Haber Detayı
Suçlu, bilgisayar oyunları mı
ŞANLIURFA ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları pek çok soruyu ve tartışmayı beraberinde getirdi.
Daha çok Kuzey Avrupa ve Amerika’da gördüğümüz bu tip saldırıların bizde pek örneği yoktu.Bu yüzden olanı-biteni iyi anlayıp benzer saldırıların önüne geçmek için akılcı önlemler alınması gerekiyor.Birkaç gündür şiddet içerikli bilgisayar ve video oyunlarının çocukları böyle saldırılara yönelttiği konuşuluyor.Aslında bu konuda uzun süredir ciddi akademik çalışmalar var.
Çoğu, saldırıların en sık görüldüğü ABD’de yapılıyor.Kuzey Avrupa ülkeleri ve İngiltere’de de önemli araştırmalar var.Şaşırtıcı bir şekilde bu çalışmaların hemen hepsinde aynı sonuç ortaya çıkıyor.
Şiddet içerikli oyunlar ile saldırganlık arasında nedensellik bağı bulunmuyor.Yani Türkçesi, araştırmalar “Bir çocuk bilgisayarda vurdulu kırdılı bir oyun oynadığı için katil olmaz” diyor.ABD’de bu tip saldırıların 1965’ten bu yana raporunu tutan Mass Shooter Database’in çalışması, Oxford Üniversitesi’nin 2019 tarihli araştırması, Amerikan düşünce kuruluşu RAND’in 2024’teki raporu aynı ortak noktayı vurguluyor.Peki bu sorunun kaynağında ne var?Aslında Kahramanmaraş’taki meşum katliam bu çalışmaların hepsinin özeti gibi.Son 20 yıldaki yaklaşık 1500 saldırı incelendiğinde uzmanların “risk yığını” dediği faktörlerin başında çocuğun ailesine bağlı faktörler öne çıkıyor.Saldırganların profilinde çocukluk travması, boşanma ve aile içi şiddet yüzde 70’in üzerinde bir paya sahip.Okul hayatında maruz kalınan zorbalık ve sıkıntılar bu profildeki çocukları daha fazla etkiliyor.Ve geçmişteki örneklerin çoğunda erken sinyaller okul ve aile tarafından fark edilemiyor.Bununla birlikte silaha erişimin kolay olması da yine risk yığınının en tepesine yerleştirilen faktörlerden biri.Tüm bunların yanında video oyunlarının değil ama sosyal medyanın travmatik ve tetikleyici etkisi son dönemki saldırılarda daha çok ön plana çıkıyor.Özetle, kestirmeden bir cevabı olmayan, çok katmanlı bir sorunla karşı karşıyayız.
Okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması işin bir boyutu olabilir.Ancak buzdağının görünmeyen kısmında aileden okula, sosyal izolasyondan silaha erişime odaklanılması gereken birçok nokta var.İSVEÇ KİTABA, KALEME NEDEN DÖNDÜDÜNYADAKİ en iyi eğitim sistemleri arasında gösterilen İsveç, radikal bir karar alıp 15 yıl sonra dijitalden klasik sisteme döndü.Eğitimde zorunlu hale getirilen tabletler ve dijital materyaller şimdi kalem, defter ve basılı kitaplarla değiştiriliyor.
Sınıf kütüphaneleri geri geliyor.Bir nevi eskiye dönüş.İsveç hükümeti bunun sebeplerini, okuma-yazma alışkanlıklarındaki gerileme, dikkat eksikliği ve dijital bağımlılık olarak sıralamış.
Ülkede bir yandan da okullarda cep telefonu yasağı uygulanıyor.Ancak ortada şöyle bir sorun var.
Tamamen dijital yetişen bir nesil, okul döneminin sonunda kaleme ve kâğıda dönünce bocalamış durumda.Bütün gününü evde ekran ya da telefon başında geçiren ve okula yeni başlayan çocukları da eski sistemle tanıştırmak ayrı bir dert.İsveç eğitim sisteminin bile dijitalleşmenin yanlış etkilerini görmesi 15 yıl aldı.
Bu kararın ardından herhalde global eğitimde şimdi bir analog devrim rüzgârı esecek.
SIRADAKİ DURAK KÜBA ABD Başkanı Trump, Venezuela ve İran’ın ardından sıranın Küba’ya geleceğini söylemişti.Nobel Barış ödülünü alamayan Trump’ın alternatif dünya barışı planında sanırım sonraki durak Küba.Kapalı sistemi dolayısıyla gözlerden uzak kalan Küba şimdi hem uzaklardaki savaşın hem de ABD ablukasının ceremesini çekiyor.Dün Küba’nın, ABD’ye karşı kazandığı Domuzlar Körfezi zaferinin 65. yıl dönümüydü.
Amerikalılar, 17 Nisan 1961’de bir CIA planıyla Fidel Castro’yu devirmek üzere adaya askeri çıkarma yapmış ancak başarısız olmuştu.Bu olay Küba’da her sene zafer bayramı olarak kutlanıyor.
Ancak bu sene Kübalılar için şartlar çok daha zorlu.Trump yönetimi Hürmüz’dekinin aksine Küba’ya sıkı bir enerji ablukası uyguluyor.Her sene tören için ülkeye giden gazeteciler, bu sefer çok kötü bir manzarayla karşılaştıklarını anlatıyor.
Aylardır Küba’ya sadece tek bir Rus tankeri yakıt taşıyabilmiş.Donald TrumpEnerji krizi dolayısıyla geceleri ülke neredeyse tamamen karanlığa gömülüyor.
Temizliğiyle meşhur Havana sokaklarında çöp dağları oluşmuş.
Çünkü hemen herkes çöplerden işe yarar bir şeyler toplamaya çalışıyor.Üstelik en büyük döviz geliri turizm olan ülkede İran savaşı sonrasında in cin top oynuyor.ABD ablukası, Ukrayna ve İran savaşlarının etkisiyle birleşince dış yardıma bağımlı olan Küba’ya Çin ve Rus desteği büyük oranda kesilmiş.Şu ara pek gündeme gelmese de Küba’da çok büyük bir sıkıntı yaşanıyor.
İran savaşı biterse herhalde gözler o tarafa çevrilecek.Küba’nın başkenti Havana’da, Küba Devrimi’nin sosyalist ilan edilmesinin 65. yıldönümü kutlandı.
PEAKY BLİNDERS’TAN ISSIZ ADAM ÇIKTIBBC/Netflix ortak yapımı Peaky Blinders, en beğendiğim dizilerden biriydi.Dünyanın 1920’lerdeki çalkantılı değişimini anlatan kasvetli havası çok cezbediciydi.Thomas Shelby ve çetesiyle 6 sezonun ardından vedalaşmıştık.Dizinin devam filmini duyunca heyecanlanmış, film hakkındaki olumsuz eleştirileri okuyunca bir süre izlememe kararı almıştım.Neyse geçenlerde izledim.
Eleştirenler az bile söylemiş.
Dizinin hatırasına ihanet gibi bir film olmuş.Kafasında kırk tilki dolaşan Thomas Shelby gitmiş, yerine bir Issız Adam gelmiş.Dizinin en önemli karakterlerinden Arthur’un filmde saçma sapan harcanmasına mı yanarsın yoksa koskoca Birmingham çetesinin “Z kuşağına” kalmasına mı...Demek ki her hikâyenin devamı iyi olmuyormuş.
Bazı şeylere zamanı geldiğinde veda etmek gerekiyormuş.