Haber Detayı

Sebeplerin Ötesini Gören İrfan: Hazreti Anadolu!
Dr. r. bülend kırmacı haber3.com
13/04/2026 14:36 (1 gün önce)

Sebeplerin Ötesini Gören İrfan: Hazreti Anadolu!

Sebeplerin Ötesini Gören İrfan: Hazreti Anadolu!

Bu gün sizlerle bir pazar günü yazısı paylaşmak istedim değerli dostlar, iyi okumalar dilerim...Bir köy yolculuğunda, söğütlerin arasından akan bir derenin kenarında durulur.İncecik, çelimsiz bir köylü yuları tutar ve başını kaldırıp der ki:“Efendim, bu dere bu vakitlerde hüzzam akar… biraz dinlesek mi?”Okumuş yazmış insanların çoğunun ayırt edemediğini, o insan duyar.Çünkü o, suyu sadece görmez… dinler.Bir posta dağıtıcısı ile bir emekli paşa arasında kurulan dostlukta da aynı incelik vardır...Paşa, kendine mektup yollar!Sırf o adam gelsin, iki kelam edilsin diye.Sebebini soran dağıtıcıya şu cevabı verir:“Baştan aşağı Anadolu tütüyorsun… ihtiyar gönlüm sende dinleniyor.”İnsan budur, bazen bir başkasında memleketini bulur.Bir baba, gecenin bir vakti oğlunu uyandırır:“Dinle…” der, “ekinler büyüyor.”O an çocuk (ki, Cüneyt Arkın'dır) anlar:Toprağa yakın olan, hayatı sadece yaşamaz… hisseder.Köyde tüm imcelere destek olan Hacı Amca vardır.Para mı gerekir?

O verir.Bir eksik mi çıkar?

O tamamlar.Nedenini sorarsınız, gözleri parlar:“Güzelliklerine doyulmamış zamanlardan geliyorum…Türkülerimizin muradı, yemeklerimizin tadı, çocuklarımızın adı değişmesin…”İşte o iki cümlede bir medeniyet saklıdır.Bir mülakat odasında, Anadolu’dan gelmiş genç bir kız ve annesi…Sorular sorulur, tereddütler dile getirilir.“İstanbul’da tek başına ne yapacak?” denir.Anne sakince cevap verir:“Bir ay sabretsin… ineğimi keçimi satar, ben de gelirim.”Sonra ekler:“Yoksul olunca yükün de hafif oluyor.”Ve en sonunda, o sarsıcı cümle gelir:“Kızımın saçına Kızılırmak’ın toprağını kına diye yaktım… o koku durdukça Allah’ın inayetiyle bir şey olmaz.”Bir şairin dizeleri zihne düşer:“Ah o kadrini bilmediğim günler…”Zaman geçtikçe insan anlar;değer, yaşanırken değil, geçtikten sonra görünür.Bir türkü ustası, “Gönüllerinizin hizmetçisiyim” diyerek çıkar insanların karşısına.Bir şair, “Ah şairler, siz büyüttünüz bu yaraları” diye seslenir.Ve bir başka ses, Aşık Veysel’den yankılanır:“Benim ile gezdin, beni arattın…”Söz, Anadolu’da sadece söylenmez…yaşanır.Aradığımız gerçeklik, çoğu zaman uzağımızda değil…yanı başımızdadır.Bu kısa öyküler bizim mütevazi, iddiasız, gürültüsüz, arı duru ama bir o kadar da bilge dünyamızın anlatımı...Gerçekten Anadolu insanının bu "topraktan bilen" hali, bu sağduyusu, bu irfanı olmasaydı; ne devrimlerimizi başarabilirdik ne de toplumsal barışı koruyabilirdik...Yazımın başlığı işte bu düşünceden kaynaklandı.Umarım siz de benim gibi severek okumuşsunuzdur...İyi pazarlar, verimli haftalar dilerim.Dr.

R.Bülend Kırmacır.b.kirmaci@gmail.comhttps://x.com/bulendkirmacihttps://www.facebook.com/r.bulendkirmacihttps://rbulendkirmaci.wordpress.com/

İlgili Sitenin Haberleri