Haber Detayı

Teşekkürler Bay Başkan
Hatice turhan gercekgundem.com
04/05/2026 06:00 (1 gün önce)

Teşekkürler Bay Başkan

Dünya siyaseti uzunca bir süre, üzerine pahalı parfümler sıkılmış, jilet gibi ütülü takımların giyildiği ve "demokrasi, insan hakları, özgürlük" gibi parıltılı kelimelerin havada uçuştuğu bir maskeli baloydu. Sonra sahneye Donald Trump çıktı.

Elinde ne bir senaryo vardı ne de o nazik diplomatik süzgeç.

O, sahneye "kramponlarıyla" daldı; salonun o pahalı parkelerini gıcırdatmakla kalmadı, herkesin yüzündeki o porselen maskeleri tek bir hamleyle aşağı indirdi.Son bombası ise tam bir "itirafçı" dürüstlüğündeydi: "Gemilere el koyuyoruz, adeta korsan gibiyiz."Normalde bir devlet başkanının, hele ki "dünya lideri" iddiasındaki bir gücün başındaki kişinin bunu söylerken bin dereden su getirmesi, "uluslararası güvenlik" ya da "stratejik müdahale" gibi süslü ambalajlar kullanması gerekirdi.

Ama Trump yapmıyor.

O, mutfağın ne kadar kirli olduğunu saklama gereği duymayan o huysuz ama dürüst aşçı gibi, "Evet, yemeğe zehir katıyoruz çünkü canımız öyle istiyor" diyor.Aslında Trump’a bir teşekkür borçluyuz.

Neden mi?

Çünkü o "krampon" darbesi bize şunları öğretti:1.

Diplomatik Nezaket, Vahşetin MakyajıdırEski başkanların döneminde bombalar "barış" getirmek için atılır, işgaller "özgürlük" adına yapılırdı.

Kadife eldivenler içinde bir demir yumruk gizliydi.

Biz o eldivenin yumuşaklığına bakıp yumruğun acısını unuturduk.

Trump ise eldiveni doğrudan çöpe attı. "Petrol için oradayız" dediğinde ya da "Paramızı vermezseniz sizi korumayız" diye rest çektiğinde, aslında on yıllardır süregelen Amerikan dış politikasının o "ulvi" amaçlarının koca bir yalan olduğunu tescilledi.

Bize gerçek yüzü gösterdi; çıplak, çiğ ve vahşi.2. "Haydut Devlet" Kavramının Adresi DeğiştiYıllarca "haydut devletler" (rogue states) listeleri hazırlandı.

O listelerde hep Orta Doğu’nun ya da Asya’nın "aykırı" ülkeleri yer alırdı.

Trump, bizzat kendisinin "korsan" olduğunu ilan ederek, haydutluğun sadece coğrafi bir kader değil, bir sistem tercihi olduğunu kanıtladı.

Korsan gemisinin kaptanı bizzat direksiyona geçip "Yağmalıyoruz!" diye bağırdığında, artık kimse "uluslararası hukuk" masallarına inanmıyor.

Bu, dünyanın geri kalanı için paha biçilemez bir uyanıştır.3.

Amerikan Rüyası’nın "Kabus" Tarafı Ortaya ÇıktıEskiden Hollywood filmleriyle, o ışıltılı Beyaz Saray konuşmalarıyla pazarlanan bir "Amerikan Rüyası" vardı.

Trump, bu rüyanın sahne arkasındaki tozlu, karanlık ve hesapçı kulisi spot ışıklarıyla aydınlattı.

Artık kimse Amerika’nın bir yere sadece "iyilik" için gideceğine dair o eski, saf inanca sahip değil.

Trump’ın kramponları, o rüyanın üzerine öyle bir bastı ki, dünya halkları gerçekle tanıştı: Çıkar varsa, hukuk teferruattır.Peki, bu açıklık bize ne kazandırdı?Eskiden kapalı kapılar ardında, fısıltıyla yapılan pazarlıklar, şimdi Twitter (X) üzerinden ya da canlı yayınlarda, dünyanın gözü önünde yapılıyor.

Bu, bir nevi "şeffaf emperyalizm." Trump sayesinde artık komplo teorisyenlerine gerek kalmadı; çünkü komplonun bizzat kendisi kürsüde mikrofonu eline alıp "Planımız tam olarak bu" diyor.Eski başkanların o kibar, entelektüel ve insancıl maskelerinin ardındaki "kurumsal sömürü", Trump’ın "bireysel hoyratlığıyla" yer değiştirdiğinde, her şey daha anlaşılır oldu.

O kibar amcaların dünyayı nasıl bir kan gölüne çevirdiğini anlamak için ciltlerce kitap okumak gerekiyordu; Trump ise bunu tek bir cümlede özetliyor: "Malınıza çöktük."Teşekkürler Sayın Trump.

Bizlere Amerika’nın o gizli ajandalarını değil, bizzat ajandanın kendisini masaya fırlattığın için.

Artık kimin ne olduğunu, o "boyalı yüz"ün aslında ne mal olduğunu en saftirik olanımız bile anladı.

Maskeli balolar bitti, şimdi gerçeklerin çıplak ve soğuk duşuyla ayılma vakti.Korsan bayrağını en tepeye bizzat sen diktiğin için, artık kimse "Bu gemi nereye gidiyor?" diye sormuyor.

Herkes biliyor: “Yağmaya.” Ve bu açıklık, tarihin en büyük "kamu hizmeti" olsa gerek.

İlgili Sitenin Haberleri