Haber Detayı
Yılmaz: İmalatçının vergisi yüzde 12,5’e çekildi
Reel sektörün büyümediği, sağlıklı bir şekilde gelişmediği bir ortamda finansal kesimin de gidebileceği yerlerin sınırları olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kurumlar vergisi oranının tüm imalatçılar için yüzde 12,5’te sabitlenmesinin öngörüldüğünü bildirdi.
Hamide HANGÜLCumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) işbirliğinde düzenlenen Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesinin açılışında yaptığı konuşmada, gündemdeki gelişmelere ve vergide yeni düzenlemeden bahsetti.Kurumlar vergisinin tüm imalatçılar için yüzde 14’ten yüzde 12,5’e düşürüleceği düzenlemeyi, bayramdan önce çıkarmak istediklerini açıklayan Cevdet Yılmaz, “Kurumlar vergimizi, teklif meclise gittiğinde ilk aşamada ihracatçı imalatçılar için yüzde 9, tüm imalatçılar için yüzde 14 gibi bir rakamdı.
Ancak bu konuda Meclisimizin de takdiriyle tek oran, daha sabit bir oran yapma kararı verildi ve yüzde 12,5 şeklinde bir düzenleme yapıldı.
Dolayısıyla kurumlar vergisinin düşürüldüğü, dışarıdan gelen sermayenin çok daha kolay bir şekilde ülkemize kazandırıldığı yeni bir çerçeve oluşturuyoruz.
Bunu, bürokratik işlemleri kolaylaştırma anlayışımızla da bütünleştiriyoruz” diye konuştu.“Gerçeklikten uzaklaşan sistem, patlamaya müsait”Finansal kapsayıcılığın olmadığı, finansal imkanların sadece belli kesimlerin erişebildiği bir dünyanın, adaletli bir dünya olmadığına işaret eden Yılmaz, gerçeklikten uzaklaşan bir finansal sistemin, elinde sonunda balonlar oluşturmaya, patlamaya ve büyük yıkımlar meydana getirmeye müsait bir sistem olduğunu, bunun karşısında varlığa dayalı finansal sistemlerin giderek güç kazandığını söyledi.Finansal piyasaların derinleşmediği, finansal araçların çeşitlenmediği bir ortamda reel sektörün sağlıklı büyümesinin de mümkün olmadığına vurgu yapan Yılmaz, “Bu ikisini, aynı resmi tamamlayan iki unsur olarak görmeliyiz.
Reel sektörün büyümediği, sağlıklı bir şekilde gelişmediği bir ortamda finansal kesimin de gidebileceği yerlerin sınırları var.
Dolayısıyla bu iki kesim arasında daha çok diyalog olması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.Finansal büyüklük üzerinden sektöre bakıldığında, 2018’de 2,5 trilyon dolar olan İslami finans varlıkların, 2024’te 6 trilyon dolara yükseldiğine işaret eden Yılmaz, “2029 yılında bunun 9,7 trilyona kadar yükselmesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.İslami finans gelişim endeksi skoruna göre, Türkiye’nin 2012 yılında 82 ülke arasında 23’üncü sıra yer alırken, 2025’te 140 ülke arasında 10’uncu sıraya yükseldiğini belirten Yılmaz, “Yaklaşık 127 milyar dolarlık İslami finans varlığı ile ülkemiz dünyada 9’uncu sırada yer alıyor” dedi.
Türkiye’de sektörün, 2026 Mart itibarıyla üçü dijital finans kuruluşu olmak üzere 10 katılım finans kuruluşunun faaliyet gösterdiğini ve aktif büyüklüğünün 4,7 trilyon TL’ye ulaştığını açıklayan Yılmaz, “Geldiğimiz yere baktığımızda çok önemli mesafe alındığı ortada, ancak potansiyeli düşünürseniz henüz arzu ettiğimiz yerde olmadığımızı vurgulamamız gerekiyor” mesajı verdi.Akben: Katılımın payı yüzde 9,5’e ulaştı Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, katılım bankacılığının, kamu ve özel sermaye yapılarının temsil edildiği 11 katılım bankasının finansal mimarinin gelişimine öncülük ettiğini belirterek, “Yeni İktisat Katılım Bankası’nın da izin almasıyla bu sayı 11’e çıktı” dedi.Katılım bankalarının net dönem kârının 2025 sonunda 86 milyar liraya ulaştığını belirten Akben, “Katılım bankalarının 2026 Mart sonu itibarıyla temel performans göstergelerini incelediğimizde aktif büyüklüğün 4,7 trilyon liraya, kullandırılan fonların 2,3 trilyon liraya, toplanan fonların 3,1 trilyon liraya ve öz kaynakların ise 334 milyar liraya ulaşmış olduğu görülmektedir.
Bankacılık sektöründen alınan pazar payı 2025 yıl sonuna göre 0,3 puan artmış ve 9,5 seviyesine ulaşmıştır.
Toplanan fonlar payımız yüzde 11’e çıkmıştır” bilgilerini paylaştı."Programın öncelikleri milletimizin öncelikleri"Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İmalatçılara yüzde 12,5 kurumlar vergisinin mali yükü olsa da mali alanlarının bulunduğunu söyledi.
Şimşek, programın raydan çıkmasına ise izin vermeyecekleri vurgualdı.
Katılım Zirvesinin kapanışında konuşan Şimşek, büyük bir küresel şokla karşı karşıya olunduğunu dile getiedi.Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buna rağmen biz programın önceliklerinde hiçbir zaman değişiklik öngörmedik.
Çünkü öncelikler, milletimizin öncelikleri. milletimiz ‘Hayat pahalıyla mücadele edin’ diyor.
İşte fiyat istikrarı dediğimiz konu.
Çünkü şoklara maruz bir bölgedeyiz.
Her zaman o şoklara karşı tamponlar lazım.
Sürdürülebilir cari denge, yönetilebilir cari denge bizim için çok kritik.
O programın bu sene çıkan büyük şoku dikkate alması mümkün değil.
Elimizde kristal bir küre yok.O nedenle tabii ki bu sene enflasyon, cari açığı, bütçe açığı, yani büyüme hedefleriyle gerçekleşmeler arasında bir takım farklar olacak, bir takım sapmalar olacak.
Bu yüksek bir olasılık.
Ancak temelde biz programı ana rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.
Çünkü doğrusu bu.” Bu dönemde bu şokun büyük olduğunu, ancak yönetilebilir olduğunu da söylediklerini dile getiren Şimşek, “Çünkü şoklara dayanıklılık için biz tamponlar inşa ettik.
Geçen sene bütçe açığımızın milli gelire oranı yüzde 2,9, bize benzer ülkelerde iki katı yüzde 6 civar.Bu bize bir alan sunuyor.
Biz bu şoku yönetebiliriz” diye konuştu.
Kamuda tasarruf yaptıklarını da dile getiren Şimşek, “Bu sayede bütçe içindeki payı yüzde 4.6'dan tasarruf genelgesiyle 3 civarına düştü” dedi.
Programın yükünü dar gelirliler, ücretliler çekiyor denildiğini, ancak işgücünün milli gelirdeki payının ciddi şekilde program döneminde arttığını vurgulayan Şimşek, “İş gücünün milli gelirden aldığı pay yüzde 31 civarındayken, şu anda yüzde 37’ye çıkmış durumda” ifadelerini kullandı.'Eşit düzeyde rekabet şartları için çalışıyoruz'Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, son dönemdeki gelişmelerin etkilerini, enflasyon ve dış denge görünümü üzerinde hissettiklerini belirtti.
Zirvede konuşan Karahan, Türkiye’nin büyüme potansiyelinin yüksek, borçluluk düzeyinin düşük ve makro finansal istikrarın iyileştiğine işaret etti.Karahan, “Dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşması ile finans sektörünün ülkemizin ekonomisine artan bir katkı sunacağını öngörebiliyoruz.
Katılım finansın da bu süreçte finansal derinleşmenin devam etmesi ve finans sektörünün daha geniş kesimleri kapsaması için kritik öneme sahip olduğunu değerlendiriyoruz.
Bu nedenle katılım finansın, sektörün geri kalanı ile olabildiğince eşit bir düzeyde rekabet etmesini sağlayacak şartları oluşturmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.Özellikle enerji fiyatlarındaki gelişmelerin, nisan ayında enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturduğuna işaret eden Karahan, “Sıkı para politikasıyla son dönemde enflasyonda gözlenen bozulmanın orta vadeli görünümü bozmasına izin vermeyeceğiz” dedi.
Dezenflasyon süreciyle, makro-finansal istikrarın güçlendiğini ve bu eğilimden rekabet gücü artan katılım bankacılığı sektörünün de faydalandığına işaret eden Karahan, bankacılık sektörü dış borç yükümlülüklerinin 184 milyar dolara ulaşırken, bunun 8 milyar dolarlık kısmının katılım finans kuruluşlarına ait olduğunu söyledi.