Haber Detayı

Çaresizlik
Recep genel nefes.com.tr
18/04/2026 05:00 (4 saat önce)

Çaresizlik

Çaresizlik bir anda üstüne çullanmadı. Sen henüz farkına varmadan “Kader ağlarını yavaş yavaş ördü.” Ağır...

Çaresizlik bir anda üstüne çullanmadı.

Sen henüz farkına varmadan “Kader ağlarını yavaş yavaş ördü.” Ağır ağır birikti, çoğaldı, etrafını kuşattı.

Sonra bir an geldi, hayatını teslim aldı.

Kontrol artık senin ellerinde değil.

Dümene o geçti.Ne zaman başladığını bilemediğin gibi ne zaman biteceğine ilişkin de bir fikrin yok.

O büyük çaresizliğin tam ortasında kalakaldın.Mesela, her gün işe gidiyorsun, altında ezildiğin, boğulduğun mesai için “Ya sabır” diyorsun.

Hem dışarıda milyonlarca işsiz, çaresiz var.

Kalkıp nereye gideceksin?Neredeyse “Bir gün daha geçti” diye duvara çentik atacak hale geldin.

Ama maaşını bile ödemiyorlar.

Günler, haftalar geçiyor, patron hiç üstüne alınmıyor.

Üstüne gitmedin; sonra “Çok oldun artık sen” diye kapıya koyuverirler diye düşündün.Bir sendika başkanı vardı, senin sesin gibiydi.

Tam da çaresizliğini anlatıyordu.

Hani, sen de alkışlamıştın; “İşçileri adam yerine koymayı öğrenin” demişti.

Onu da içeri aldılar; “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ediyormuş.Mesela, işini ekmeğini elinden alanı yazan, arsıza arsız, hırsıza hırsız diyebilen bir gazeteci vardı.

Soruşturmalardan, kovuşturmalardan yakasını kurtaramıyordu.

Onu da “Yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaktan” içeri aldılar.

Haberlerini takip ettiğin, YouTube’da abonesi olduğun bir başkası vardı. “Ben bu çocuğu seviyorum, güzel konuşuyor” diyordun.

Onu da Silivri’ye koydular.

Onun gibi onlarcasının yanına…Mesela, değişim isteyen birine oy vermiştin, belediye başkanı olmuştu.

Onu da aldılar.

Yetmedi, kendi partilerinden birini başkan diye koltuğa oturttular.

Sadece o değil, 23 kentin başkanlarını da birer ikişer tutukladılar.

Ya da sen seçtin, onlar kayyuma verdi.

Bazıları da köşeye sıkışınca iktidara demir attı.

Yerel yönetimlerde değişim istiyordun.

Onlar rozetlerini değiştirdi. “N’apalım” dedin, sineye çektin...Mesela, kahvaltı yaparken izlemeye doyamadığın, “Dünya bunların yüzü suyu hürmetine dönüyor” dediğin o çocukları her gün yüreğin ağzında okula gönderiyorsun.

Bırak eğitimi, varlığı güvenlik meselesi haline gelen o kapılardan içeri giriyorlar.

Bir şiddet iklimi, her şeyi yakıp kavururken çocuklarına da musallat olmasından korkuyorsun. “Akşam olsun, sağ salim dönsünler” diye bekliyorsun...

Her gün, “İnşallah başlarına bir şey gelmez” diye yollarını gözlüyorsun.Belki de kendini bu ülkenin dışına atıp her şeyden kurtulmak için çırpınıp duruyorsun.

Yok, o da olmuyor; bütün kapıları kapatmışlar, çıkış yok.

Adeta bu hayatı yaşamaktan başka seçenek bırakmamışlar.

Daha düne kadar gidebildiğin o ülkeler, bugün seni turist olarak bile istemiyor.

Bankadaki parana, evin tapusuna, kaç yıldır çalıştığına bakıp sonra “Olmaz” diyorlar, kapıyı yüzüne kapatıyorlar.GELİP SENİ BULUYORZulümden kaçamıyorsun, ne yaparsan yap gelip seni buluyor. “Aman bana dokunmasın da ne olursa olsun” diye ilerlesen de yeterli olmuyor.

Gördüğünde başını çeviriyorsun.

Görmemiş, duymamış gibi yapıyorsun.

Hepsini de “Başımıza bir iş gelmesin” diye kabulleniyorsun.Ama yakanı kurtaramıyorsun.

Gelip seni buluyor.

Memleketin en ücra köşesine gidip saklansan da olmuyor.

Orada da zulümden medet uman, gemisini iktidarın limanına demirlemiş biri karşına çıkıyor.Üstelik çember her geçen gün biraz daha daralıyor.Sanki birileri ellerini başının üstüne koyup teslim olmanı bekliyor...Ne yapacaksın?

İlgili Sitenin Haberleri