Haber Detayı

Özel emekliler için "en önemli" vaadini açıkladı: 100 gün içinde yapılacak!
Gündem ekonomim.com
03/05/2026 18:35 (1 gün önce)

Özel emekliler için "en önemli" vaadini açıkladı: 100 gün içinde yapılacak!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, emekliler için en önemli vaatlerini açıklayarak "CHP iktidarında ilk yıl 100 gün içinde en düşük emekli maaşı bir asgari ücrete çıkarılacak. Bugün için bu önemli bir vaat ya da gerçekleştirilmesi zor bir vaat olarak görünüyor. Hiç öyle değil." ifadelerini kullandı.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 107'ncisi Karabük'te yapıldı.

Karabük'ün sorunlarıyla ilgili konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bir yandan Türkiye'de yüzde 65'lik orman oranıyla Türkiye'nin yüzölçümü olarak en fazla ormanı olan ikinci şehri ama maalesef Eflani'de ve Safranbolu'da beş maden ruhsatıyla ve 7 bin 200 futbol sahası büyüklüğünde yeri madenlere açarak en büyük çevre katliamı yapılıyor.

Hem de Karabük gibi bir yerde ormanlar katlediliyor" dedi. "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak madenlere karşı değiliz ama vahşi madenciliğe karşıyız" Özel, iktidarın son iki yılına girdiğine dikkati çekerek "Bugün 3 Mayıs, seçimler iki yıl sonra en geç 14 Mayıs'ın olduğu hafta yapılmak zorunda ve birileri giderayak Karadeniz'i, özellikle Ordu'yu, Giresun'u ve Karabük'ü inanılmaz bir madencilerin talanına açmış durumda.

Buradan AK Parti'ye, MHP'ye geçmişte oy vermiş, gönül vermiş vatandaşlarımıza sesleniyorum.

Bu ormanlar giderse geri gelmez.

Siyanürlü altın araması, zaten yüksek olan kanser oranlarını iyice yukarı...

Bakır diyorlar, altına çeviriyorlar.

Bakır da, altın da olsa fark etmez.

Biz CHP olarak madenlere karşı değiliz ama vahşi madenciliğe, özellikle orman katliamıyla Karadeniz'de yapılmaya çalışılan vahşi madenciliğe karşıyız ve hangi siyasi görüşte olursa olsun, tüm Karabüklüleri vahşi madenciliğe karşı ayağa kalkmaya ve mücadeleye davet ediyorum" diye konuştu.

Bir zamanlar iktidarın yol yapmakla övündüğünü kaydeden Özel, "Karabük'te bu konuda da sınıfta kalmış.

Yolların yüzde 66'sı mıcır yol.

Yenice'ye giden 18 tünele Karabüklüler 'ölüm yolu' adını takmışlar.

Kardemir Filyos Limanı'nın önemi ortada ama hala duble yol yok.

UNESCO markası Dünya Mirası Safranbolu'yu Karadeniz'e bağlayan Bartın yolu tek şeritli, keskin virajlı ve çok tehlikeli.

En yakın havalimanı 100 kilometre uzakta.

Demiryolu ağları yetersiz.

UNESCO Safranbolu'yu görüyor.

Ankara burnunun dibindeki Safranbolu'yu görmezden geliyor.

Bunun için Karabük'e hem havalimanı yatırımı, hem hızlı tren yatırımı, hem yolların duble yol olması, güvenli bir hale gelmesi için ve Safranbolu ve Karabük'ün Türkiye'nin parlayan yıldızı olması için seferberlik ilan edeceğiz" ifadesini kullandı. "Karabük'te yanlış zemin etüdü yüzünden devlet hastanesi yıkılmış" Özel, Karabük'te devlet hastanesinin olmadığını öğrendiğinde inanamadığını söyleyerek şöyle konuştu: "Devlet hastanenizi 2012 yılında yıkmışlar. 2015'te de Beşbinevler'deki Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'ni yıkmışlar.

Yıllar geçmiş, yenisi yapılmamış.

Kronik hastalıklar, bilhassa kanser hastaları Ankara yollarında helak oluyor. 2017'de Eskipazar'a bir hastane yapmışlar.

Yanlış zemin etüdü yüzünden 2019'da kullanılamaz hale gelmiş, 154 milyon lira çöpe gitmiş.

Yenisi için 311 milyon liralık yeni bir ihale yapılması gündemde.

Ovacık'ta 2020'de 10 milyon liraya hastanenin yapımına başlanmış.

Dört yıl içinde ihaleyi yapan firma yapamamış, bırakmış.

Şimdi 85 milyon liraya yeniden hastanenin yapılması için ihale yapılmış.

Yani hem hizmet aksıyor hem de ayrılan 11,5 milyon milyar vergi vereceksin.

Bunun 1,5'u buraya kalacak.

Onu da böyle ve yalan yanlış işlerle çarçur edeceksin.

Bunların asla ve asla kabul edilebilir bir tarafı yoktur." Karabük'ün başlıca geçim kaynağının ormancılık olduğunu kaydeden Özel, "Bu şehrin yüzde 65'i orman ama en çok ormancılar dertli.

Orman köylüleri dertli.

Maliyetler artmış, yollar kötü, haberleşme sorunları var.

Yaz geliyor, orman yangınları hayatı tehdit edecek.

İnşallah iktidar olacağız.

Karabük'ün sorunlarını da, ormancıların sorunlarını da çözeceğiz.

Bir cumhuriyet şehrini cumhuriyete yakışır, o şehirde yaşayan insanlara yakışır, en güzel şekle, en iyi şekle getireceğiz" dedi. "Orman köylülerine yepyeni bir kanunla yepyeni bir sayfa açacağız" Özel, Türkiye'de 2 bin 831 kooperatifin olduğunu belirterek 278 bin ormancının Orman Kooperatifleri Birliği'ne bağlı kooperatiflere üye olduğunu söyledi.

Bir milyon 150 bin kişinin yaşamını, geçimini ilgilendiren bir mesele olduğuna dikkat çeken Özel, "Orman köylüsünün önemi ormanın sağlığı, orman yangınlarının önlenmesi, ülke ekonomisi, şehir ekonomisi için fevkalade.

O yüzden orman köylüleri için yepyeni bir model ile kooperatiflerin desteklenmesi, öyle dışarıdan gelen zengin şirketlere ihale ile kesim işleri verilip köylünün işçileştirilmesi değil, kendi sorumluluk alanlarında yangınla mücadele etmesi, gençleştirme, budama işlerinin yapılması, her türlü sanayi ormancılığı için görevin üstlenilmesi için orman köylülerine yepyeni bir kanunla yepyeni bir sayfa açacağız.

Karabük'ten Kardemir işçisinden sonra ikinci sözümüz de orman köylülerine olsun.

Sizi seviyoruz, değerinizi biliyoruz" diye konuştu.

Bitmeyen bir ekonomik krizle baş başa olunduğunu söyleyen Özel, eskiden ekonomik krizlerin yıllarla anıldığını hatırlatarak "O yıl geçiyordu.

Kriz atlatılıyordu.

Bir sonraki kriz gelince yine o yıl anılıyordu.

Maalesef on yıllardır bitmeyen, 10 yıla yaklaşan ama bitmeyen bir krizle karşı karşıyayız.

Akşam akşam TGRT'de, 'Özgür Özel dedi ki 10 yıllardır bitmeyen bu krizin sorumlusunun da CHP zihniyeti olduğu çıktı ortaya' derler.

O yüzden eyvallah, eyvallah. 10 yıla yaklaşıyor, bitmeyen bir krizle birlikteyiz" dedi. "Emekliler için en önemli vaadimiz CHP'nin iktidarında 100 gün içinde en düşük emekli maaşı bir asgari ücrete çıkarılacak" Özel, Türk-İş'in mayıs ayı rakamlarına atıfta bulunarak daha önceki mitinglerde de vurguladığı emeklilerin geçim sıkıntısına ilişkin şunları kaydetti: "Resmi açlık sınırı 35 bin lira.

Resmi yoksulluk sınırı 113 bin lira ama ne veriliyor emekliye?

Karabük'te 55 bin emeklisi olan herhalde Türkiye'deki en yüksek rakam.

Düşünün, bu iktidar öyle bir iktidar ki açlık sınırı 35 bin lira, emekliye 20 bin lira veriyor.

İki emekli bir araya gelse açlığı ancak geçiyor.

Beş emekli bir araya gelse yoksulluktan kurtulamıyor.

Beş emekli Ziraat Bankası'na gidecekler.

Kartı sokacaklar.

Beşi de emekli maaşını çekecek.

Aralarında kura çekip bütün maaşları birine verecek.

Öbür dört tanesi açlıktan ölecek.

Yine de o kişi insanca, yoksulluktan kurtulacak bir maaş alamıyor.

Beş emeklinin toplamını yoksulluk sınırının altında tutan, iki emeklinin bir araya gelse açlıktan kurtulamadığı bir düzen kurdular.

Emekliler için en önemli vaadimiz Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarında ilk yıl 100 gün içinde en düşük emekli maaşı bir asgari ücrete çıkarılacak.

Bugün için bu önemli bir vaat ya da gerçekleştirilmesi zor bir vaat olarak görünüyor.

Hiç öyle değil.

Bu ülkede en büyük sorun vasata, kötüye razı edilmek ve bunu kabullenmektir.

Ne münasebet kabulleniyoruz?

Hangisi yaşam koşullarından, lüksünden taviz veriyor da emekli versin?

Niçin emekliden isteniyor?" AK Parti'nin iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşının 1,5 asgari ücret olduğunu ve o maaşla sekiz çeyrek altın alınabildiğini hatırlatan Özel, "Bugünkü parayla 80 bin lira.

Bugün en düşük emekli maaşı iki çeyrek altın alamıyor.

Bu ülke, dünya emeklilerine kalkınmadan pay verirken, refah payı verirken, refah payını kalkınmanın üstünde verirken, bu ülke çeşitli oyunlarla, enflasyon oyunlarıyla sürekli emekliden çalıyor.

Onun için öyle imkânsızı söylemiyoruz.

Sandık gelecek.

Bu meydan sandığa koşacak, hakkını söke söke geri alacak.

İki husus var.

İlki, en düşük emekli maaşı eskiden ortalama emekli maaşının yarısıydı.

Bugün ortalama emekli maaşı 23 bin lira.

Yani bütün emeklilere söylüyorum, AK Parti sizi boş bir kola kutusu gibi ezip ezip ezip en aşağıya yaklaştırmış" dedi. "Sümerbank'lardan başlayın da Türkiye'nin o günden bugüne yapılmış bütün KİT yatırımlarının yüzde 89'unu özelleştirdiler" Özel, CHP'nin hem Merkez Yönetim Kurulu'nda hem Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde yer alan 11 ekonomistten oluşan Ekonomi Eşgüdüm Konseyi'nin KOBİ'yi kollayarak yüksek asgari ücretteki artışın yüksek maliyet olarak dönmesini engelleyerek ortaya yeni ve işçiye de patrona da zarar vermeyecek bir model geliştirdiğini söyledi.

CHP'nin en temel yaklaşımının doğru bir kalkınma hamlesi olduğunu kaydeden Özel, "Biz bu ülkeyi 100 yıl önce işgalden kurtardık ama ardından büyük bir kalkınma hamlesi başlattık.

Atatürk'ün daha sonra marşta da geçen '10 yılda 15 milyon her yaştan genç' dediği de budur.

Eğitimle her yaştan genç yaratmaktır.

Demir ağlarla örmektir.

Sata sata giremedikleri, en iyi örneklerinden biri Kardemir olan ama Türkiye'de Sümerbank'lardan başlayın da Türkiye'nin o günden bugüne yapılmış bütün KİT yatırımlarının yüzde 89'unu bunlar özelleştirdi.

Özelleştirme parasını da faizcilere kaptırdılar" diye konuştu. "Vergi tabana değil, tavana; refah tavana değil, tabana yayılacak" CHP'den yeni bir kalkınma hamlesi geleceğine işaret eden Özel, şu ifadelere yer verdi: "Hem kadın istihdamını artıran mor dönüşümle hem dünyanın desteklediği yeşil dönüşüm, yeşil ekonomi ile yüksek katma değerli ürünlerin üretimiyle doğru stratejilerle hem ülke birlikte kalkınacak ama kazanırken doğru bir vergi sistemiyle de vergi tabana değil, tavana; refah tavana değil, tabana yayılacak.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetim anlayışı budur.

Dünyadaki sol, sosyal demokrat ülkelerdeki emeklilerin, emekçilerin yüzünü güldüren akrabalarımız ne yaptıysa, neyi başardıysa onu başaracağız. 100 yıl önce nasıl yola çıktıysak, nasıl çiftçi milletin efendisidir dediysek, nasıl emeğin en yüce değer olduğunu kabul ettiysek, nasıl herkesin karnını doyurduk, hastalıkları bitirip istihdamı yarattıysak, 100 yıl sonra aynı mucizeyi bir kez daha hep birlikte başaracağız, hep birlikte." Özel, Türkiye'nin üç tarafının dünyanın en güzel denizleriyle çevrili, toprağının altının ve üstünün değerli olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Genç nüfusuyla, turizmiyle, tarihiyle, bulunduğu lojistik avantajlarla, jeopolitik üstünlüklerle, Avrupa'da Almanya'nın, Fransa'nın rakibi bir ekonomi olacakken, bütün Avrupa'nın gerisine düşmek asla ve asla kabul edilemez.

Bu artık beceriksizlikten ötedir.

Bu, kötü niyettir.

Bu, Anadolu'nun, Trakya'nın evlatlarını sömürüye açmak, topraklarını talana açmaktır.

CHP olarak toprağın da ülkenin de emeğinin de değerini bilen, insanını seven bir anlayışla bir kez daha bu milleti ayağa kaldırmaya geliyoruz. 3 ayda yüzde 10 enflasyon olmuş; 6 ayda bütün hedefler, bir yıllık hedefler tarumar olacak.

Bir yandan mazota zam, elektriğe zam, doğal gaza zam, ekmeğe zam, ete zam, meyveye zam; öbür tarafta maaşlar olduğu yerde duracak.

Buradan bütün emeklilere de bütün emekçilere de sesleniyorum, mutlaka ve mutlaka gerçek enflasyon rakamları hesaplanarak, doğru bir ara zam yapılmalıdır.

Aksi takdirde bütün emeklilerin, bütün emekçilerin ayağa kalkması ve bu meydanları, bu sokakları bu iktidara dar etmesi gerekmektedir." Özel, vatandaşa seslenerek "Var mısınız?

O zaman şunu söyleyelim.

Bu maaşlarla geçim olur mu?

Geçim yoksa ne olur?" diye sordu.

Yurttaşlar ise "Seçim olur" yanıtı verdi.

Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Onun için AK Parti'den ne maaşa zam istiyoruz ne iyileştirme istiyoruz.

Hepsini kendi kendimize yapmak için biz artık seçim istiyoruz, sandık istiyoruz. "Bundan önce kimseyi verdiği oydan, üye olduğu partiden sorumlu tutmayız" Bak bu kadar insan buraya gelmiş.

Şunu söyleyeyim; Karabük'te gelip de meydana sığmayacak böyle aşağılara kadar uzanacak bir kalabalığı gördük ya, olmuş bir iş, olmuş bir iş...

Meydanda buluşamadık, sandıkta buluşacak mıyız?

Helal olsun hepinize.

Bu meydan, çok kıymetli ama meydana giremeyen, gidip de aramadan geçmeyen ama bu meydana kulak vermeden de edemeyen uzaktan dinleyenler var.

Onlara sesleniyorum; elbette gençler diyor ki 'Gün gelecek, devran dönecek...

AKP, halka hesap verecek'.

Bunu duyup da AKP'ye, MHP'ye daha önce oy vermiş kimse şöyle düşünmesin; 'Eyvah.

CHP gelirse bizden hesap soracak'.

Vallahi biz köyümüzde, beldemizde, ilçemizde düğünü AK Partililerle, MHP'lilerle bir yapıyoruz, cenazeyi birlikte kaldırıyoruz.

Biz, bu ülkeyi ayrıştıran, bölen değil; birleştiren, Türkiye'nin kurucu iradesiyiz.

Bundan önce kimseyi verdiği oydan, üye olduğu partiden sorumlu tutmayız.

Devri sabık yaratmayız.

Ama darbeciler var.

Milletten seçimi kaçırmaya çalışanlar var.

Ailelere, çocuklara el uzatanlar, her akşam televizyonda yayınlansın diye haysiyet cellatlığıyla yalan haberler yapanlar, iftira atanlar var.

Korkacaksa onlar korksun, milletimizin içi rahat olsun.

Kutuplaştırmaya değil, kucaklaştırmaya geliyor CHP." "Ağız ucuyla Netanyahu'ya bir şey söylüyor ama Trump'a ağzını açıp bir şey söylemiyor" Mitinge katılan Deniz Özgür isimli bir vatandaşın dediğini tekrarlayan Özel, "Deniz diyor ki 'Buradan ilan ediyoruz.

Ekrem İmamoğlu'nu oradan çıkaracağız.

Onu cumhurbaşkanı yapacağız'" ifadelerini kullandı.

Özgür Özel, bir süre yurttaşlarla birlikte "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganı attıktan sonra şöyle devam etti: "Ben bu Denizlere dayanamıyorum.

İsmetlere dayanamıyorum.

Mustafalara dayanamıyorum.

Kemallere dayanamıyorum.

Adına kurban olduklarım...

Değerli Karabüklüler, dün yine hepimizi kahreden, canını sıkan, hırslandıran bir şey yaşandı.

Dış politikada ilkesiz, ekonomide beceriksiz, hukukta adaletsiz, yönetimde liyakatsız bu iktidar, gitti bir masaya oturdu biliyorsunuz.

Gazze'de soykırım yapıyor Netanyahu, İsrail.

Bunu biz kınıyoruz ama Netanyahu'ya Trump, 'Kahramanım.

Savaş kahramanı kendisi' diyor.

Erdoğan da zaman zaman ağız ucuyla Netanyahu'ya bir şey söylüyor ama Trump'a ağzını açıp bir şey söylemiyor.

Geçtiğimiz günlerde, Gazze'ye yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na yine bir saldırı oldu. 20'si Türk, 175 kişiyi gözaltına aldı İsrail askerleri.

Erdoğan, bununla ilgili bir cümle kurmadı.

Niye kurmadı?

Çünkü Trump ve Netanyahu yönetimiyle sözde Gazze Barış Masası'nda oturuyor ve Sumud Filosu'na yapılan saldırıyı değil; Gazze Barış Kurulu, bu kurulu biliyorsunuz değil mi?

Trump şöyle dedi ya; 'Gazze'yi gördüm.

Güzelmiş.

Orada Filistinlilere yer yok.

Onları etraftaki beş ülkeye yollayacağım.

Oraya oteller, kasinolar yapacağım.

Doğu Akdeniz'de petrol varmış, doğal gaz varmış.

Onları da istiyorum' diyor.

Bu söylediklerini çizdi, böyle büyük oteller, kasinolar, lüks yerler ve oraya bir plan yaptı.

Bu planı yayınladı ve Gazze Barış Kurulu diye bir şey kurdu. "Gazze Barış Kurulu, Sumud Filosu'na 'Gösteriş yapıyorsunuz' diyor" Dünyanın aklıbaşında demokratik hiçbir lideri oraya gitmezken; örneğin dostumuz canımız İspanya Başbakanı Pedro Sanchez başta olmak üzere, bizimkiler koşa koşa gitti oturdu.

Biz dedik ki 'Filistin'in olmadığı masada ne işiniz var?', 'İsrail de yok' dediler.

İki gün kala Trump, bir oldubitti ile İsrail'i de oturttu, bizim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan son toplantıda, İsrail Dışişleri Bakanı'yla ve Trump'ın aday adamlarıyla birlikte orada oturdu, Gazze'yi işgal masasında.

İşte o Gazze Barış Kurulu, Sumud Filosu'na saldırı yapıldı ya, saldırıya bir şey demiyor; filodaki insanlara 'Gösteriş yapıyorsunuz' diyor.

Destek paylaşımlarına, 'İğrenç paylaşımlar' diyor ve bu açıklama, Gazze Barış Kurulu adına yapılıyor.

O kurulda bulunduğu için bu açıklamanın altında Türkiye'nin de Erdoğan'ın da Hakan Fidan'ın da imzası var.

Biz, açıklamayı kınıyoruz.

Bunlar açıklamanın sahibi olarak susuyorlar.

Buradan Erdoğan'ı bir kez daha uyarıyorum.

Artık Trump'tan korkma, Allah'tan kork.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı 3'üncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit nasıl Yaser Arafat'ın dimdik arkasında durduysa, biz de öyle Filistin'in arkasında duruyoruz.

Biz, 6'ncı Filo geldiğinde ona karşı selam duranların, ona doğru namaz kılanların değil; onu, denize döken Deniz Gezmişlerin tarafındayız.

Buradan bir kez de Karabük'ten söyleyeyim.

Amerika'nın Dışişleri Bakanı, Erdoğan için 'Trump'la 5 dakika görüşmek için yalvarıyor' dedi.

Türkiye'deki Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack, dünya kadar saçma sapan laf etti ama Trump akıllı adam, Erdoğan'a onda olmayan meşruiyeti veriyor. 'Her şeyi alacak' dedi. "Barrack'a, Trump'a söylüyorum: Bu topraklar, o sizin bildiğiniz topraklar değil" Biliyorsunuz, uçak siparişini aldılar 250 tane.

Pahalı LNG siparişini, yani pahalı sıvılaştırılmış doğal gazı Türkiye'ye sattılar.

Türkiye'den çeşit çeşit taviz aldılar.

En çok da kıymetli nadir toprak elementleri için Erdoğan'la anlaşmayı yaptılar.

Hemen üstüne gittik, Eskişehir'de kıymetli ve nadir toprak elementleri için protesto mitingini yaptık. 'Buna izin vermeyeceğimizi' söyledik.

Barak diyor ki, 'Erdoğan'da meşruiyet yok.

Yani Türkiye'de desteği kalmadı.

Ona destek verip ondan her şeyi alıyor Trump.

Akıllı adam' diyor.

Onlara göre dünyada hangi ülkeyi kimin yöneteceğine artık Amerika karar veriyor.

Venezuela'da yaptılar.

Suriye'de yaptılar.

Irak'ta denediler çamura saplandılar.

Şimdi Türkiye'de seçim gelecek.

Erdoğan gidecek diye tutuyor, diyor ki 'Buralarda demokrasi işlemiyor.

Bu topraklarda en iyisi meşruiyet, tek adam yönetimleri...

Demokrasiyi denedik buralarda olmuyor' diyor.

Buradan bir kez daha Barrack'a, Trump'a söylüyorum; bu topraklar, o sizin bildiğiniz topraklar değil.

Bu evlatlar, o sizin bildiğiniz korkaklardan değil.

Denemesi bedava, asla teslim olmayız.

Yaşasın demokrasi, kahrolsun Amerikan emperyalizmi.

Öyle Trump'ın, Barrack'ın askerlerini uçak gemilerine doldurup getirmek de olmaz.

Bak o askerleri görünce Karabük'ten sesleniyor Mustafa Kemal'in askerleri.

Şimdi bir şey soracağım.

Bu Karabük'te bitmeyen miting mi yapacağız?

Kimse ayrılmıyor.

Gitgide artıyor.

Yan taraflar pasajın içi doldu.

Ama her güzel şeyin bir sonu var.

Yine geleceğiz." "Türkiye'yi 100 yıl sonra bir kez daha kurtarmak için hep beraber çalışacağız" Özel ayrıca, "Yine bir kez şunun sözünü alayım; bundan sonra kendi kaderinize boyun eğmemek ve kendi geleceğinize sahip çıkmak için ne zaman, nereye çağrılırsa gelmeye hazır mısınız?

Türkiye'yi 100 yıl sonra bir kez daha kurtarmak için hep beraber çalışacağız.

Yarın 81 ilde, 973 ilçede sokağa çıkıyoruz, meydana çıkıyoruz, köylere, kahvelere, kapı kapı evlere, fabrikalara ve tüm vatan sathına yayılıyoruz.

Çalışmaya hazır mısınız?

Tarihin en uzun ve en kalabalık seçim kampanyasındayız.

Yerinizi almaya hazır mısınız?

Kapı kapı gezecek miyiz?

Ekrem Başkan yerine çalışacak mıyız?

Partimizin iktidarı için çalışacak mıyız?

Türkiye İttifakı için çalışacak mıyız?

Çalınmamış tek kapı bırakmadan tarihin en büyük seçim zaferine hazır mıyız?

Birlikte miyiz?

Birlikte yürüyecek miyiz?

O zaman yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun."

İlgili Sitenin Haberleri