Haber Detayı

Bolat: 23 yılda Türkiye'ye 290 milyar dolar yabancı yatırım geldi
Ekonomi ekonomigazetesi.com
08/05/2026 18:04 (3 saat önce)

Bolat: 23 yılda Türkiye'ye 290 milyar dolar yabancı yatırım geldi

"Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi"nde konuşan Ticaret Bakanı Bolat, "23 yılda toplamda Türkiye'ye gelen yabancı yatırım miktarı 290 milyar dolar ve 89 bin şirket. Türkiye istikrar, gelişme ve büyüme ülkesi, başarılı bir dış ticaret ve ihracat ülkesi, lojistik ve tedarik ülkesi en önemlisi güvenli liman." dedi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın katılımıyla, Bakanlığın iş birliği ve Albayrak Medya'nın ev sahipliğinde düzenlenen "Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi", sektör paydaşlarını bir araya getirdi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, burada yaptığı konuşmada, küresel ekonominin son yıllarda yaşanan ekonomik krizleri, salgın, savaşlar, enerji ve gıda arzı sorunlarıyla, ticaret savaşlarının etkisiyle dünyanın çalkantılı bir süreçten geçtiğini belirtti.

Uzmanların ve kanaat önderlerinin ortak görüşünün Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının dünya ekonomisinde önceki krizlerden daha yıkıcı sonuçlar doğurduğu yönünde olduğunu aktaran Bolat, "Dünyadaki petrolün yüzde 25'i, doğal gazın yüzde 20'si, gübre arzının, petrokimya ürünlerinin yaklaşık üçte bire yakın kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçerek dünya piyasalarına satılıyordu.

Hürmüz Boğazı'nda gemilere saldırılar başlayıp Boğaz'ı İran kendi direnişi için bir koz olarak kullanmaya başlayınca piyasalarda aniden arz krizi endişesi ve fiyatlarda yukarı doğru hızlı tırmanış başladı." diye konuştu.

Bolat, petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artışın enflasyon artışına yönelik etkisi olduğuna değindi.

İlk aşamada gerilimlerin kısa süreceğinin düşünüldüğünü söyleyen Bolat, şunları kaydetti: "Türkiye bu dönemde, Cumhurbaşkanı'mız ve Dışişleri Bakanımız ve ekipleriyle beraber barışı, ateşkesi sağlamak için büyük uğraş verdi.

Hala da vermeye devam ediyor, Türkiye, Pakistan, Mısır gibi dost ve kardeş ülkeler de.

Şu anda gelinen noktada müzakereler devam ediyor.

Hürmüz Boğazı'nın bu müzakerelerde temel koz olması ve İran'ın nükleer kartı müzakerelerin zorlu geçmesini sağlıyor.

Bize olan etkilerine baktığımızda şunu söyleyebiliriz: Geçen yıl dünyada mal ticareti yüzde 4,6 büyüdü.

Hizmet ticareti yüzde 5,1 büyüdü.

Mal ve hizmet ticareti toplamı 35 trilyon dolara geldi.

Bu yıl için şu andaki baz temel tahmin dünyada büyüme oranının yüzde 1,9'a gerileyebileceği şeklinde.

Dünya Ticaret Örgütünün mart tahminine göre, kötümser senaryo ise dünya ticaretinde artış oranı yüzde 1,4'e düşebilir.

Bu tahminler ikişer aylık periyotlarla yenileniyor." "Herkesin rol model almaya çalıştığı bir ülke konumundayız" Ticaret Bakanı Bolat, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının Türkiye'ye etkilerine değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Biz bu ülkelere komşuyuz ve öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı, batıda yıllarca sürmüş Balkan Savaşları, doğuda Azerbaycan'la Ermenistan arasında Azerbaycan'ın Karabağ toprağını kurtarmak için 32 yıllık işgal ve sonrasında kurtarılması, güneyimizde Suriye, Irak'ta yakın geçmişte yaşananlar, İsrail'in Filistin'deki, Gazze'deki, Batı Şeria'daki soykırımı, Suriye'ye, Yemen'e, Lübnan'a saldırıları, Katar'a gidip orada bombalama yapması gibi böyle bir coğrafyada bir ülke yıldız gibi parlıyor.

Cumhurbaşkanı'mızın güçlü liderliği ve dirayetli yönetimiyle 23 senede 40 yıllık terörü yok etmiş ve Türkiye topraklarında vatandaşlarımızın tırnağına zarar gelmeden, bu savaşlardan Türkiye'yi ve halkımızı ayrı tutmuş, korumuş, terörü yok etmiş, huzur ve asayişi sağlamış ve yılda da ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlamış bir ülke ve milli gelirini 238 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara, altı kat çıkarmış.

Kişi başı milli gelirini 3 bin 600 dolardan 18 bin 40 dolara çıkarmış, beş katından fazla, ihracatını da mal ve hizmet toplamı olarak 2002'deki 50 milyar dolardan, geçen yıl 396 milyar dolara taşımış bir ülke.

Dış politikasıyla, savunma sanayisiyle, güçlü ordusuyla herkesin kendisini ortak, müttefik görmek istediği istikrarına gıptayla baktığı ve rol model almaya çalıştığı bir ülke konumundayız." Körfez'de savaşın başlamasıyla birlikte pek çok ülkede yakıt kuyrukları, elektrik kesintileri gibi uygulamalara gidildiğinden bahseden Bolat, "Hükümetimizin dirayetli, güven verici politikaları ve arz tedarikinde önceden yaptığı tedarikler nedeniyle mazotta, benzinde, uçak yakıtında, elektrikte, doğal gazda, gübrede, petrokimya ürünlerinde kimse bir arz sorunu yaşamadı.

Fiyat artışları bu saydığımız ürünlerde dünyadaki fiyatların artışlarından dolayı yaşanan bir durum." ifadelerini kullandı. "Herkes bir an önce savaşın bitmesini ve normal hayata dönmeyi bekliyor" Bakan Bolat, gübrede yaşanan sorunlar nedeniyle tedbirler alındığına değinerek, "Tedbirlerle gübrede, petrokimya ürünlerinde, akaryakıtta, uçak benzininde hiçbir sıkıntı olmadı.

Birçok havayolu uçak benzin maliyetlerinden dolayı seferlerini azaltıyor ve kimi kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken bizim hava yollarımız çalışmaya devam ediyor." diye konuştu.

Körfez ülkelerine ticaretin yaşanan gelişmeler nedeniyle mart ayında azaldığını söyleyen Bolat, "İhracatta yüzde 35 azalma yaşadık, Körfez ülkelerine yaptığımız ihracat 1,5 milyar dolara geriledi.

Ama Körfez ülkelerinin ihtiyaçları arttığı için ve birçok başka ülkelerden de Hürmüz Boğazı'nı geçip tedarik edemedikleri için Türkiye'den siparişler arttı.

Avrupa'dakiler Uzak Doğu'dan ya da Körfez'den alamadıkları ürünler olunca oradan da siparişler artmaya başladı." değerlendirmesini yaptı.

Bolat, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemi sayısının ilk başta 15 olduğunu, 3 geminin kurtarıldığını, 12 geminin hala durduğunu söyledi.

Türk tır şoförlerinin Suudi Arabistan üzerinden Körfez ülkelerine geçişini sağlayan 10 yıllık transit vize sorununun çözüldüğünü anımsatan Bolat, 15 Nisan'dan beri gerek Ürdün, Suudi Arabistan üzerinden gerekse Türkiye, Irak, Suudi Arabistan üzerinden transit rota çalıştığını dile getirdi.

Bolat, Kalkınma Yolu Projesi'nin de son yaşanan gelişmelerden dolayı hızlanacağını belirterek, "Son 70 günde yaşadıklarımızdan sonra Körfez ve Hürmüz eskisi gibi olmayacak belli.

Ülkeler stratejik tedarikleri, hayati öneme sahip enerji ve diğer tedarikleri için alternatif güzergahları daima düşünecekler ve aksiyona geçmeye çalışacaklar." diye konuştu.

Bolat, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından dolayı lojistik maliyetlerinin çok yükseldiğine dikkati çekerek, "27 Şubat günü çok ucuzdu, Türkiye ile Uzak Doğu arasındaki konteyner taşıma bedelleri.

Herkes bir an önce savaşın bitmesini ve normal hayata dönmeyi bekliyor.

Bu da talebi artıracaktır bu anlamda.

Çünkü hasar alan ülkeler, yıkım yaşayan ülkeler bize doğru eğilim gösterecekler." diye konuştu.

AB ile 233 milyar dolarlık ticaret hacmi Bakan Bolat, "Made in EU" kararının önemine dikkati çekerek, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle 233 milyar dolarlık ticaret hacminin bulunduğunu, bunun 117 milyar dolarının ihracat, 116 milyar dolarının ithalattan kaynaklandığını belirtti.

Bolat, "Kafa kafaya olan dengeli ticaretimiz var bu anlamda otomotiv sektöründe de AB'nin en büyük 4'üncü pazarı Türkiye.

Bunu da dikkate almaları gerekir." ifadelerini kullandı.

Avrupa ülkelerinin yüzde 43'lük payla Türkiye'nin önemli bir ihracat ortağı olduğuna işaret eden Bolat, Türkiye'nin de AB'nin dış ticarette 5'inci ortağı olduğunu ve onlar için çok önemli bir ülke konumunda bulunduğunu söyledi.

Bolat, AB'nin serbest ticaret anlaşmaları yaptığı ülkeler arasında Türkiye'nin 3'üncü sırada olduğunu anlatarak, "O nedenle AB, Türkiye için ne kadar önemliyse, Türkiye de AB için o kadar önemli." şeklinde konuştu. "2017-2023 arasında AB ile siyasi ilişkiler neredeyse durmuştu ama ticaret devam ediyordu." diyen Bakan Bolat, "2023 Mayıs'ında Cumhurbaşkanımızın ve Cumhur İttifakı'nın seçimi kazanmasından sonra AB'de Türkiye'ye karşı yapıcı, olumlu bir eğilim başladı.

Biz de ona karşılık verdik, hem liderler düzeyinde hem bakanlar düzeyinde ilişkiler hızlanmaya başladı." ifadelerini kullandı. "Dış ticareti artırmada en önemli faktörün dış talebi artırmak" Bakan Bolat, dış ticareti artırmada en önemli faktörün dış talebi artırmak ve katma değeri yüksek kaliteli ürün satabilmek olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Geçen yıl avro yüzde 38 arttı TL'ye karşı.

Dolar ise yüzde 21 arttı geçen yıl.

TÜFE yüzde 30,5 civarındaydı.

ÜFE de yüzde 28 civarındaydı.

Geçen yıl kur noktasında bir sıkıntı yoktu.

Biz ham madde ve enerjiyi dolarla alıp daha çok avro ile sattığımız için ürünlerimizi, Trump yönetimi geldikten sonra 1 avro eşittir 1,02 dolarken, 1 avro eşittir 1,17 dolar oldu.

Bu da bize parite anlamında fayda sağladı.

Biz avro ile sattığımız için daha yüksek TL karşılığını elde edebildik.

Bu anlamda bir rahatlama oldu." Kovid-19 salgınının dünyaya verdiği en büyük zararın yüksek enflasyon olduğunu vurgulayan Bolat, "Resmi rakamlarla dünyada yaklaşık 6 buçuk milyon, gayriresmi rakamlara göre 20 milyon insan hayatını kaybetti.

Ama başta gıda, temizlik, sağlık ürünleri olmak üzere bütün alanlarda kontrolsüz bir enflasyon dalgası gelişmiş, en zengin ülkelerde dahil ortalığı tarumar etti ve buna karşı bütün gelişmiş ülkelerde sıkı para politikası, yüksek faiz politikası gibi araçlara sarıldılar. 2022'nin ortalarından itibaren, bizde de 2023'ün ortalarından itibaren böyle bir program uygulanıyor." diye konuştu. "Bu yılın ilk üç ayında 785 milyon liralık idari para cezası uygulandı" Bolat, bakanlık olarak ürün ve sektör bazında düzenlemeler yaparak enflasyonla mücadeleye katkı vermeye gayret ettiklerini belirterek, "Bu anlamda görevli olduğumuz süre içinde 50'den fazla önemli yönetmelikler çıkardık.

Emlak piyasasında, Elektronik İlan Doğrulama Sistemi ve Güvenli Ödeme Sistemlerini getirdik.

Elden ödeme olayını bitirmiş olduk.

Taşıt, oto piyasasında 6 ay 6 bin kilometre uygulaması, noterlerin bireysellere yılda 3'ten fazla satışı yaptırmamızı uygulamasını yürürlüğe soktuk." dedi.

Geçen yıl 578 bin firmanın, 41,3 milyon ürünün denetlendiğini, 2 milyar 658 milyon liralık para cezası uygulandığını söyleyen Bolat, bu yılın ilk üç ayında 130 bin firmanın, 15,1 milyon ürünün denetlendiğini, 785 milyon liralık idari para cezası uygulandığı bildirdi.

Bolat, Körfez'de yaşanan gerilimler nedeniyle yatırımların Türkiye'ye yönelebileceğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Ülkemize istihdam kazandıracak, döviz getirecek ve Türkiye'nin ihracat yeteneğini, üretim kabiliyetini artıracak, finans kanallarını besleyecek, sermaye ve yatırım girişlerine sıcak bakıyoruz. 23 yılda toplamda Türkiye'ye gelen yabancı yatırım miktarı 290 milyar dolar ve 89 bin şirket.

Türkiye istikrar, gelişme ve büyüme ülkesi, başarılı bir dış ticaret ve ihracat ülkesi, lojistik ve tedarik ülkesi en önemlisi güvenli liman.

Bunu her seferinde ortaya koydu ve dünyaya barış yaymaya çalışan ve barış kuran bir ülke konumunda.

Başta Cumhurbaşkanımızın dünya çapındaki itibarı ve saygınlığıyla ve dış işlerinde dengeli, başarılı politika bize bu yetenekleri kazandırdı.

Türkiye dünyada oyun kurucu, rol belirleyen bir ülke konumunda." Özdemir: Türkiye, yalnızca bölgesel bir pazar değil stratejik bir merkezdir Zirvenin açılışında konuşan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye Yüzyılı'nın yalnızca büyüme rakamlarından, ihracat verilerinden ya da yatırım tablolarından ibaret olmadığını belirterek, "Bize göre Türkiye Yüzyılı, yeniden ayağa kalkmış, üretim gücünü yeniden keşfetmiş, öz güvenini yeniden kazanmış bir milletin hikayesidir." dedi.

Dünyanın kritik bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyleyen Özdemir, güç dengelerinin yer değiştirdiğini, uluslararası ticari ilişkilerin yeniden şekillendiğini ve neredeyse tüm coğrafyalarda safların yeniden belirlendiğini dile getirdi.

Özdemir, Türkiye Yüzyılı vizyonunun, ülkenin sadece var olan coğrafi sınırlarından, nüfusundan veya ekonomik verilerinden ibaret olmadığını belirterek, Türkiye'nin Türkiye'den daha büyük olduğunu anlatan güçlü vizyona sahip bulunduğunu vurguladı.

Özdemir, şunları ifade etti: "Ülkemiz, tüm bölgeyi geçmişte defalarca tekrarlanan ithal çözümlere mecbur bırakmayacak, çözümü üretebilecek tarihi bir fırsat penceresini yakalamış durumdadır.

Önümüzde beliren tarihi fırsat penceresini değerlendirebilecek jeopolitik konuma, sanayi altyapısına, genç ve dinamik insan gücüne fazlasıyla sahip olduğumuzu düşünüyoruz.

Bugün Türkiye, yalnızca bölgesel bir pazar değil Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu arasında üretim, lojistik, enerji, teknoloji ve güvenlik eksenlerini birbirine bağlayan stratejik bir merkezdir.

Bunun yanında ülkemizin organize sanayi altyapısı, tersaneleri, limanları, enerji yatırımları, ulaştırma koridorları gibi kabiliyetleri küresel ekonomide yaşanan yeni kırılmalar karşısında önemli avantajlar sunmaktadır." Atıl kaynak dönüşümü ve erken sanayisizleşmenin önüne geçecek insan kaynağı dönüşümüne yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Özdemir, "Bu iki dönüşümü hızlı ve proaktif biçimde ve özellikle devlet eliyle gerçekleştirmezsek önümüzdeki yıllarda tekrar orta gelir tuzağına düşmemiz olasıdır." diye konuştu.

Özdil: Sektörümüz, üretim ve ticaretin devamı için kritik bir rol üstlendi Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil de küresel ekonominin, jeopolitik gerilimlerin küresel tedarik zinciri üzerinde meydana getirdiği aksaklıklara bağlı olarak çok zorlu bir sınavdan geçtiğini söyledi.

Özdil, çok kutuplu yeni dünya düzeni ve güç mücadelelerinin küresel ticarette korumacı eğilimlerin artmasına ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesine neden olduğunu ifade etti.

Küresel ticaret dinamiklerindeki değişimin, ticaretin geleceğine yönelik belirsizlikleri artırarak küresel ekonomide aşağı yönlü riskleri açığa çıkardığını belirten Özdil, "Ayrıca önemli bir enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı etrafında düğümlenen politik çıkmazlar, enflasyon görünümünü bozarak küresel finansal piyasalara olumsuz yansıyor." diye konuştu.

Özdil, ülkenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde uygulanan başarılı ekonomi programı sayesinde risklere karşı korunaklı yapısını muhafaza ettiğini dile getirerek, "Alınan proaktif tedbirlerle piyasalarımızın düzenli işleyişini sürdürmesi sağlanarak enflasyonist baskılar sınırlandırılmaya çalışılıyor.

Bu dönemde Merkez Bankamızın rezervleri, finansal istikrarı korumada önemli bir tampon görevi görerek dış şokları yönetebilme kabiliyetimizi artırıyor.

Dezenflasyon süreciyle eş güdüm içerisinde reel sektörün finansmana erişimi için de gerekli tedbirler alınıyor." ifadelerini kullandı.

Nisan ayı başında Hazine ve Maliye Bakanlığının turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik devreye aldığı 120 milyar lira tutarındaki ilave kredi paketinin de jeopolitik gelişimlerin etkisini azaltmak için önemli bir adım olduğunu vurgulayan Özdil, şunları kaydetti: "Son açıklanan ihracat verilerindeki olumlu görünüm de bu yaklaşımı destekler niteliktedir.

Ayrıca yatırımcı dostu politikalarla ülkemizin küresel cazibe merkezi olma hedefi de güçlenmektedir.

Bu doğrultuda Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı İstanbul Finans Merkezi odaklı düzenlemeler, transit ticaret ve finansal hizmetler alanında rekabet gücümüzü en üst seviyeye taşıyacaktır.

Ekonomi yönetimimizin inşa ettiği bu istikrarlı zeminde sektörümüz, etkin aktif pasif yönetimi, sağlam sermaye yapısı, yüksek likidite yeterliliğiyle, teknolojik altyapısıyla her türlü riske karşı hazırlıklı olduğumuzu kanıtladı." Özdil, 2025'te ortaya konulan bu performansın yılın ilk çeyreğinde de sürdürüldüğünü vurgulayarak, "İçinde bulunduğumuz zorlu küresel ortamda sektörümüz, üretim ve ticaretin devamı için kritik bir rol üstlendi.

Uygulanan selektif kredi politikalarıyla kaynaklar verimli alanlara yönlendirilerek ticaretin sürdürülebilirliğine güçlü bir katkı sağlanmaktadır." şeklinde konuştu.

Ticaretin rotasının yeniden çizildiği bu süreçte Halkbank olarak üretimi, yatırımı ve ihracatı desteklemeye devam ettiklerini vurgulayan Özdil, kamu bankası misyonlarıyla ticaretin gelişimi için güvenli ve güçlü finansal zemin oluşturduklarını söyledi. "KOBİ kredi hacmimiz 960 milyar liraya ulaştı" Özdil, "İhracatçılarımızdan, esnaf ve KOBİ'lerimize kadar geniş bir yelpazede ticaretin sürdürülebilirliği için finansman desteği sağladık.

KOBİ kredi hacmimiz 960 milyar liraya ulaşırken nakdi kredilerimiz içinde KOBİ kredilerinin payı yüzde 48 olarak gerçekleşti.

Aynı dönemde esnaf kredi bakiyemiz 320 milyar liraya, kredili esnaf sayımız ise 774 bine yükselmiş durumdadır." ifadelerini kullandı.

Girişimcilik ekosistemine katkı sağlamayı öncelikleri arasında gördüklerini vurgulayan Özdil, "Bu amaçla son 4 yılda 210 bin girişimci müşterimize toplam 44 milyar lira kredi kullandırdık. 2021'den bu yana ise 271 bin kadın girişimciye 129 milyar lira, 35 yaş altı yaklaşık 100 bin genç girişimcimize 21 milyar lira kaynak aktardık.

Bu desteklerimizi 2026 yılında daha da artırmayı hedefliyoruz." dedi.

Albayrak Medya Genel Müdürü Abdullah Hanönü, bugün dünyanın konuştuğu en önemli başlıklardan birisinin ticaret olduğuna işaret ederek, "Dünya, ülkeler sarsılıyor, Hürmüz'den yükselen gerilim küresel ekonomiyi yakın tarihinin en derin şoklarından biriyle yüzleştiriyor.

Ticaret, ekonomi, sanayi, tarım ve teknoloji, hiçbir sektör bu sarsıntıdan azade değil.

Türkiye, bu tablonun ortasında bir istikrar adası olarak yükselişine devam ediyor." diye konuştu.

Her zorlukla beraber bir kolaylığın olduğuna inandıklarını belirten Hanönü, "Hem dünyamız hem de ülkemiz bugün bu zor dönemden de geçecek ve istikrarlı bir şekilde yoluna devam edecektir.

Karar vericilerimizin yıllarca icra ettiği stratejik aklın meyvelerini topluyoruz." ifadelerini kullandı.    

İlgili Sitenin Haberleri