Haber Detayı

Etiket okurken hayatı kaçırmayın! Sağlıklı beslenmenin takıntıya dönüşmesi: Ortoreksiya
Stil haberturk.com
12/05/2026 08:06 (18 saat önce)

Etiket okurken hayatı kaçırmayın! Sağlıklı beslenmenin takıntıya dönüşmesi: Ortoreksiya

Sağlıklı olmanın ne kadarını tabaktaki katı kurallara bağlıyorsunuz? Masadaki yiyeceklere ceza kesmek eğlenceli gelebilir, ama yemeğin hayatı işgal edişi aslında ciddi bir soruna işaret. Anoreksiya ve Blumia kadar tanıdık olmasa da Ortoreksiya da gerçek bir tehlike!

Öğle yemeği zamanı geldiğinde, “Ben maydanoz yedim” diyerek karnının tok olduğu mesajını veren, hatta küçük yaştaki kızına da maydanoz yemesini teklif eden bir tanıdığım vardı.

Maydanoz öğünü, zaman zaman kiraz sapı suyuyla ya da çiğ kereviz saplarıyla şekillenebiliyordu.

Nasıl bir lezzet şöleni(!) ama… Arkadaşlarla aramızda harika bir espri malzemesiydi.

Bu tercihlerin gerçekten bu otlara bayılmayla alakası olabileceğini düşünmedim hiç.

Sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme konusunda takıntılı bir halin yansıması olduğu fikriydi hep aklımda olan.

Meğer literatürde bunun bir yeri varmış! ‘Ortoreksiya’ diyorlar adına.

Anoreksiya (Yoğun kilo alma korkusuyla sürekli zayıflamaya çalışma) ya da Blumia’yı (Aşırı yedikten sonra kusma) duymuşsunuzdur.

Bir nevi onlar gibi bir yeme bozukluğu yani… Literatürde yer alıyor dediğime bakmayın.

Aslında ‘Ortoreksiya Nervoza’, şu an için, kısaca ‘DSM-5’ olarak adlandırılan ‘Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’ içinde resmi bir tanı olarak yer almıyor.

Uzman Psikolog Sena Sivri, bu durumun, klinik olarak ‘önemsiz’ olduğu anlamına gelmediğini belirterek, “Literatürde genellikle ‘yeme bozuklukları spektrumu’nda, özellikle ‘Anoreksiya Nervoza’ ile benzer kontrol ve katılık özellikleri nedeniyle, ‘Obsesif Kompülsif Bozukluk’ ile örtüşen obsesif yapı nedeniyle değerlendirilir” diyor. “Ortoreksiya, henüz ayrı bir tanı değil, fakat klinik olarak giderek daha fazla ciddiye alınan bir problem alanı olarak karşımıza çıkıyor” eklemesini yapıyor.

HANGİ NOKTADAN SONRA TAKINTI BAŞLIYOR?

Sağlıklı beslenme hepimizin nihai amaçlarından. Çoğumuz pestisitli yiyecek konusuna odaklanıyoruz örneğin.

Daha fazla para vermemiz gerekse de elimizden geldiğince organik gıdaya ulaşmaya çalışıyoruz ki, vücudumuza zehir sokmayalım.

Ama öyle bir nokta olmalı ki, ‘normal’in dışına çıkıp sağlıklı beslenmeyi takıntı haline getirmiş olalım… “Burada ayırt edici kriter davranışın kendisi değil, onun işlevi ve katılığıdır” diyor Uzman Psikolog Sivri, “Sağlıklı beslenme; esnek, işlevsel, yaşamı destekleyen bir yapıdayken, Ortoreksiya ise katı, kaygı temelli, yaşamı kısıtlayan bir yapıya sahiptir” ayrımını yapıyor.

Kendimizin ya da yakınımızdaki bir kişinin sağlıklı beslenme takıntılı olduğunu nasıl anlayacağız?

Uzman isim, kritik kırılma noktalarını şöyle sıralıyor: Esneklik kaybı “Bugün böyle olsun” diyememe, küçük sapmalarda yoğun suçluluk duygusu veya kaygı taşıma.

Zihinsel işgal Günün büyük kısmının yemek planlama, içerik analiz etme, “temiz/güvenli” gıda arama ile geçmesi.

Ahlaki anlam yükleme Yiyecekleri “iyi / kötü”, “temiz / kirli” diye ayırt etme.

Kişinin kendilik değeri yeme üzerinden belirlenir.

İşlevsellik kaybı Sosyal ortamlardan kaçınma, dışarıda yemek yiyememe, hayatın spontane akışının bozulması.

Sena Sivri’nin tespiti şöyle: Klinik olarak ayırıcı özellik, beslenme davranışı, sağlığı korumaktan çıkıp kişinin psikolojik bütünlüğünü bozmaya başladığında belirlenir. ‘Ortoreksik’ insan profilini nasıl çizmek gerekir? “Ortoreksiya tek tip bir kişilik değildir, ancak bireylerde sık görülen bazı örüntüler bulunur” diyen uzman, bu özellikleri şöyle sıralıyor: Kontrol ihtiyacı yüksek bireyler Belirsizliğe tolerans düşüktür, “Ne yediğimi biliyorum, güvendeyim” algısına sahiplerdir.

Mükemmeliyetçi bireyler “Ya tamamen doğru, ya tamamen yanlış” düşünce biçimine sahiplerdir.

Küçük sapmaları bile başarısızlık gibi algılarlar.

Anksiyete temelli yapı Sağlık kaygısı yüksek olabilir.

Bedene zarar verme korkusu taşırlar.

Kimlikle bütünleşme “Ben sağlıklı beslenen biriyim” = “Ben değerliyim”.

Davranış, kimliğin parçası haline gelir.

Katı bilişsel şemalara sahip olma Siyah-beyaz düşünme, kuralcılık, esnek düşünceye direnç.

MESELE YEMEK DEĞİL KAYGI Uzman Psikolog Sivri, “Ortoreksiya birçok psikolojik zorlanmada olduğu gibi çoğu zaman yemekle ilgili değil, kontrol, kaygı ve kimlik organizasyonu ile ilgilidir” diyor.

Sağlıklı beslenmeyi takıntı haline getirip hayatın odağına yerleştirmenin, sosyal hayatı etkilemeyeceğini düşünmek imkansız.

Zaten, sorunun genelde gündelik hayata etki etmeye başladığında görünür hale geleceğini uzmanlar da belirtiyor.

Uzman Psikolog Sivri’ye göre Ortoreksiya’nın sosyal hayatı etkileme biçimleri şöyle oluyor: Sosyal izolasyon Davetlere gitmeme, restoranlardan kaçınma, “Uygun yemek yok” düşüncesine sahip olma, bunlarla beraber gelen yalnızlaşma.

İlişkilerde zorlanma Ortak yemek kültürünün bozulması, partner/arkadaşlarla çatışma, “Sen yanlış besleniyorsun” tutumu, zaman ve enerji tüketimi, aşırı araştırma, etiket okuma, yemek hazırlamaya aşırı zaman ayırma, fiziksel sağlık paradoksu.

İronik olarak ortoreksik bireyler, aşırı kısıtlayıcı diyetler yaparlar ve bu da besin eksikliklerine yol açabilir.

Psikolojik yük Suçluluk, kaygı, kontrol kaybı korkusu, katı bir iç eleştirmen.

Uzman Psikolog Sivri, “Ortoreksiya, yüzeyde sağlıklı yaşam gibi görünse de, derin yapıda kontrol ihtiyacı + kaygı regülasyonu + kimlik inşası üzerinden ilerleyen bir psikolojik organizasyondur” diye ekliyor.

Tüm bu uzman tespitlerini kendi üzerinizde değerlendirerek Ortoreksik olup olmadığınıza karar verebilecek misiniz?

Amerikalı beslenme uzmanı Beth Auguste, Yeme bozuklukları konusunda uzmanlaşmış bir diyetisyen veya terapistle konuşmak gerçekten çok önemli.

Bu durumun sizin için bir sorun olup olmadığını anlamanıza yardımcı olabilir diyor. ‘HER ZAMAN’ YERİNE ‘GENELLİKLE’ Beslenme söz konusu olduğunda ya hep ya hiç düşünce tarzından vazgeçmenin önemli olduğunu söyleyen Auguste, “Bu, belirli bir diyeti takip etme veya katı bir kilo verme planına uyma gibi kuralları da içeriyor.

Bunu yapan çok fazla hastam var ve her zaman yüzde yüz oranında başarılı olmak sürdürülebilir değil.

Diyeti bıraktıklarında kendilerini başarısız hissediyorlar ve pes ediyorlar.

Bence Ortoreksiya hastası biri için bu bir dezavantaj.

Yüzde yüzden vazgeçmekten korkuyorsunuz ve vazgeçerseniz o hiçliğe geri döneceğinizden korkuyorsunuz” diyor.

Orta yolu bulmak ve mükemmel olmak zorunda olmadığınızı kendinize hatırlatmak önemli diyen Auguste, Kendinize Genellikle sağlıklı besleniyorum diyebilirsiniz.

Her zaman sağlıklı besleniyorum demek zorunda değilsiniz” diye ekliyor.

Yani her zaman ifadesini kullandığınızda başarısızlık ve kendini yargılama kavramını ortaya koyuyorsunuz.

Şunu kabul etmek gerekiyor: Tuzlu bir atıştırmalık veya tatlı bir şeyler yemek tamamen normal bir şey ve bir başarısızlık değil!

İÇİMİZDEKİ KATI ELEŞTİRMENİ YUMUŞATMALI Sağlıklı beslenme yaşamı destekleyen bir araçken, kontrol ve kaygının eline geçtiğinde bizi hayattan ve kendimizden uzaklaştırabiliyor.

Ortoreksiya bugün, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda ayrı bir tanı olmasa da esnekliğin kaybolduğu, yemeğin zihni ve sosyal hayatı işgal ettiği, “mükemmel” olma baskısının suçluluğu beslediği her durumda klinik olarak ciddiye alınmalı.

Orta yolu hatırlamak, “her zaman” yerine “genellikle” demeyi öğrenmek ve ara sıra atıştırmalıklardan keyif almayı normalleştirmek, içimizdeki katı eleştirmeni yumuşatmanın ilk adımı olabilir.

Eğer bu döngü işlevselliği bozuyor, ilişkileri zedeliyor ve kimliğimizi değiştiriyorsa bir uzmandan destek almak en sağlıklı seçenek.

İlgili Sitenin Haberleri