Haber Detayı
‘Motifi değil onun dilini alıyorum’
Neredeyse unutulmaya yüz tutmuş teknikleri ve el işçiliğini çağdaş bir tasarım diline dönüştüren Gül Ağış, Lug Von Siga markasının kurucusu. Geleneksel Anadolu motiflerini yeniden yorumlayan Ağış’la zanaattaki saygı kültürünü, Anadolu’nun zenginliğini ve markasının hikâyesini konuştuk: “Bu sadece bir motif meselesi değil, bir kültür transferi.”
Modern, sürdürülebilir ve hikâye odaklı tasarımlarıyla öne çıkan Lug Von Siga, Anadolu’nun kültür zenginliğini alıp başka bir dile eviriyor.
Markanın kurucusu Gül Ağış “Her motif bir şey anlatıyor.
Nişanlıya yapılan, askere giden sevgiliye gönderilen...
Biz motifi değil, onun ifade biçimini alıyoruz” diyor.
Bu motiflerle anılmanın büyük bir gurur olduğunu da ekleyen Ağış nasıl yola çıktığını anlattı.◊ Lug Von Siga nasıl doğdu?Yurtdışında çalıştığım markalarda en çok dikkatimi çeken şey, yabancıların bizim kültürümüze duyduğu yoğun meraktı.
İstanbul’a, motiflere, renklerimize...
O dönem Kapalıçarşı’dan kumaşlar, örnekler taşıdığımı hatırlıyorum.
Bir defilede ‘İstanbul’ temasıyla çalışmıştık ve kreatif direktörüm bana sürekli “Bu zenginlik senin geninde var” diyordu.
Bazı şeyler gerçekten içgüdüsel geliyor.
Renk seçimi, dokularla kurduğun ilişki...
Hikâyem biraz böyle başladı. ◊ Kültürümüze ve el işçiliğine ilginiz çocukluktan gelen bir şey mi?Kesinlikle.
Babam Tokatlı, biz Selanik göçmeniyiz.
Çocukken bayramlarda Tokat’a giderdik, orada oyalar yapmayı öğrenirdik.
Mekik, tığ, dantel...
Bir şeyi gerçekten anlayabilmek için onun içinden geçmelisiniz.
O yüzden buna biraz epigenetik diyorum.
Bir hafıza var.
Ve o hafıza, yaptığınız işe yansıyor.‘ASIL MESELE İSTİHDAM’ ◊ Bugün birçok marka Anadolu motiflerini kullanıyor.
Siz bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?Bizim amacımız Anadolu’yu kopyalamak değil.
Tam tersine o zenginliği alıp başka bir dile evirmek.
Çünkü Anadolu zaten çok yaratıcı.
Onu bire bir almak yerine, onun içindeki dili anlamak ve yeniden yorumlamak gerekiyor.◊ Zanaatkârlarla çalışma süreciniz nasıl ilerliyor?Tokat’ta, Amasya’da, Sinop’ta...
Farklı şehirlerde kadınlarla birlikte çalışıyoruz.
Ama asıl mesele sadece üretim değil, istihdam yaratmak.
O kadınlar kazansın, üretmeye devam etsinler.
Daha önce hiç yapılmamış teknikleri deniyoruz.
Mesela örgü ayakkabı...
Bazen olmuyor, bazen harika sonuçlar çıkıyor.◊ Üretim süreçlerinde sizi en çok etkileyen şey ne oldu?Anadolu’daki saygı kültürü.
Mesela bir teknik Sinop’a aitse, Tokat’taki usta onu yapmayı kabul etmiyor. “Onu Sinop’ta yaptır” diyor.
Bu beni gerçekten çok etkiledi.
Çünkü biz şehirde her şeyi yapabileceğimizi zannediyoruz.
Ama aslında o bilgiye saygı duymak gerekiyor.
Motifleri değil, o saygıyı kopyalamalıyız.◊ Motiflerin arkasındaki hikâyeler de çok güçlü...Evet, her motif bir şey anlatıyor.
Nişanlısına yapılan, askere giden sevgiliye gönderilen, kaynanaya söylenemeyen sözlerin işlendiği motifler...
Dolayısıyla o motifleri alıp rastgele kullanmak bana doğru gelmiyor.
Biz de motifi değil, onun ifade biçimini alıyoruz.
Yani dili dönüştürüyoruz.◊ İpek Yolu referansınız da bu hikâyenin önemli bir parçası...Evet, şu an üzerinde çalıştığım anlatı aslında İpek Yolu.
Çin’den başlayıp Semerkant’tan geçen, Anadolu’ya ulaşan o yol.
Ben Semerkant’a gittim, oradaki izleri araştırdım.
Anadolu’yla nerede kesişiyor, nerede ayrışıyor...
Çünkü bu sadece bir motif meselesi değil.
Bu bir kültür transferi.
O yolu takip ettiğinizde sadece kumaş değil, zevkler, estetik anlayışlar, yaşam biçimleri de taşınıyor. ◊ Anadolu’yu sadece Türkiye’yle de sınırlamıyorsunuz...Evet çünkü Anadolu çok daha fazlası.
Bir medeniyet alanı.
Sicilya’ya gidiyorsunuz, “Bu bizde de var” diyorsunuz.
Onlar da size aynı şeyi söylüyor.
Çünkü aslında hepimiz birbirimize sandığımızdan daha yakınız.◊ Son koleksiyonunuz Heritage bu yaklaşımın bir devamı mı?Evet.
Heritage’ta ‘From Istanbul With Love’ (İstanbul’dan Sevgilerle) referansı vardı.
Ama asıl sorduğum soru şuydu: Biz değerlerimize ne kadar sahip çıkıyoruz?
Çekimi Ayasofya’da yapmak istedim ama olmadı.
İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde yaptık.
Orada inanılmaz hikâyeler var.
Mesela heykellerin burunlarının kırık olması...
Ruhun kokuyla var olduğuna inanıldığı için.
Bu detaylar koleksiyonumun hikâyesini de tamamlıyor.◊ Globaldeki karşılığı nasıl?Amerika, Londra, İtalya ve Ortadoğu satış noktalarımız var.
Globalde olmak benim için çok değerli.
Türk tasarımcı olarak, bu motiflerle anılmak büyük bir gurur.