Haber Detayı
İHKİB Başkanı Mustafa Paşahan: Lüks markada Türkiye üretim merkezi olacak
“Türkiye hazır giyimde fiyat odaklı rekabetten çıkıp, satın alınabilir lüksün üretim üssü olacak” diyen İHKİB Başkanı Mustafa Paşahan, sektörün artık markalaşma ve ikiz dönüşümle katma değerli üretime odaklandığını söyledi. Paşahan, yurt dışından marka satın almak isteyen firmalara yönelik yeni bir destek paketi açıklandığını hatırlattı.
Nurdoğan A.
ERGÜNnurdogan.arslan@dunya.comKüresel pazarlardaki daralma ve maliyetler yüzünden rekabetçilikte zorlanan ve son 3 yılda ihracatta 4.4 milyar dolarlık kayıp veren Türkiye hazır giyim sektörü, markalaşma için yeni bir hamle başlatıyor.
Sektör, yeni dönemde fiyat odaklı rekabet yerine markalaşma ve ikiz dönüşümle katma değerli üretime odaklanacak.
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Paşahan, “Avrupa’da üretim ve tedarik zinciri kökten dönüşüyor.
Kullan at devri kapanırken döngüsel, sürdürülebilir, daha uzun ömürlü ve akıllı üretim dönemi başlıyor.
Daha az adetli, daha nitelikli ve uzun ömürlü ürünler üreteceğiz.
Özetle satın alınabilir lüksün, hızın ve kalitenin adresi olacağız” dedi.
Markalaşma yolunda önemli bir gelişmeyi de paylaşan Paşahan, Ticaret Bakanlığı’nın yurt dışından marka alımı yapacak firmalara yönelik yeni bir destek paketi açıkladığını hatırlattı.
Paket kira, tanıtım, depo alanı gibi konuları kapsıyor.
Detayların haziran ayında açıklanması bekleniyor.
Paşahan, “Bu desteğin hayata geçmesiyle yurt dışından marka alımları artacak, markalaşma yolculuğumuz hızlanacak” dedi.“Bu topraklarda hazır giyim hep var olacak” Tekstille birlikte hazır giyim sektörünün son 3 yılda yaklaşık 400 bin kişilik istihdam kaybettiğini kaydeden Paşahan, “Bütün kayıplara rağmen 2025’te 12 milyar dolar cari fazla verdik.
Bir başka ifade ile ülkemize 12 milyar dolar net döviz kazandırdık.
Hazır giyimin en zor yılında gösterdiği performansı sergileyen yedi sektör daha olsaydı, Türkiye 2025’i 92 milyar dolar açık yerine dış ticaret fazlasıyla kapatabilecekti.
Bu veri bile hazır giyim endüstrisinin Türkiye ekonomisi için önemini yeterince ortaya koyuyor.
Hazır giyim üretimi ve ihracatı bir ticari faaliyet olmanın ötesinde özellikle kadınların istihdama katılması ve tersine göç başta olmak üzere sosyal hayatımızda da önemli bir misyon üstleniyor. 81 ilimizde ve yüzlerce ilçemizde üretim yapıyoruz.
İstihdamımızın yüzde 55’inden fazlasını kadınlar oluşturuyor.
Bütün bu verileri alt alta topladığımızda hazır giyimin ülkemizde ekonomik ve sosyal hayatın en kritik sigortalarından biri olduğunu görüyoruz.
Ancak son üç yılda o sigortanın direncinin çok fazla aşındığını söylemek durumundayım” dedi.
Krizlerden çok hızlı etkilenen sektörün “en hızlı” toparlanacak sektör olduğunu da söyleyen Paşahan, “Türkiye’de bu iş bitmedi, bitmeyecek” ifadelerini kullandı.“Mevcut teşvik sistemi çözüm üretmiyor” Sektörün son üç yılda yaşadığı sorunların temelinde enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan “düşük kur yüksek faiz” politikasının yattığını söyleyen Paşahan, şöyle devam etti: “Kapsamı çok geniş olmakla birlikte mevcut teşvik sistemiyle sorunları çözemiyoruz.
Biz doğrudan desteklerle asgari ücret maliyetinin 800-850 dolar seviyelerine indirilmesini istiyoruz.
Halen 3 bin 500 lira olan istihdam desteği 6 bin liraya, bin 270 lira olan asgari ücret desteği 2 bin 500 liraya çıkarılmalı.
Hazır giyim gibi cari fazla veren sektörlerde döviz dönüşüm desteği yüzde 3’ten yüzde 10’a yükseltilmeli.
İhracatçının yüzde 15’in altında maliyetle finansmana erişebilmesini sağlayacak çözümler geliştirilmeli.
Türkiye geneli tüm bölgelerde kurulu tekstil ve konfeksiyon yatırımları 3 yıl boyunca 6’ncı bölge teşviklerinden yararlandırılmalı, ekonomik darboğazdan çıkılana kadar kurulu kapasitelerin korunması sağlanmalı.
Mevcut teşvik belgelerinin süresi 10 yıl uzatılmalı.
Teşvik belgeli yatırımlarda asgari ücretin yüzde 50 fazlasına kadar ücret verilen personelin SGK primleri tam teşvik kapsamına alınmalı, emekli çalışan için ödenen SGK primi teşvikli yatırımlarda tamamen kaldırılmalı, diğer bölgelerde yüzde 50 indirilmeli.”“AB ile iş birliğini güçlendirmeliyiz” Hazır giyim sektörü için küresel ticaretin mevcut gerçeklerine uygun bir master plan hazırlanmasının zorunlu olduğunun altını çizen Mustafa Paşahan, “Başta kamu olmak üzere tüm paydaşlarla iş birliğini ve koordinasyonu güçlendirmek durumundayız.
Avrupa Birliği’nin (AB) Hindistan ve MERCOSUR ülkeleri ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının (STA) önümüzdeki yıllarda sektöre vereceği zararları önlemek ve hazır giyimin Made in EU kapsamında kalması için ticaret diplomasisi hızlandırılmalı "dedi.Gültepe: İtirazımız Gümrük Birliği'nin prangalarınaTürk Hazır Giyim Endüstrisinin Dönüşüm Yolculuğu başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada AB’nin MERCOSUR ülkeleri ve Hindistan’la yaptığı STA’ları hatırlatan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, “Buna itirazımız yok ama bu STA’ların 30 yıllık Gümrük Birliği anlaşmasını Türkiye için prangaya dönüştürmesine, itirazımız var.
Hindistan ve Güney Amerika menşeli ürünlerin AB üzerinden dolaylı olarak ülkemize gümrüksüz girme ihtimaline çok fazla itirazımız var.
Fiilen dondurulmuş da olsa biz, AB ile tam üyelik müzakeresi yürüten bir ülkeyiz.
Dolayısıyla yükümlülüklerimiz kadar haklarımız da bulunuyor.
Biz AB için sadece zor günlerde kapısı çalınacak bir komşu olmak yerine, karşılıklı fayda temelinde sürdürülebilir iş birliği geliştirdiğimiz stratejik ortak olmak istiyoruz” dedi.
Toplantıya katılan Uluslararası Hazır Giyim Federasyonu (IAF) Başkanı Stefano Festa Marzotto, “Üreticileri merkeze koyacak bir anlayışa ihtiyacımız var.
Üreticileri merkeze koyan ve tüm sektörün aynı yönde, ortak bir gündeme ve neyin, hangi sırayla yapılması gerektiğine dair ortak bir anlayışla, birlikte çalışmasını sağlayacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var” dedi.
Avrupa Hazır Giyim ve Tekstil Konfederasyonu (EURATEX) Başkanı Mario Jorge Machado da “Türk şirketleri, AB düzenleyici çerçevesini engel olarak görmek yerine bu büyük pazara erişim için bir filtre şeklinde değerlendirmeli.
Erken uyum sağlayan Türk şirketleri, başkalarının erişemeyeceği şartlarda rekabet etme imkânına kavuşacaklar” ifadelerini kullandı.