Haber Detayı

Erdoğan’dan yeni anayasa mesajı: Boynumuzun borcudur
Gündem hurriyet.com.tr
12/05/2026 07:00 (8 saat önce)

Erdoğan’dan yeni anayasa mesajı: Boynumuzun borcudur

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Kanun-ı Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi halen dinmedi. Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyük. Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur” dedi.

Danıştay’ın 158.

Kuruluş Yıldönümü ve Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan şunları söyledi: “Devletin üç temel sütunundan biri olan yargı organı içindeki idari yargı yolu, kamunun tasarrufları karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir limandır.

Danıştay da bu yolun bidayet nihayet çizgisindeki son durağıdır.Farkında olduğumuz bir diğer husus devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası itibarıyla eşitler arası bir ilişki olmadığıdır.

İdare hukuku ve bu hukuk dalının kurallarını uygulayan idari yargı devlet ile vatandaş arasındaki işte bu ilişkide bir denge unsurudur.

Adliye mahkemelerinden farklı olarak idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı her zaman devlettir, kamu idaresidir.

Dolayısıyla idari yargının adil ve etkin işleyişi kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bakımından özel öneme sahiptir ve bu işleyiş hukuk devleti standartlarına dair çok kritik bir göstergedir.HUKUK KARŞISINDA EŞİTLİKAdalet ve eşitlik ilkeleri üzerinde neşhü nema bulan bir hukuk devleti düzeninde hiç kimse için korku yoktur, ümitsizlik yoktur, çaresizlik yoktur.

Bu düzende kamu idaresi vatandaşa tepeden bakamaz, göz hizasında konuşur.

Bu düzende imtiyazlılar seçkinler hukukun kapsama alanı dışında onlar yoktur.

Hukuk karşısında eşitlik vardır.

Bu düzende idareci vatandaşın efendisi değil, hizmetkârıdır.

Bu düzende asıl olan millettir.

Milletin rızası ve vatandaşın memnuniyetidir.AYRIMCILIĞA SON VERDİKToplumun bir kesiminin kendisini özyurdunda garip hissettiği dönemlerden siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine hamdolsun ulaştık.

Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik.

Cumhurla Cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık.

Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle milletin iradesinin aracısız bir şekilde devlet idaresinde belirleyici olmasını temin ettik.

İyi yönetim ideali bilhassa son 23 yılda hayata geçirilen yasal ve yapısal reformlarla güç ve mevzi kazanmıştır.DEMOKRATİK DENETİMDilekçe ve bilgi edinme hakkı, Kamu Denetçiliği gibi kurumlarla idarenin demokratik denetiminin önü açılmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gibi kurul ve düzenlemelerle vatandaşımıza ilave güvenceler sağlanmıştır.

İdari usul açısından pek çok kural ve müessese hükümetlerimiz döneminde hayata geçirildi.

Kamu idaresi yanında idari yargı yolunun etkinliğini artırma hedefi de reform gündemimiz içindeki öncelikli yerini koruyor.

İçinde bulunduğumuz dönemde daha etkin, daha hızlı, daha adil bir idari yargı sistemi için çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz.YENİ ANAYASA MESAJIMalumunuz anayasalar, hem devletin temel organizasyonunu hem de devletle vatandaş arasındaki ilişkileri belirleyen normatif çerçevedir.

Hukuk devletinin, hukuk üstünlüğünün ve iyi yönetim ilkelerinin temel dayanağı da anayasal metinlerdir.

Kanun-i Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi halen dinmemiştir.Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür.

Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur.

Kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânıyla önümüzde duruyor.”HER TÜRLÜ SİYASİ MATEMATİK HESABININ ÜSTÜNDEAnayasa’yı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız.

Böyle bir anayasayla inanıyorum ki hem hukuku hem demokrasiyi hem devleti hem de milleti aynı anda koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmamız mümkün olacaktır.

Biz bu konuyu her türlü siyasi matematik hesabının üstünde zihnimizde ve reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz.YARGININ OBJEKTİF VE ADİL OLMASIYargı organlarının objektif, adil, Anayasa’nın ve yasaların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak hareket etmesi şüphesiz diğer tüm kurum, kuruluş ve şahısların tavırlarından çok daha önemlidir” diyen Erdoğan şöyle devam etti: “Bu konuda oluşabilecek en küçük ihmalin veya ihlalin faturasını sadece ilgili merciler değil, millet ve devlet olarak hepimiz ödüyoruz.

Madem hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız öyle ise Türkiye’nin çıkarını, Türkiye’nin geleceğini, Türkiye’nin huzurunu gözetmek mecburiyetindeyiz.

Türkiye kalkınacaksa, büyüyecekse, muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkacaksa bu ancak topyekûn bir mücadeleyle gerçekleşebilir.

Başta Yassıada ve 12 Eylül olmak üzere yargı tarihimizin her bir safhasının iftihar tablolarıyla dolu olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.HUKUK DIŞI MÜDAHALEAynı şekilde yakın dönem siyasi tarihimizde Danıştay’ın da hedef alındığı çeşitli provokasyonlara maruz kaldık. 17-25 Aralık’ta olduğu gibi yargı içine sızmış bir örgütün meşru hükümeti devirmeyi amaçlayan hain bir darbe girişimi yaşadık.

Yargı yetkisi kullanılırken yorumda sınırların zorlandığı, hukuki mütalaa ile siyasi mülahaza arasındaki çizginin bulanık hale geldiği hadiselere tanık olduk.Bunların hepsi ve daha fazlası halen hafızalarımızdadır.

Şu bir gerçek ki yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahale hoş ve mazur karşılanamaz.

Bununla beraber yargının, yasamaya veya yürütmeye vesayeten iş yapma, karar alma hakkı ve yetkisi de yoktur.SOSYAL MEDYADA LİNÇ KÜLTÜRÜ ÇIĞIRINDAN ÇIKTIAnayasamız, yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimiyle sınırlı tutmuş bu yetkinin bir yerindelik denetim şeklinde kullanılamayacağını belirtmiştir.

Yani hukuki denetim yetkisini yargı mercilerine verirken, idari takdir yetkisini idare lehine saklı tutmuştur.

Kuşkusuz bu iki konuyu birbirinden kesin sınırlarla tefrik etmenin zorluğu bazen tartışmalı kararlara ve eleştirilere neden olabilmektedir.

Ancak bu tartışmalardan korkulmaması gerektiğine inanıyorum.

Tam tersine yapıcı eleştirinin düzeltici, iyileştirici, dönüştürücü etkisinden en geniş biçimde istifade etmenin yollarını aramalıyız.

Sosyal medyada artık iyice çığırından çıkan giderek daha seviyesiz bir hal alan linç kültürünü elbette bunun dışında tutuyorum.

Çünkü bu linç kimi zaman siyasetçiye, kimi zaman yargıya, kimi zaman bürokrasiye, kimi zaman da sokaktaki vatandaşa yönelmekte.

Hak ve adalet arayışına hizmet etmekten ziyade bir operasyon aygıtı olarak çalışmaktadır.

İlgili Sitenin Haberleri