Haber Detayı

Algoritmalar manipüle ediyor
Yazarlar hurriyet.com.tr
08/05/2026 05:59 (14 saat önce)

Algoritmalar manipüle ediyor

1 Mayıs 2026 tarihli resmî gazete ile yürürlüğe girdi. Türkiye, Avustralya, Fransa ve Çin’den sonra, 18 yaş altı çocuklara sosyal medya kısıtlaması getiren ülkeler listesine girdi. Avrupa’da da eli kulağında, ciddi şekilde tartışılıyor. Tartışıldığı nokta şu: Bu bir hak gaspı mı yoksa koruma mı? Bir yandan da yapay zekâ ile imtihan içindeyiz. Sohbet botlarının intihara sürüklediği iddiasıyla Amerika’da aileler, teknoloji şirketlerine arka arkaya davalar açıyor. Tüm bu önemli başlıkları Alman Federal Meclisi, Airbus ve Societe Generale gibi dünyanın önde gelen şirketlerinin veri güvenliğini sağlayan Türk teknoloji şirketi Kobil’in Kurucu CEO’su İsmet Koyun ile masaya yatırdık.

* 15 yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı hak gaspı mı yoksa güvenlik meselesi mi?“İnsanlar belki beni taşlayacak.

Ama bana kalsa sosyal medyayı komple yasaklardım.

Çünkü çağımızın en büyük tehlikelerinden.

Adı ‘sosyal’ ama insanları asosyal yapmak için var.

Araştırmalar, günde 3 saatten fazla sosyal medya kullanan gençlerde, ki bu oran Türkiye’de haftalık 25, günlük 3.5 saatten fazla, depresyon-anksiyete riskinin 2 katına çıktığını göstermekte.

Yani sigara mı daha zararlı yoksa sosyal medya mı?

Net sosyal medya.

Çünkü sigaranın zararları görülebilir ama sosyal medyanın verdiği psikolojik zararı görmek mümkün değil ya da sonradan farkına varılabiliyor.”ASLINDA ‘ÜRÜN’ SİZSİNİZAmerika’da sosyal medya ve teknoloji şirketlerine hem bağımlılık yaptığı hem de çocukları ‘bilerek’ intihara yönlendirdiği iddiası ile arka arkaya açılan davaları hatırlatıyor Koyun ve diyor ki: “E, Türkiye’de de yakın zamanda iki okul baskını yaşadık.

Bakıyoruz, iki saldırgan da asosyal, sessiz tipler ama internet ve sosyal medya bağımlılıkları mevcut.

Sanal dünyadaki karanlıktan beslenmişler.

İşte bu sebeplerle 15 yaş altına sosyal medya yasağını destekliyorum.

Zira bu, yasak değil çocuklarımızın dijital ortamda ihmal ve istismardan korunmasıdır.

Çünkü algoritmalar, insanları eğlendirmek-bilgilendirmek değil ne olursa olsun ekranda tutmak için daha doğrusu manipüle etmek için var.

Sosyal medya insanlığı seven şirketlerin ürettiği bir ‘ürün’ değildir. ‘Ürün’ sizsiniz.

Sizi ne kadar ekrana bağlarlarsa o kadar para ve güç kazanıyorlar.”VERİSİNE SAHİP ÇIKAN GELECEĞİNİ GÜVENCEYE ALIR * Yapay zekâ çağında veri, devletler için stratejik bir kaynak.

Bu nedenle fiziksel sınırların korunması kadar veri akışlarının denetimi de önemli.

Ama nasıl? “KOBİL Teknoloji dijital güvenlik, kimlik doğrulama çözümlerinde dünya çapında bir marka ve yenilikçi teknolojileri ve güçlü Ar-Ge çalışmaları ile dijital dünyada güvenliği artırmak için 40 yıldır yeni çözümler geliştirmektedir.

Bu bilgi, birikim ve tecrübe ile söyleyebilirim ki dünyadaki en büyük güç, bilgidir.

Bilgiye sahip olan paraya, paraya sahip olan askeri ve sivil güce sahip olur.

Dünyada çok az ülke de bu üçü bir aradadır.

Türkiye’de bugün bu yoldadır ama henüz yolun başında.

Bunun için de ilk adım sağlam teknolojik altyapı kurulmasıdır.

Dışa bağımlı olmayan yarışı kazanır.

Veri güvenliği de burada devreye girer.

Mesela bizim, özellikle de yapay zekâda kullandığımız makineler, ‘dışarıdan’ değil.

Yerli üretim.

Verilerimizi böyle koruyoruz.

Bir de Türkiye’de şirketlerin çoğu sevgi, saygı ve dayanışmadan uzak bir çalışma prensibinde.

Bu olmaz!

Sağ, sol falan demeden önce bir olacağız.

Eğitime önem vereceğiz.

Zira bilgi, eğitimden gelir.

Üniversitelerimizin daha kaliteli olması için çalışmalı, bilime önem vermeli ve beyin göçünü durdurmalıyız.

Ekonomik, sosyal, politik açıdan stabil, güvenilir bir ülke olabilmeyi başarmak da çok önemli.”EVDEKİ ‘CASUSLAR’“Bunları neden anlattım?

Bugün internete bağlı olan her alet; süpürge, çamaşır makinesi, televizyon vs.

Yarın birer silah olabilir.

Ütopik gelebilir ama İsrail, Amerika menşeli ürünlerin asıl anahtarı gizli servislerinin elindedir.

Bu sayede veri topluyorlar.

Sanıldığı gibi kimlik bilgileri, ev-iş adresi, kan grubu, telefon numarası gibi bilgileriniz ise veri değildir.

Veri; manipüle edilebilecek bilgidir.

Kaçta yattın, yatmadan ne yedin, içtin ne zaman dışarı çıktın, kimle çıktın, spora gittin mi gittiysen hangi yoldan gittin gibi bilgiler.

Veri, işte budur.”* E, ne yapıyorlar bu verilerle?“Bu verilere göre üretip, satıyorlar.

Para da buradan geliyor. ‘Bedava bal arı kovanında olur.’ WhatsApp, X, YouTube, Instagram...

Neden bedava?

Çünkü asıl iş veri toplamak.

Verisine sahip çıkan geleceğine de ülkesine de sahip çıkar.

Çünkü önemli soru şudur; geleceği kim yönetecek?

Cevap: Yapay zekâ teknolojilerini elinde tutan.

Türkiye henüz yeteri kadar, özellikle yapay zekâ konusunda atılım yapmış değil.

Treni bir süren vardır, o trenin yolcuları ve bir de seyredenleri vardır.

Bugün bu treni süren Amerika ve Çin.

Dolayısıyla bizim bu treni izlemeyi bırakıp yolcusu olmamız ve bir an önce de direksiyona geçmemiz lazım.

Türkiye’nin hedefi, riskleri öngören, kurumsal kapasiteyi güçlendiren, insan denetimini merkeze alan, hukuki zemini sağlam ve toplumsal güveni önceleyen bir siber dünya kurmak olmalıdır.” TÜM SORUMLULUĞU AİLELERE BIRAKAMAYIZ * Peki yasakla değil de eğitimle, farkındalık çalışmaları ile çözülemez mi?“Hayır, inanmıyorum.

Böylesi büyük bir sorumluluğu sadece eğitimcilerin ya da ailelerin omuzlarına bırakamazsınız.

Zaten bu algoritmalarla da çok zor.

Eğer sistem, sadece doğru bilgiyi servis etseydi, yani yararı daha fazla olsaydı bu kadar çok zaman geçirmek belki bir sorun olmazdı.

Fakat ‘doğru’ ve ‘gerçek’ haberden çok, ‘yalan’, ‘yanlış’ haber var.

Sadece siyaset özelinde de değil.

Sahte avukat, sahte doktor, sahte diyetisyen, sahte şifacı vs. dolu!

Maalesef yazılanlar gerçek mi değil mi diye kimse düşünmüyor, araştırmıyor.

Instagram mesela; herkes mutlu, herkes zengin.

E, bunda ‘dükkân sahibinin’ hiç mi suçu yok?

Dolayısıyla bu şirketleri sorumluluk almaya çağırmalıyız.

Yaş doğrulama ve kimlikle giriş gibi detaylar teknik açıdan zor değil.

Ama asıl mesele sosyal medya sağlayıcılarının içerikten de sorumlu olması ve sistemlerini gerçekten denetlemeleri.

Reklam alıyor, milyar dolarlar kazanıyor ve tüm verileri ellerinde tutuyorlar ama hiçbir önlem almıyorlar.”ANONİM KALMA DEVRİ KAPANMALI * Adalet Bakanı Akın Gürlek, “12.

Yargı paketine girecek” demişti. “Anonimlik” tartışmalarına yorumunuz ne olur?“Elbette sosyal medya önemli bir özgürlük alanı bir yandan da.

Bu alanı bir noktada özgür kılan da ‘anonimlik.’ Ama bu tartışma yanlış kutuplaştı.

Mahremiyet illaki korunması gereken bir hak.

Ancak hesap verilebilirlik de aynı derecede.

Sosyal medyada ‘anonim’ kimliğe sığınarak taciz, pedofili gibi ağır, dolandırıcılık, iftira, hakaret gibi adi suçlar işleniyor ve bu suçların çoğu cezasız kalıyor.

Dolayısıyla Bakanımızın önerdiği ‘sosyal medyaya kimlikle girilsin’ çıkışının yanındayız.”DEVASA ŞİRKETLERE HİZMET VERİYOR İsmet Koyun. 1986 yılında üniversite eğitimi için gittiği Almanya’da, siber güvenlik alanında geliştirdiği teknolojilerle dünyayı fetheden bir marka yarattı.

Bugün şirketi Kobil, Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin en büyük finans ve sigorta kuruluşlarına hizmet veriyor, kullanıcı sayısı 100 milyonu geçmiş durumda.

Airbus, Deutsche Telekom, IBM gibi dünyanın büyük şirketlerinin yanı sıra Alman Federal Meclisi gibi devlet kuruluşlarına dijital güvenlik çözümleri sunuyor.

İlgili Sitenin Haberleri