Haber Detayı

5 Mayıs Dünya Astım Günü: ‘Nefes kesici’ günler
Kelebek hurriyet.com.tr
03/05/2026 07:00 (1 gün önce)

5 Mayıs Dünya Astım Günü: ‘Nefes kesici’ günler

Bahar aylarında doğanın uyanışıyla etrafı polenler sarıyor. Çiçekler çok güzel görünüyor belki ama astım hastaları için zor anlar başlıyor. Hırıltılı solunum, nefes darlığı, geceleri veya sabaha karşı artan öksürük krizleri… Bağışıklık sistemimizin zararsız uyaranlara neden böyle aşırı tepki verdiğine ve hastalıkla ilgili en son gelişmelere bakalım.

Güneşin yüzünü göstermesi neşemizi yerine getiriyor ama bugünlerde havada uçuştuğunu gördüğümüz polenler astım hastalarının sorunlar yaşamasına neden oluyor.Memorial Göztepe Hastanesi göğüs hastalıkları uzmanı Prof.

Dr.

Dildar Duman ve Acıbadem Altunizade Hastanesi göğüs hastalıkları uzmanı Prof.

Dr.

Hacer Kuzu Okur’la astımın neden görüldüğünü, bilimsel çalışmaların son dönemde nelere odaklandığını konuştuk.NASIL BİR HASTALIK?Hırıltılı solunum...◊Tekrarlayan ataklarla kendini gösterir.

Bağışıklık sistemi zararsız uyaranlara karşı aşırı tepki vererek hava yollarında iltihap oluşturur.

Bu durum bronşları hassaslaştırır, daralmaya yol açar.

Hastalar nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma, gece ya da sabaha karşı artan öksürük şikâyetleri yaşar. (Prof.

Dr.

Dildar Duman)◊ Polen, ev tozu, polen benzeri alerjenler alerjik astıma sebep olabilir.Viral enfeksiyonlar, sigara dumanı, hava kirliliği alerjik olmayan astımı tetikleyebilir. (Prof.

Dr.

Hacer Kuzu Okur)SON GELİŞMELER NELER?‘Her hastaya ayrı tedavi’◊ Önümüzdeki dönemde beslenme düzeni, probiyotikler ve mikrobiyota odaklı yaklaşımlar astım tedavisini destekleyebilir.◊Bağırsak bakterilerinin ürettiği kısa zincirli yağ asitlerini algılayan reseptöre FFAR3 deniyor.

Bu reseptör bağırsak bakterileriyle vücut arasında bir iletişim hattı gibi çalışıyor.

Son araştırmalara göre de bağışıklık sisteminin inflamatuvar (iltihaplanma) yanıtlarını düzenlemede rol oynayabiliyor.

Bağırsaklar ve akciğer arasındaki alerjik iltihaplanmayı kontrol ediyor ve koruyucu olabiliyor.

Ancak FFAR3, bronşların etrafındaki kasların daha fazla kasılmasına da yol açabiliyor.

Bu da hava yollarının daralmasına neden olabiliyor.

Araştırmalar bu zararlı etkisinin nasıl engellenebileceğine odaklanıyor.◊Gasdermin proteinleri hücre ölümü ve inflamasyon süreçlerinde rol oynuyor.

Yeni çalışmalar bu proteinlerin hava yolu hasarı ve mukus artışında etkili olabileceğini gösteriyor.◊Astımın farklı klinik ve biyolojik alt tipleri var.

Önümüzdeki yıllarda her hastaya ayrı tedavi anlayışı olacak.

Kan değerleri, alerjik yapısı, eozinofil (bir tür beyaz kan hücresi) düzeyi ve klinik özellikleri değerlendirilerek en doğru tedavi seçilecek.

Böylece tedavi başarısı artarken gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilecek.

Ağır astım hastalarında kullandığımız biyolojik tedaviler de dönüşümün merkezinde.

Bazı ilaçlarla hastalığın belirli yollarını hedefleyebiliyoruz.

Gelecekte bu yöntemler çeşitlenecek.◊Gelecekte hastaların genetik yapısına bakarak hangi tedaviye daha iyi yanıt vereceğini önceden tahmin edebileceğiz.

Böylece hastalığın ağır seyretme riskini önden belirlemek mümkün olacak. (Prof.

Dr.

Dildar Duman)◊İhtiyaç dışında kullanılan inhaler (astım ilacını nefes yoluyla akciğere veren cihaz) zararlıdır.

Solunum yollarında mantar enfeksiyonlarına neden olabilir ve kalpte ritim bozukluğu yapabilirler.

İnhaler tedavisinde yeni gelişmeler var.

Sensörlü inhaler’lar doz kaçırmayı tespit edebiliyor.

İlacın yanlış kullanım oranı düşüyor. 5-10 yıl içinde daha akıllı sistemlerle donatılmış olacak.

Yapay zekâ destekli analizler de astımın anlaşılmasına katkı sunabilir.

Nefes analizi ve semptom takibiyle atak geçirmeden önce uyarı verilebilir. (Prof.

Dr.

Hacer Kuzu Okur)

İlgili Sitenin Haberleri