Haber Detayı

Savaş ve enerji zammı tekstilde baskıyı artırdı
Tekstil ekonomim.com
05/05/2026 00:00 (20 saat önce)

Savaş ve enerji zammı tekstilde baskıyı artırdı

İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan savaş, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel belirsizlik, artan enerji maliyetleri ve bozulan tedarik zinciri, tekstil sektöründe hem hammadde hem de üretim tarafında baskıyı artırdı.

YENER KARADENİZ / İSTANBUL Sektör temsilcileri, petrol ve navlun kaynaklı maliyet artışlarının polyesterden pamuğa, boyahaneden konfeksiyona kadar tüm zinciri etkilediğini, buna karşın üreticinin bu artışı satış fiyatlarına aynı ölçüde yansıtamadığını belirtiyor.

Yağmur Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Kaya’ya göre savaşın ilk günlerinden itibaren ülkeler önce kendi hammadde güvenliğine odaklandı.

Petrol fiyatlarındaki sert hareketlerin polyester ve türev ürün fiyatlarını doğrudan etkilediğini ifade eden Kaya, bir dönem 60 dolar seviyelerinde bulunan petrolün artık 100 dolarların üzerinde seyrettiğini kaydetti.

Bu yükselişin polyester elyaf fiyatlarını da yukarı çektiğini vurgulayan Kaya, Türkiye’de 1 doların biraz üzerinde satılan polyester hammaddesinin 1,68 dolara kadar çıktığını belirtti.

Hammaddede iki yönlü baskı Tekstilde en yoğun kullanılan hammaddelerin pamuk, polyester ve viskon olduğunu belirten Kaya, petroldeki artışın yalnızca sentetik ürünleri değil, tarımsal üretim maliyetleri üzerinden pamuğu da etkilediğini söyledi.

Kaya, “Pamuk doğal bir tarım ürünü.

Petroldeki her yükseliş, üretim maliyetlerini artırarak pamuk fiyatlarını da yukarı taşıyor.

Bu nedenle sektör iki yönlü baskı altında kalıyor” dedi.

Dünya genelinde pamuk fiyatlarının da son dönemde yaklaşık yüzde 20 yükseldiğine dikkat çeken Kaya, tekstil sanayisinde son iki yıldır talep daralması nedeniyle ciddi stok biriktiğini, iplik fiyatlarının zararına satışlarla sürdürüldüğünü ifade etti.

Kapasite kullanım oranlarının yüzde 40’lara kadar gerilediğini hatırlatan Kaya, bazı fabrikaların üretimi durdurduğunu, bazılarının ise kapasitesini ciddi şekilde azalttığını aktardı.

Yerli hammadde korunmalı Kaya, son iki yıldır talep daralması nedeniyle zararına satış yapan iplik sanayisinin stoklarını ancak son aylarda eritmeye başladığını ifade etti.

Kapasite kullanım oranlarının yüzde 40’lara kadar düştüğünü, bazı fabrikaların kapandığını, bazılarının ise çok düşük kapasiteyle üretime devam ettiğini belirten Kaya’ya göre bugün gelinen noktada stokların azalmasıyla arz-talep dengesi yeniden kuruluyor.

Ancak bu kez de savaşın yarattığı belirsizlik, sigorta ve navlun maliyetleriyle ithalatı daha pahalı hale getiriyor.

Böyle dönemlerde özellikle yerli hammaddenin korunmasının kritik hale geldiğini savunan Kaya, Türk pamuğunun yurt dışına gidip başka ülkelerde işlenerek yeniden pazara sunulmasını önemli bir risk olarak değerlendirerek, savaş ve belirsizlik dönemlerinde Türkiye’nin elindeki hammaddenin katma değerli üretimde kullanılması gerektiğini söyledi.

Yavuz’a göre mesele anlık yasaklar değil, eldeki değerin kıymetini bilerek sanayinin ihtiyaçlarını önceleyen bir yaklaşım geliştirmek… Enerji maliyetlerindeki artışın da sektörü etkilediğini kaydeden Kaya, özellikle son yıllarda kar marjlarının daralması ve birçok işletmenin zararına çalışması nedeniyle en küçük maliyet artışının dahi satış fiyatlarına yansıdığını söyledi.

Talep tarafında ise Mart, Nisan ve Mayıs aylarının geleneksel olarak sektörün en hareketli dönemi olduğunu belirten Kaya, Avrupa’dan siparişlerin sürdüğünü, ancak kapanma ve daralan kapasiteler nedeniyle mevcut üretimin talebi karşılamakta zorlandığını ifade etti.

İthalatta maliyet baskısı arttı Biray Kumaş Yönetim Kurulu Başkanı Gökmen Aydınlı da tekstil sektöründe enerji, işçilik ve lojistik maliyetlerinin hızla yükseldiğini, buna karşın firmaların bu artışları müşteriye yansıtmakta ciddi zorluk yaşadığını söyledi.

Aydınlı, mevcut koşullarda sektörün çoklu bir sıkışma içinde bulunduğunu belirterek, özellikle emek yoğun alanlarda destek verilmemesi halinde yeni kayıpların kaçınılmaz olacağını dile getirdi.

Hammadde tedarikinin ağırlıklı olarak yurt içinden yapıldığını, ithalatın ise sınırlı kaldığını belirten Aydınlı, buna rağmen ithal girdilerde navlun bedellerindeki yükseliş ve teslim sürelerindeki uzamanın maliyet baskısını artırdığını ifade etti.

Enerji zamlarının da tabloyu ağırlaştırdığını vurgulayan Aydınlı, özellikle doğalgaz ve elektrikteki artışların üretici üzerindeki yükü daha da büyüttüğünü söyledi.

Boyahanelerde baskı daha da fazla Aydınlı, özellikle boyahane ve konfeksiyon gibi emek yoğun alanlarda tablonun daha ağır olduğunu söyledi.

Boyahanelerde enerji payının yapılan zamlar ile birlikte yüzde 20’den yüzde 24’e çıktığını, işçilik maliyetinin ise yemek ve servis dahil yüzde 43-44 seviyesine ulaştığını belirten Aydınlı, ham maddenin payıyla birlikte bakıldığında üretim maliyetinin çok büyük kısmının artık bu kalemlerden oluştuğunu ifade etti.

Aydınlı, “Bu yapı içinde işletmeler ya fiyat artırmak ya da kaliteyi aşağı çekmek zorunda kalıyor.

Her iki seçenek de sektörü daha kırılgan hale getiriyor” dedi.

Sektördeki bir diğer sorun da finansman baskısı.

Aydınlı, kredi koşullarının sıkılaşmasının özellikle büyük ölçekli ve yüksek personel sayısıyla çalışan firmalar için riski büyüttüğünü, birçok işletmenin mevcut sipariş düzeyiyle personel ve sabit giderlerini karşılamakta zorlandığını bildirdi. “Katma değerli üretim sloganından öteye gitmeli” Gökmen Aydınlı, tekstil sektöründe uzun süredir dillendirilen “katma değerli üretim” söyleminin artık slogandan öteye geçmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin yıllar boyunca daha ucuz ve daha fazla üretim anlayışına yönlendirildiğini savundu.

Bu yaklaşımın sektörü kalite, markalaşma ve yüksek segment üretimden uzaklaştırdığını ifade eden Aydınlı, bugün gelinen noktada daha yüksek kalite taleplerine sektörün bütün olarak cevap verip veremeyeceği konusunda ciddi endişe taşıdığını söyledi.

Türkiye’de iplikten boyahaneye, örmeden dokumaya kadar birçok alanda üretim yapısının belirli müşteri gruplarının kalite standardına göre şekillendiğini belirten Aydınlı, daha üst kalite segmentine geçiş için yeterli altyapının oluşmadığını dile getirdi.

İlgili Sitenin Haberleri