Haber Detayı

Hazar açılımı
Yazarlar hurriyet.com.tr
29/04/2026 05:58 (1 gün önce)

Hazar açılımı

İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşta iki ay geride kaldı.

Bugün itibarıyla elimizde kısmi bir ateşkes, masaya oturamayan taraflar ve bir de kapalı Hürmüz Boğazı var.Diğer tarafta bu çatışmanın yan unsuru olarak İsrail’in Hizbullah’ı bahane ederek Lübnan’da açtığı ve derinleşmesine kesin gözüyle bakılan bir cephe söz konusu.Fakat İran savaşı artık İsrail hariç kimse için uzamasında fayda olmayan bir çatışma.Daha önce de ifade ettiğim gibi satrançtaki “pat” durumuna benzeyen vaziyet bir uzlaşıyı zorunlu kılıyor.Bunun için de taraflar son günlerde diplomatik açıdan birbirini tartıyor.Tabii Trump döneminde bu bir satranç mücadelesinden çok güreşteki el ense çekmeye benziyor.Ancak önceki gün İran heyetinin Rusya’ya yaptığı ziyaret birkaç açıdan yeni bir dönüm noktası sayılabilir.Ukrayna savaşının etkisiyle uluslararası alanda yalnızlaşan Rusya, İran çatışmasında ön plana çıkmaktan kaçındı.

Bunun en önemli sebebi şüphesiz Hürmüz dolayısıyla Rusya’ya yaptırımların askıya alınmasıydı.Ama Rusya son dönemde Suriye’de, Venezuela’da, Mali’de hep kaybeden tarafta yer aldı.

Üzerindeki uluslararası izolasyon da henüz kalkmadı.İşte tam bu noktada önceki gün Petersburg’da gerçekleşen zirve kritik önemdeydi.Rusya, savaşın sonlarına doğru bir “barış müzakerecisi” olarak kendini konumlandırmaya çalıştı ve yeniden diplomasi sahnesine dönebileceği mesajını verdi.İran ise bu savaşta tek başına mücadele ettiği algısını kırdı.

Rus heyetiyle masaya oturarak doğrudan Trump’a mesaj yolladı.Ancak bu buluşmanın tek mesajı barışa yönelik de değildi.Rusya ve İran arasında uluslararası yaptırımlara rağmen Hazar Denizi üzerinden büyük bir askeri ve ticari akışın olduğu sır değil.Amerikalılar tarafından “Rusya’nın arka bahçesi” kabul edilen Astrahan-Bender Enzeli hattı bu trafiğin en kritik noktalarını oluşturuyor.İsrail geçen ay İran’ın Hazar tarafındaki “hava savunma sistemini” hedeflediği bir saldırı gerçekleştirmişti.Ancak hedefin doğrudan Rusya-İran arasındaki Hazar koridoru olduğu açıktı.Zaten saldırı sonrasında Peskov İsrail’e tepki göstermiş, Hazar’ın hedef alınmasını “çok olumsuz” gördüklerini söylemişti.İşte önceki günkü toplantının verdiği ikinci mesaj da buna dair.İran ve Rusya’nın masaya oturması, çatışmanın sürmesi halinde İran’ın Hazar yoluyla destek göreceğinin dosta düşmana ilanı.Özetle Kremlin’in dahil olduğu Hazar açılımı, İran ve ABD’yi bir an önce anlaşmaya davet ederken diğer tarafta anlaşma olmazsa İran’ın yalnız kalmayacağı gözdağını da içeriyor.

KRALLARIN TESELLİSİ İngiltere Kralı Charles ve kendini ‘kral’ olarak konumlandıran ABD Başkanı Trump’ın buluşması sıkıntılı bir dönemde gerçekleşiyor.Trump İran savaşı dolayısıyla içeride sıkıntılı günler yaşıyor.

Kraliyet ailesinin üzerinde ise Andrew’ün kara bulutları dolaşıyor.Bu da yetmezmiş gibi ABD ve İngiltere, İran savaşı yüzünden tarihi bir “tatsızlık” yaşıyor.Buna rağmen iki “kral” teselliyi birbirinde bulmuş gibi.Charles, dünyanın en güçlü ülkesinde, en itibarlı şekilde muamele görüyor.Trump’ın “İngiliz başbakanı yerine Kral karar verse çok daha iyi anlaşırdık” dediği Charles’a büyük bir saygı duyduğu açık.Bu ilginin karşılıklı olduğu da anlaşılıyor.Geçen sene Kraliyet ailesi tarafından en üst düzeyde ağırlanan Trump, iki ülke arasındaki limoni vaziyete rağmen Charles için kendi krallığının kapılarını sonuna kadar açmış.

VEDAT MİLOR’DAN GAMSIZINI DA GÖRDÜK Trump’a saldırı girişimi sırasında herkes kaçışırken masasında sakince oturup yemeğe devam eden Michael Glantz isimli adamı görmüşsünüzdür.Silah sesleriyle birlikte özel kuvvetlerin salona doluştuğu, başkanın karga tulumba ortamdan uzaklaştırıldığı anlarda tabağındaki burrata peynirli salatayı yemeyi sürdüren adamın tek sıkıntısı salatanın sosunun az olması gibi görünüyordu.New York Times, Glantz’a ulaşıp neden o kaos içinde yemek yemeğe devam ettiğini sormuş.Biraz Demirelvari bir cevapla, “ne yapsaydım” demeye getiren adam “Ben New Yorkluyum, siren seslerine, kargaşaya alışığım.

Belim ağrıyor yere eğilemem, üstelik hijyen takıntım da var.

En iyi seçenek yemeğe devam etmekti” diye konuşmuş.Bu olay bana yıllar önce Vedat Milor’un bir televizyon programı çekimi sırasında telefonunu denize düşürmesine rağmen yemeğe devam etmesini hatırlattı.Restoran sahibi ve çekim ekibi düşen telefonu bulmak için koşuştururken “Ondan artık hayır gelmez” diyen Milor telefonu aramak yerine tabağındakileri kaşıklamayı sürdürüyordu.Tabii Glantz’ın gamsızlığı Milor’unkinin çok üstünde.Kurşunlar uçuşurken yemeğe devam etmek oburluk kitabında yiğitliğin zirvesi sayılabilir.

EUROVİSİON’UN BÖLÜNEREK BİTMESİ Çocukluğumda Eurovision şarkı yarışması milli bir meseleydi.Her yıl önce Türkiye’yi temsil edecek şarkı bir yarışmayla seçilir, sonra milli adayımız büyük umutlarla Avrupa’ya yolcu edilirdi.Yarışma akşamı konu komşu evde toplanıp büyük bir heyecanla Eurovision’u izler her seferinde hayal kırıklığına uğrardık.Bu mazlum halimiz Sertab Erener’in 2003’te yarışmayı kazanmasına kadar sürdü.Bu başarının etkisiyle bir süre daha süren Eurovision’a olan ilgimiz yavaş yavaş azaldı.

Sadece bizde değil, Avrupa’da da Eurovision daha niş bir kitlenin ilgi gösterdiği bir yarışmaya döndü.Ukrayna savaşının ardından Rusya’nın dışarıda bırakılması yarışma tarihinde bir dönüm noktası oldu.Rusya, bunun üzerine Intervision adlı alternatif bir yarışma düzenlemeye başladı.Ancak Eurovision için en sarsıcı gelişme Gazze katliamına rağmen İsrail’in yarışmaya devam etmesi üzerine yaşandı.Bu yıl yarışmanın en başarılı ülkelerinden İrlanda, Hollanda, İzlanda, Slovenya ve İspanya Eurovision’u protesto ediyor.Üstelik Viyana’daki yarışmaya tepki olarak aynı tarihte Brüksel’de ‘United For Palestine’ (Filistin İçin Birlik) bir şarkı festivali düzenlenecek.

Festivalde birçok eski Eurovision yarışmacısının yer alacağı söyleniyor.Yani Filistin meselesi Eurovision’a son darbeyi vurmuş oldu.Çocukluğumuzun en apolitik yarışmasının kendi tutarsızlıkları yüzünden politik bir tavırla bölünerek bitmesi tarihin garip bir tezahürü olsa gerek.

İlgili Sitenin Haberleri