Haber Detayı
İsrail’de şekel bilmecesi: Savaşın gölgesinde faiz indirimi rotası değişir mi?
İsrail Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Andrew Abir’in güçlü para birimine müdahalede aceleci olmayacakları yönündeki mesajı piyasalarda stratejik bir bekle-gör hamlesi olarak okunurken savaş maliyetlerinin arttığı bu dönemde beklenen iki faiz indiriminin gerçekçiliği tartışılıyor
Orta Doğu’daki askeri hareketliliğin yarattığı jeopolitik türbülansın ortasında, İsrail’in para politikası rotası oldukça dar bir koridorda ilerliyor.
Andrew Abir’in yaptığı son açıklamalar, bankanın güçlü şekeli bir sorun değil, şu an için enflasyonu dizginleyen bir kalkan olarak gördüğünü kanıtlıyor.
Döviz piyasasına müdahale için bir aciliyet hissedilmemesi, savaşın yarattığı yüksek maliyetlere rağmen şekelin küresel piyasalardaki direncinin bankaya sağladığı stratejik konforun bir sonucudur.
Ancak bu konfor, çatışmaların bütçe ve enflasyon üzerindeki gecikmeli etkisiyle her an yerini yeni bir zorunluluğa bırakabilir.
Savaş ekonomisinin paradoksu ve şekelin gücü İsrail ekonomisi bir yandan milyarlarca şekellik askeri operasyon maliyetlerini göğüslemeye çalışırken, diğer yandan para biriminin beklentilerin aksine güçlü kalmasıyla ilginç bir paradoks yaşıyor.
Normal şartlarda bir ülkenin savaşa girmesi para biriminde sert değer kayıplarını tetiklerken, İsrail’de dış yardımlar ve savunma sanayisine dayalı sermaye akışları şekeli ayakta tutuyor.
Müdahale seçeneğinin rafa kaldırılması, bankanın güçlü şekeli ithal enflasyonla mücadelede bir kaldıraç olarak kullanma niyetini açıkça ortaya koyuyor.
Fakat bu durum, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatarak savaş sonrası toparlanma sürecini zorlaştıracak yapısal bir risk olarak karşımızda duruyor.
İki faiz indirimi ne kadar mümkün?
Para politikasının en kritik başlığı olan faiz indirimi takviminde, bankanın gelecek yılın ilk çeyreğine kadar iki indirim öngörüsünü koruması, kontrollü iyimserlik stratejisinin bir parçasıdır.
Bu öngörü, enflasyonun orta vadeli hedeflere döneceği varsayımına dayansa da tablonun bütçe tarafı bu kadar iyimser olmayabilir.
Savunma harcamalarındaki kontrolsüz artış ve iş gücü piyasasındaki seferberlik kaynaklı aksamalar, talep yönlü olmasa bile arz yönlü bir enflasyon şokunu tetikleyebilir.
Böyle bir senaryoda, işaret edilen iki faiz indirimi birer projeksiyon olmaktan çıkıp, piyasayı teskin etmeye yönelik temenni boyutuna indirgenebilir.
Kırılma noktası ve olası senaryolar Yatırımcılar için şu anki tablo, risklerin şekelin gücüyle maskelendiği bir geçiş dönemine işaret ediyor.
Şekelin dolar karşısındaki stabilitesi bankanın elini güçlendirse de savaşın bölgesel genişleme potansiyeli ve küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, bu denklemin en zayıf halkalarıdır.
Temel soru, bankanın bu bekle-gör stratejisini ne kadar süre daha savunabileceği oluyor.
Eğer bütçe açığındaki genişleme kredi derecelendirme kuruluşlarının yeni bir hamlesini tetiklerse, şekeldeki bu sükunet yerini yüksek bir volatiliteye bırakabilir.
Bu da faiz indirimlerini öngörülen takvimden çok daha ileri bir tarihe itebilir.
Para politikasında sıkılaşma döngüsü yeniden mi başlıyor?
Fed’den şahin sinyallerKüresel Ekonomi Komşuda neler oluyor?
Yunanistan sanayisi enerjiyle mi şahlanıyor?Küresel Ekonomi Japon yeni için kritik eşik: BoJ’dan haziran ayında yeni bir faiz artışına yeşil ışıkKüresel Ekonomi