Haber Detayı

Bir İsmin Talihi: Hâdî Özışık
Ali kafkasyalı internethaber.com
05/05/2026 07:00 (1 saat önce)

Bir İsmin Talihi: Hâdî Özışık

Bazen bir insanın adı, onun kaderine düşülmüş bir not gibidir. Yıllar sonra dönüp baktığınızda, o ismin taşıdığı anlamın hayatın içinde nasıl vücut bulduğunu hayretle seyredersiniz. Bugün İnternethaber’in kuruluş yıl dönümü vesilesiyle bir mesaj yayımlayan eski öğrencim Hadi Özışık’ı düşünürken, zihnimde beliren ilk şey de bu oldu: Bir isim, bir istikamet ve bir ömürlük yürüyüş…

“Hâdî” kelimesi, İslamî terminolojide “doğru yola ileten, rehberlik eden” anlamına gelir.

Aynı zamanda Allah’ın güzel isimlerinden biri olan “el-Hâdî”yi hatırlatır; yani yol gösteren, hidayet veren… İnsanın adıyla müsemma olması ne güzel bir bahtiyarlıktır.

Hadi Özışık, yıllar içinde sadece kendi yolunu bulmakla kalmamış, kalemiyle ve duruşuyla başkalarına da yön göstermeyi başarmıştır.

Benim için onun hikâyesi, bir öğrencinin başarı öyküsü değil, zor zamanların içinden doğan bir irade ve istikamet meselesidir. 1980 yılında, 12 Eylül İhtilâli’nin ardından, Kars Millî Eğitim Müdürlüğü’ndeki görevimden alınarak Kars Cumhuriyet Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak verilmiştim.

O yıllar, memleketin en sancılı dönemlerinden biriydi.

Terör olayları eğitimi neredeyse felce uğratmış, şehirde ciddi bir kutuplaşma hâkim olmuştu.

Pek çok öğrenci güvenlik kaygısıyla Kars’tan ayrılmış, Erzurum gibi daha sakin şehirlere yönelmişti.

Ben de bu atmosferde, hem bir öğretmen hem de bir hedef olarak hayatımı sürdürüyordum.

Hatta bir suikast girişiminde burnumdan, bacağımdan ve başımdan yaralanmış; fakat hayatta kalmıştım.

Okulda yalnızdım.

Ne idareciler ne de meslektaşlarım benimle selamlaşmayı tercih ediyordu.

Bana yakıştırılan sıfat hazırdı: “Faşist Karayılan.” Ama ben öğretmendim.

Ve öğretmenin en büyük vazifesi, şartlar ne olursa olsun öğrencisini tanımak, anlamak ve ona yol göstermektir.

O yıllarda şehir merkezinden uzakta, mütevazı bir mekânda “Kafkas Kitap Kırtasiye”yi kurmuştum.

Burası benim için sadece bir iş yeri değil, aynı zamanda gençlerle buluştuğum bir fikir ocağıydı.

Derslerde ise öğrencilerimi en iyi tanımanın yolunu yazılı kompozisyonlarda arıyordum.

Bir gün sınav kâğıtlarını okurken dikkatimi çeken bir yazı ile karşılaştım.

Kısa sürede yazılmıştı ama berraktı, güçlüydü, canlıydı.

Adı: Hadi Özışık.

Sonra öğrendim ki iki yıl önce Kars’ı terk edip ihtilâlden sonra dönen öğrencilerden biriymiş.

O da dönüp gelmiş, benim öğrencim olmuştu.

Çok çocuklu bir ailenin evlâdıydı.

Muhitinde çok sevilen, muhterem bir babası vardı.

Nuranî yüzlü, aksakallı; kitaplarda okuduğumuz medrese hocalarını andıran bir simaydı.

Hacı Süleyman Efendi.

Sınıfta notları okurken merak etmiştim: Bu çocuk kimdi?

O yazıda bir şey vardı.

Gazeteciliğin en önemli meziyetlerinden biri olan o hızlı kavrayış, gözlem gücü ve anında ifade edebilme kabiliyeti… Adeta gördüğünü bir kamera hassasiyetiyle kelimelere döküyordu.

O gün kendisine söyledim: “Sen iyi bir gazeteci olabilirsin.” Yanlış hatırlamıyorsam, bol bol kitap okuyabilmesi için kitap dükkânımızın bir anahtarını da ona vermiştim.

Çünkü biliyordum ki kalemin besini kitaptır; okuyan insan yazıya derinlik katar.

Belki o an için sıradan bir tavsiye gibi görünmüştü.

Ama yıllar sonra bir televizyon programında o günleri anlatırken kendisini gördüğümde, öğretmenliğin en derin karşılığını hissettim.

Eğitim üzerine konuşurken sıkça dile getirdiğim bir söz vardır: “Bir ailede çocuk babayı; bir toplumda öğrenci hocasını geçmezse ne o ailede ne de o toplumda gelişme olmaz.” Bugün Hadi Özışık’ın bulunduğu yer, bu sözün hayata geçmiş hâlidir.

Öğrencinin hocasını geçmesi, öğretmenin en büyük gururudur.

Çünkü o aşma hâli, aslında bir devamlılığın, bir ilerleyişin işaretidir.

İnternethaber’in 26. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle kaleme alınan bu satırlar, benim için bir tebrikten öte bir hatırlayıştır.

Zor zamanların içinden geçen bir öğrencinin, isminin anlamına yaraşır bir şekilde yolunu bulması ve başkalarına da ışık olması… Demek ki bazen bir isim, sadece bir çağrı değildir; bir istikamettir.

Ve bazı öğrenciler, sadece bir sınıftan geçmez; zamandan geçer, hayatın içinden yürüyerek kendi yolunu çizer.

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Hâdî, sadece bir isim değil; bir yürüyüştür.

İlgili Sitenin Haberleri