijital egemenliğini güçlen­dirmek için kurduğu yapı, yabancı bir şirketin aracısına dönüştü.Bu durum piyasa rekabetini doğrudan zedeliyor.

Palantir gibi şirketler bir kez devlet sistemleri­ne entegre oldu mu, çıkarılmaları hem teknik hem siyasi açıdan son derece güçleşiyor.

Piyasada "kilit­leme etkisi" denen bu yapı, reka­beti fiilen ortadan kaldırıyor.

Bu­na bir de şirketin kendi ülkesine "olumlu yükümlülük" taşıdığını açıkça ilan etmesini ekleyin: Han­gi hükümet bu koşullarda hassas verilerini gönül rahatlığıyla tes­lim edebilir?İsviçre'nin verdiği dersİsviçre bu soruyu sonuna kadar götürdü.

Bağımsız dergi Repub­lik, 59 bilgi edinme başvurusuna dayanan bir soruşturmayla İsviç­re ordusunun, Palantir sistemle­rinin ülke egemenliğiyle bağdaş­mayabileceğine dair iç bir rapor hazırladığını ortaya koydu.

So­nuç: İsviçre ordusu veri egemen­liği riskleri gerekçesiyle Palan­tir'i reddetti.

Şirketin sunucula­rı İsviçre topraklarında olsa bile, Amerikan hukuku ABD hüküme­tinin bu verilere erişmesini zo­runlu kılabilirdi.Palantir'in bu soruşturmaya verdiği yanıt da bir o kadar anlam­lıydı.

Gerçeklere itiraz etmek ye­rine, dergiye kendi versiyonunu yayımlaması için hukuki baskı uyguladı. 300 milyar dolar piya­sa değerine sahip bir şirket, kendi hükümetinin hazırladığı bir risk raporunu vatandaşlarına duyur­maya çalışan küçük bir bağımsız dergiye dava açtı.Nostalji mi, strateji mi?Karp ve Zamiska, aslında hiç var olmamış bir geçmişin yası tu­tarak onu diriltmeye çalışıyor. "Ortak Amerikan Projesi" nos­talji mi gerçekten yoksa tekno-o­ligarklar aracılığıyla tahakkümü sürdürmenin yeni dilini mi kuru­yorlar?Belki ikisi de.

Ama asıl mesele bu tartışmanın yarın değil, bugün, kamu ihalelerinde, veri sözleşme­lerinde ve rekabet politikalarında somut biçimde şekillendiği.

Ma­nifestoyu ilan eden bir şirketin ve­rilerimize erişimine izin vermek, modernleşme değil.

Buna daha net bir isim koymak gerekiyor.

İlgili Sitenin Haberleri