Haber Detayı

Liyakat, sadakat ve sistem
Muhammet savaş kafkasyalı internethaber.com
12/05/2026 13:32 (10 saat önce)

Liyakat, sadakat ve sistem

Bir sistem kurmayı başaranlar, bu sistemin işleyişi için mecburen liyakat ararlar.

Sistemin yapısı ve işleyişi için bütün unsurların, parçaların, birimlerin, sisteme lâyık olması şarttır.

Herhangi bir sebeple lâyık olmayan, uygun olmayan, yani liyakate aykırı bir tercih sistemin işleyişini aksatacaktır.

Sistemin işleyişinde ortaya çıkan aksaklık ise sorun olacaktır.

Kaliteli bir otomobilin gereksiz bir parçasının olduğunu söyleyebilmek çok zordur.

Kusursuz işlemesi için gereken parçalardan oluşturulmuş bir bütün olan bu otomobilin işlemesi, çalışması için her göreve en uygun parçanın koyulması gerekir, yani liyakat şarttır.

Ayrıca her parçada liyakat olmasına ilaveten lüzumsuz bir parça da olmamalıdır.

İşleyişindeki kusursuzluğa ve sunduğu hizmete göre kalite kazanacak her bir sistem, varlığını ve işleyişini sürdürsün ve sorun çıkarmasın istendikçe liyakat denetimi yapılır, yapılmalıdır.

Bir sistem kurmayı başaramayanlar ise mecburen sadakat ararlar.

Liyakati aramak dahi liyakatle olur.

Sistem kuramamış olan liyakatsiz, liyakat arayamayacağından ötürü idaresini, idare vazifesini sürdürebilmek için sadakat arayacaktır.

Sistem için nasıl liyakat şartsa liyakatsiz idare için de sadakat şarttır.

Liyakat iş içindir.

İşin olmadığı yerde liyakatin de işi olmaz.

Diğer bir ifadeyle liyakat, sevgi için, keyif için, hayal için olmaz, bir işi yapmak için olur ve işe lazım olur.

Sadakat ise bir histir ve muhatabın hissi içindir.

Tek bir iş için liyakatin ve ehliyetin yoksunluğu, belki yalnızca o işin hâlline engel olur.

Lâkin bir sistemin işleyişinde liyakatin ve ehliyetin yoksunluğu sadece bir işi değil, işleyişi etkiler.

Hatta büsbütün sistemin işleyişine mâni olur.

Sistem kurmayı ya da kurmak gerektiğini bilmeyenler, aslında dolaşmak olan ve zaten bir hedefe doğru gitmeyen yolculuklarında sadık yoldaşlar ararlar.

Oysa yoldaş olmak için yol gerekir.

Yol ise bir yeri başka bir yere bağlar ve bu iki yeri birbirine bağladığı için yoldur.

Dolaşırken katedilen mesafedir ama yol değildir.

Yol olması için bir hedefe götürmesi gerekir ve o hedefe götürdüğünde yol olur.

Yol bir yöntemdir.

Yüründüğü vakit de yordam olur.

Bu sebepledir ki, dolaşanların yoldaşı olmaz, arkadaşı olur.

Arkadaşlar arasında hayal birliği, ülkü birliği, arzu ve istek birliği vardır.

Arkadaş olmak için birinde, kendileriyle aynı hayalin, ülkünün, arzunun ve isteğin olmasını ararlar.

Bir hedefe doğru giden yoldaşlar ise o hedefe varabilmek için, gereken işi yapabilmek maksadıyla işbirliği yaparlar.

Hep kuranın ve yönetenin çıkarları doğrultusunda işleyecek bir sistem kurmak için aynı amacı taşıyanlar işbirliği yapmalıdır.

Kurulmuş bir sistem işliyorsa şayet, liyakat kâfidir.

Liyakat, adalettir aynı zamanda.

Hem adalet içindir hem de bizatihi adaletin kendidir.

Adalet, olması gerekenin olması, bir şeyin olması gereken yere koyulması, birinin yapması gereken işi yapması ya da yürütmesi gereken göreve getirilmesi demektir.

Liyakat de tam olarak budur zaten.

Bugünlerde çok sık konuşulan bir konu ve nihayetinde de verilen bir hüküm var: Yapay zekâ, gücü ve kontrolü ele geçirince insanlığı yok edecek ve felâkete sürükleyecek.

Konuşanların insanı, dünyayı, kâinatı, kâinatın işleyişini bilmediği, dahası yapay zekâyı da bilmediği için bu hükmü vermelerine şaşmamalı.

Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti.

Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?

Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler.

Allah da “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. (Bakara Suresi, 2/30) Şimdi, bozgunculuk yapan ve kan döken, adalete, liyakate uymayan insanoğlu, sanki her şeyi doğru yapıyormuş gibi, kontrolün kendinden başkasına geçmesinden endişe duyuyor ve korkuyor.

Oysa işleyen bir nizama sonradan dahil olan insan, bu nizamın işleyişine uyum sağlamak için adalete ve liyakate riayet etmeliyken bütün imkân ve kabiliyetleriyle, bile isteye zulmedip hem bu nizama hem de kendine çok zarar vermedi mi?

Tam da meleklerin dediği gibi.

Yapay zekânın, yazılımına göre hareket edeceğinden ve kararlar vereceğinden ötürü, adil olacağını, liyakate riayet edeceğini, insanların bozduklarını düzelteceğini, olması gerekenleri yapacağını düşünmemek için tek sebep, insanın kendi kötü olagelişi ve yapay zekâyı da kendi gibi bellemesidir.

Hiç hak etmediği hâlde bir göreve atanan kişinin yapacakları ve yapması gerekirken yap(a)mayacakları yüzünden bir sistemin işleyişine vereceği zarardan, görevi hak etmeyene vererek hak edenlere, sistemi kuranlara, hatta sistemin unsurlarının her birine ettiği zulmün neticesinden korkmayıp da yapay zekâyı geliştiren, büyük şirketler kurarak yapay zekâyla istihbarat toplayan ve bu istihbaratı açık açık kendi çıkarları için kullananlardan ve onların manifestolarından korkmak da ne demek?

Takip ve taklit etmeye alışmışların, liyakat sahibi olamamışların ve liyakatle iş yapmak nedir bilmeyenlerin müzmin kalite korkusu bitmez ve bitmeyecektir.

Bir şekilde elde ettiklerini, aradıkları ya da buldukları sadakatle korumaları da mümkün olmayacaktır.

Adalet, çağırınca gelmez, çığırtkanlıkla elde edilmez, mamûl bir şekilde satın alınmaz.

İradeyle, bile isteye, bütün alternatif maliyetlerine katlanarak, doğru olarak ve eyleyerek sağlanır.

Kendi çıkarları doğrultusunda kurdukları sistemin işlemesi için liyakatle iş tutanların, o sistem içinde adil oldukları unutulmamalıdır.

Sistemlerinin işleyişi için lâzım olanları yapanların başardıklarını kötülemek, onların yapmak istediklerine maruz kalmamak ve hedefi olmaktan kurtulmak için derman değildir.

Lâyık olanlardan nefret etmek, ille de sadakat istemek ise zehirdir.

Derman isteyen bulmakta zorlansa da zehir arayanlara istediği zehri altın tepside takdim etmeye mahir hasımlar, her dem sudan daha uyanık beklemekteler.

Doğru, hatta dosdoğru olmayı, adil olmayı, olduğu gibi görünüp göründüğü gibi olmayı, hâline ve eylediğine lâyık olmayı iradesini kullanarak tercih eden insanlar, kendi işleriyle meşgul olur.

Onlar için başkasının yapıp ettikleri yerilesi ve sövülesi değil, bilinesi ve tedbir, temkin vesilesidir.

Meleklerin dediklerinden olmayıp hâline lâyık ve hâlinden razı olan, sorumluluklarını bilen ve eyleyen insanlardan olmaya çalışmakla başlamalı adil olmaya.

Şeytana sövmek yerine, onu taşlamalı, ondan korunmalı, sakınmalı ve uzak durmalı.

İlgili Sitenin Haberleri