Haber Detayı
Özlem Çınar: Dönem dizisinde oynayabilirim
15 yıl boyunca Kanal D’nin fenomen dizisi “Arka Sokaklar”da hayat verdiği ‘Aylin’ karakteriyle hafızalara kazındı. Bu serüvene geçen yıl nokta koydu, sonra da rotasını sinemaya çevirdi. “Kul: Dilemma” filmiyle yeni bir başlangıç yapan Özlem Çınar’la hem dizideki uzun yolculuğunun ardından yaşadıklarını hem de başrolünü üstlendiği projeyi ve canlandırdığı Hatice karakterini konuştuk.
* 9 yıl sonra “Kul: Dilemma” filmiyle beyazperdedesiniz.
Neydi bu projede sizi çeken?- Önce senaryo, sonra rol.* Filmde ‘Hatice’ karakterine hayat veriyorsunuz.
Nasıl biri Hatice? - Hatice ızdırap içinde bir karakter.
Önce küçük yaştaki kızını, daha sonra da kocasını kaybetmiş.
Bu ızdırapla hayatta tek başına kalıyor.
Aynı zamanda hayattaki rutinini sürdürüyor.
Dışarı çıkıyor, yemek yapıyor...
Tuhaf olan; bilinci eşi ve kızıyla birlikte gömülmüş gibi.
Kafayı yemiş değil ama ızdırabını ilginç bir biçimde yaşıyor.* Psikolojik gerilim, beyazperdede sıkça görmediğimiz bir tür.
Bu anlamda riskli bir proje miydi?- Evet, doğru.
Gerilim deyince insanların aklına böyle cinli, perili işler falan gelir genelde.
Bu, dramaturjisi çok kuvvetli bir hikâye.
Sokaktan geçen herhangi birinin yaşayabileceği bir olay.
Kafadaki ikiye bölünme durumu herkeste var.
Yaşadığımız olayları kafamızda başka bir şekilde bürüme refleksi de oluyor bir süre sonra.
Yaşadığın hayatı, yaptığın yanlışları kabullenememe, onların içinde boğulma, çıkış yolu arama, bazen çıkışı bulamama...
Fotoğraflar: Murat ŞAKATRAVMALARIMI ATLATTIĞIMI DÜŞÜNMÜYORUM* Siz hayattaki travmalarınızı nasıl atlatıyorsunuz?- Ben atlattığımı düşünmüyorum travmalarımı.
Travmam var mı, onu da bilmiyorum.
Aslında çok kaygılı bir insanım.
Bir süredir meditasyonla ilgileniyorum.
Arada bana “oh” dedirten bir şey.* Peki büyük kayıplar yaşayan bir kadını canlandırmak, çekimlerde ne hissettirdi size?- Neyse ki çok tekrar yapmadık! (Gülüyor) Rolüme hazırlanırken oyuncu koçu arkadaşım Ersin’le çalıştım.
Tek başıma oturup çalışmadım, çünkü uzun yıllar sadece polisi oynadım.
Onun verdiği hem bir beden dili alışkanlığı hem de bir jargon alışkanlığı var.
Ersin bana kilitli kapıları açtı, anahtarları verdi.
Ben anne değilim ama yeğenlerim var.
Onlar da çocuklarım gibi zaten.
Şimdi düşünüyorum da; Hatice yine iyi başa çıkmış.
Herkesin başa çıkabileceği bir acı değil bu...
DİZİDEN SONRA TALEP EDİLEN OYUNCULAR OLACAK MIYIZ DİYE MERAK EDİYORDUM* “Arka Sokaklar”da 15 yıl oynadınız, dile kolay.
Ekipten ayrıldığınızda “sudan çıkmış balık” hissi oldu mu?- Çok doğru bir deyim kullandın.
O zamanlarda diyorum ki; bu dizi biterse nasıl olacak?
Bir yandan da “Bu iş tamamen bittiğinde, talep edilen oyuncular olacak mıyız, yoksa sadece orada mı kalacağız?” diye merak ediyordum.
Benim rolüm çok ani bir şekilde bittiği için tabii sersemledim, sudan çıkmış balık gibi oldum.
Ama şimdi iyiyim.
Bir dizinin yıllarca devam etmesi konfor açısından güzel.
Ama bir yandan aynılığın içinde dönüp durmak, insanın neredeyse bilincini kapatıyor.* Ekipten görüştükleriniz var mı?- Var, evet.
Partnerimle görüşüyorum; Ozan’la (Çobanoğlu).
Oya Okar’la da iletişim halindeyiz.
DÖNEM DİZİSİNDE OYNAYABİLİRİM* Bundan sonra dizi düşünüyor musunuz? - Elbette istiyorum ama bir çekiciliği olmalı.
Belki güzel bir dönem dizisi olursa, olabilir.* Sizi iş haricinde hiç görmüyoruz.
Magazinsel olmayı mı sevmiyorsunuz?
Magazin mi sevmiyorsunuz? - Çok süslenmek falan gerekiyor onun için.
Giyinmek, kuşanmak...
O bana fazla geliyor.
Şimdi Instagram var, YouTube var.
İşin magazin tarafını kişiler değil de sosyal medya aldı.
Yani oyuncu olmanıza gerek yok magazinel olmak için.
Herkes magazinini kendi yapıyor aslında.
Kendini gündemde tutabiliyor.
Umarım ben hep yaptığım işlerle konuşulurum.
Magazinde görünenleri yargıladığım için değil ama vallahi süslenip püslenip gezmek beni yoruyor.DEPRESYONDAYIM* Bir gününüz nasıl geçiyor? - Son zamanlarda depresyonda geçiyor.* Neden?- Bilmem.
Bahar gelince bende öyle şeyler oluyor...
Boş bir günümden bahsediyorsak; muhakkak yoga, meditasyon yaparım.
Okuyacağım şeyler varsa okurum.
Bazen hiç kimseyle görüşmediğim günler olur.
Bazen de sürekli birileriyle görüşürüm.
Çok iyi bir film bulursam izlerim.
Bazen çok içime kapanırım, bazen de çok dışarıya dönerim.
Ama rutinlerim muhakkak yoga ve meditasyon.
İLİŞKİ SAÇMA BİR ŞEY* Aşk sizin için ne ifade ediyor?- İfade şekilleri yaşa göre değişir.
Çok daha genç yaşta olsaydım “tutku” derdim.
Ama şu anda dostluk ve arkadaşlığı da barındıran bir kavram benim için.* Neye tahammül edemezsiniz ilişkide?- Israr sevmem.
Ben de ısrar etmem karşı tarafa.
Güven önemli.
Güvenmeyeceğin bir ilişkide zaten olmamalısın.
Aynı zamanda birbirine alan bırakmak lazım. “Nereye gidiyorsun?
Ne yapıyorsun?” gibi sorular soruyor insan.
İlişki zaten saçma bir şey.
Karşındaki hem baban oluyor, hem kocan oluyor; her şeyin oluyor.
Tuhaf bir şey.
Kadın ve erkek apayrılar.
Ne erkek kadını ne de kadın erkeği anlayabilir.* Siz ilişkilerinizde bu anlamda problem yaşıyor musunuz? - Yok, çok problem olmuyor.
Hallediyorum.
ÇOK TUHAF BİR FİLM OLDUĞU İÇİN İZLENMELİ* Seyirci “Kul: Dilemma”yı neden izlemeli?- Çok tuhaf bir film olduğu için izlemeli.
Ben fragman ve afişe bakıyor olsaydım, bu filme giderdim.
Röportajın başında “Psikolojik gerilim risk midir” diye sordunuz ya; “Eyvah bu bir risk mi” dediğimiz şeyler bizi şaşırtabiliyor bazen.
Belki de bu sebepten çok kişi izleyecek.