Haber Detayı

148 tesisle, 40 milyon metreküp su depolandı
Sürdürülebilir dünya dunya.com
05/05/2026 00:00 (8 saat önce)

148 tesisle, 40 milyon metreküp su depolandı

İklim krizi kapımızdayken, Türkiye su güvenliğini yeraltına taşıyor. 37 ilde tamamlanan 148 tesisle 40 milyon metreküp su depolanırken, bu yenilikçi model sadece depolama değil, 'hibrit arıtma' çözümleriyle tarım ve sanayiye can suyu oluyor. 42 bin dekar arazinin sulamaya açılmasını sağlayan bu devrim niteliğindeki projeler, sürdürülebilir su yönetiminde yeni bir dönem başlatacak.

Küresel ısınmanın yarattığı düzen­siz yağış rejimi ve artan buharlaş­ma oranları, tatlı su kaynaklarımızı her geçen gün daha kıymetli hale getiriyor.

Bugün dünya genelinde tarımsal üretimin yüzde 70’i su kaynaklarına doğrudan bağım­lıyken, açık rezervuarlardaki suyun buhar­laşma yoluyla kaybı, verimlilik önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor.

Türki­ye, bu küresel tehdide karşı stratejik bir ham­le yaparak yeraltı suyu suni besleme tesisle­rini devreye alıyor.

Geleneksel barajların ak­sine, suyu toprağın altında muhafaza eden bu sistemler, hem buharlaşma kaybını sıfıra in­diriyor hem de suyun doğal filtreleme süreç­lerinden geçerek korunmasını sağlıyor.Türkiye’nin 37 farklı ilinde toplam 148 te­sis projesi hayata geçirilmiş durumda.

Bu te­sisler aracılığıyla şu ana kadar yaklaşık 40 milyon metreküp yeraltı suyu beslenerek re­zerve dâhil edildi.

Ekonomik boyuta bakıldı­ğında, bu yatırımların karşılığında 42 bin de­kar tarım arazisi modern sulama olanakları­na kavuşurken, 21 milyon 500 bin metreküp içme suyu da güvenli bir şekilde vatandaşla­rın kullanımına sunuldu.

Yatırımların coğra­fi dağılımında ise Ege ve İç Anadolu bölgele­ri başı çekiyor.

Aydın 18 tesisle liderliği üst­lenirken, onu 16 tesisle Manisa ve 12 tesisle Nevşehir takip ediyor.Sadece depolama değil, doğal arıtma Karabük Üniversitesi bünyesinde yürütü­len son akademik çalışmalar, yeraltı baraj­larını ‘hibrit arıtma tesisleri’ne dönüştürü­yor.

Geleneksel yöntemlerin ötesine geçen bu modelde, kirleticileri tutma özelliği yük­sek olan diyatomit ve aktif karbon gibi doğal malzemeler kullanılıyor.

Su sümbülü gibi bit­kilerin entegre edildiği sistemle, endüstriyel atık suların ön arıtmadan geçirilerek tarım­da yeniden kullanımı mümkün hale geliyor.

Bu, döngüsel ekonomi için dev bir adım an­lamı taşıyor.Yeraltı barajlarının inşa süreci sadece mevcutlarla sınırlı değil, 36 ilde yürütülen çeşitli ölçekteki projelerin yanı sıra 31 tesi­sin inşaatı aktif olarak devam ediyor. 63 fark­lı proje için ise jeolojik ve jeoteknik incele­meler titizlikle yürütülüyor.

Bu teknik hazır­lıklar, özellikle yarı kurak iklim kuşağındaki Türkiye için stratejik bir savunma kalkanı oluşturuyor.

Uzmanlar, yeraltı barajlarının sadece su kıtlığıyla değil, aynı zamanda kirli­lik ve taşkın riskleriyle mücadelede de kritik bir rol oynadığını vurguluyor.Yerel kalkınmanın gizli kahramanları Büyük ölçekli barajların aksine, yeraltı su­yu besleme tesisleri küçük ölçekli sulama ve kırsal yerleşimlerin su ihtiyacını karşılamak üzere optimize ediliyor.

Kamulaştırma ma­liyetlerinin düşük olması ve ekosisteme za­rar vermeyen yapısı sayesinde bu projeler, kırsal göçün önlenmesinde ve yerel tarımsal sürdürülebilirliğin sağlanmasında ekono­mik bir kaldıraç görevi görüyor. 42 bin dekar arazinin sulamaya açılması, doğrudan bin­lerce çiftçi ailesinin gelir kalemlerini stabili­ze ediyor.

Gelecek vizyonunda, yeraltı baraj­larının sanayi bölgeleriyle entegre edilmesi planlanıyor.

Endüstriyel tesislerden çıkan ve nispeten az kirli olan suların, yeraltı depo­lama modellerinde çakıl, kum ve diyatomit gibi katmanlardan geçirilerek arıtılması, su­yun bir kez daha ekonomiye kazandırılması­nı sağlıyor.

Literatürde ‘su verimliliği’ olarak tanımlanan bu süreç, Türkiye’nin yeşil dönü­şüm hedefleriyle tam uyum gösteriyor.

İklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yönelik geliştirilen bu yenilikçi ve sürdürülebilir çö­zümler, Türkiye’nin su stresinden çıkan bir ülke olma yolundaki kararlılığını simgeliyor.

İlgili Sitenin Haberleri